Alçak kültür fenomenleri, hikayeler, mitler ve efsaneler

Alçak kültür


Hikayeler ve insan üzerindeki etkilerini keşfet!


Meslek seçiminde nelere dikkat etmeliyiz?

Meslek seçimi yapmak neden zor? Meslek seçimi bir sınav sonucuna göre doğru şekilde yapılabilir mi? Yoksa kişinin kendisine en uygun mesleği bulması, uzun sürecek bir yolculuk mu ? Eğer öyleyse bile, kendimizi tanımayı nasıl başaracağız? Her halükarda, meslek seçiminde nelere dikkat etmeliyiz?

Bu yazıda meslek seçimi ile ilgili en iyi içeriği oluşturma iddiam yok. Sizi hayatta başarıya ulaştıracak ve daha çok para kazandıracak bir yazıya buradan ulaşabilirsiniz. Bu yazıda yapmaya çalışacağım, meslek seçiminin uyandırdığı kaygılar ve meslek seçiminin neden zor olduğu üzerine düşünmek.

Karamsarlık etmek istemem, tabii ki kendinize en uygun üniversiteyi tercih edebilir ya da sizin özellikleriniz açısından en yanlış bölümü tercih etmeyebilirsiniz. Bunlar kısmen yapılabilir. Fakat yaşamda ne sizin kişisel özelliklerinize tam olarak uyan bir meslek var, ne de olmak zorunda. Her birimizin kişisel özellikleri bu kadar zenginken, hangi meslek neden tam olarak size uygun olsun ki?

Meslek seçimi yapmak neden zor olmasın? Pantolon alırken bile bel ve bacak uzunluğu gibi birden fazla sayıda ölçüye bakmıyor muyuz? Öyleyse sistemin başarı baskısını bir süre askıya alalım ve konuyu genişçe tartışalım. Ve meslek seçiminde nelere dikkat etmeliyiz sorusu üzerine düşünelim.

meslek seçiminde nelere dikkat etmeliyiz

Hedefler, başarı hikayeleri ve kaygılar

Üniversite tercihi yaparken ve meslek seçerken hangi baskılar altındayız? İlk akla gelenler gelecekte yeterli para kazanmak ve bir gelecek kurabilmek oluyor. Özellikle 21. yüzyıl Türkiyesi gibi hepimizin giderek fakirleştiği ve geleceksizleştirildiği bir ülkede, bu öncelik tüm diğer öncelikleri ezip geçiyor. Zaten idealist olmanın artık havalı olmadığı bir çağda başka neyi önceleyecektik?

Ama parayı neden isteriz? Tabi ki mutlu olabilmek için. Platon’un formülleştiği gibi, ancak mutlu olmak kendisi için istenebilir çünkü. Fakat mutluluk sabit bir durum değil ve bizler yaşamımızı mutluluğa ulaşmak çabalayarak geçiriyoruz. Bu çabanın kendisi mutlu olmaktan daha güzel belki de. Dostoyevski’nin söylediği gibi, insan en nihayetinde bir piyano tuşu olmadığını kanıtlamak için yaşar.

Günümüzün toplumunda, toplum ve sistem tarafından istenir bir noktaya ulaşıp kendini kanıtlama ihtiyacı da önem kazanıyor. İnsanın doğasında var bu. Ama neoliberal iktidar tekniklerinin aynı zamanda itina ile sabote ettiği bir özellik bu. Her birimiz, canlı yayınlanan başarı hikayeleri ve parlak hayatlar tarafından köşeye sıkıştırılıyoruz: Başarılı olmalısın, hedefler koyup bunlara ulaşmalısın, değerli olmak için meta fetişine katılmalısın… vs.

Neoliberal performans toplumunda başarısız olan kişi, toplumu ya da sistemi sorgulamak yerine başarısızlığından kendini sorumlu tutar ve utanç duyar. Neoliberal rejimin kendine has zekası burada kendisini gösterir. Sisteme karşı direnişe izin vermez.

Byung-Chul Han, Psikopolitika,16

Oysa sürekli değişen bir varlık olan insanın, sistemin hedef vitrininden seçim yapması ne kadar sağlıklı? Başarılı olmak için sürekli yeni yollar arıyoruz hepimiz. Peki bu zorunluluk nasıl ortaya çıktı? Başarısız olma özgürlüğünü niye kendimize tanıyamıyoruz? Neden başkaları gibi olmak ya da başkaları gibi olamadığımız için depresyona girmek zorundayız? Bu çapraşık durumun içerisinde, üniversite tercihi yapmaya çalışan tüm arkadaşlarıma akıl sağlığı diliyorum. Biz çoktan kaybettik 🙂

Ama yine de hayat devam ediyor. Ve hayat yaptığımız seçimler ve bu seçimlerle nasıl baş ettiğimizdir. O yüzden meslek seçiminde nelere dikkat etmeliyiz sorusunu takip edelim.

Kendini tanımak değişmektir

Meslek seçimi bir sınav sonucuna göre sağlıklı şekilde yapılabilir mi? Kendimizi tanımak bile yaşam boyu sürerken, bu kadar keskin bir virajı kaza yapmadan atlatmak mümkün mü?

Benim bu sorulara cevabım negatif. Konunun ilk yönü şu. Bizler ne ilkokul ne de lisede yeterince kendimizi tanıyamıyor ve geliştiremiyoruz. Lisenin son iki yılı soru çözerek, ilk iki yılı ergenlikle mücadele ederek geçiyor. İlkokulda ise ne olduğu belirsiz bir sürü formül ezberleyip ilk kez aşık olmanın şokunu atlatmaya çalışıyoruz.

Ama konunun, eğitim sistemimizin yetersizliğinden başka bir yönü daha var. Hayatta her tercih, bir vazgeçmiştir ve her tercih bir riski beraberinde getirir. Hayatta hiçbir gerçek “seçim” dogruluğundan %100 emin olunarak yapılmaz.

Bu biraz da insanın olumsallığından kaynaklanıyor. İnsan her seçimi ile dünyasını yeniden kurduğunda ve yeniden anlamlandırdığından, hiçbir seçiminden emin olamayan ama aynı zamanda geri de dönemeyen bir varlıktır. Ve O’nun her seçimine kaygı eşlik eder.

İşte biraz da bu yüzden zor bence doğru üniversiteyi tercih etmek. Çünkü her seçiminin sorumluluğunu almak zorunda kalır ve her seçimiyle değişir kişi. Yaptığımız seçim belki bugün bize kısmen uygundur, gelecekte belki daha uygun olacaktır, ya da uygun olmayı sürdürecektir ama bunun sebepleri değişecektir. İnsan biraz da seçimleriyle ve sonuçlarıyla birlikte büyüyor.

Kendini tanımak değil kendini inşa etmek

Bu bağlamda şuna dikkat çekmek istiyorum: biz aslında kendimizi tanıdığımız için doğru tercihler yapmayız. Tercih yaptıkça kendimizi tanır ve inşa ederiz aslında. Ve tercihlerimizi belirli bir yönde yaptığımız zaman karşılığını almaya başlarız.

Tam da bu yüzden, üniversite tercihinde en bize en uygun, gelecekte en çok mutlu olacağımız, en başarılı olacağımız bölümü seçmenin ve bunu seçtiğinden emin olmanın bir yolu yok. Seçilen meslek çok yanlışsa ileride bırakılabilir. Okudukça ve hatta mesleği yaptıkça, yapılan seçim zamanla değer kazanabilir. Kazanmayabilir. Hepsi hayatın içinde bu ihtimallerin. Bunlara açık olmak ya da açık olmaya çalışmak gerekir.

Ben kendi adıma, yüksek lisans sürecinde kısmen ara vermiş olsam da, yaklaşık 8 yıldır çalışıyor ve mesleğimi yapıyorum. Mesleğimi ilk başladığımda seviyor muydun? Şimdi seviyor muyum? Gelecekte sevecek miyim? Mesleğim bana uygun mu? Bu sorulara verdiğim cevaplar sürekli değişiyor. (Bknz. yazarın özgeçmişi)

Üniversite yıllarında farklı sebeplerle seviyordum mimarlığı. Çünkü başka bir insandım. Şimdiyse başka keyifler alıyorum. Bunlardan bazıları o zmn hiç tahmin edemeyeceğim şeyler. Gelecekte de böyle olacak büyük ihtimalle. Gelecek için söz verebilir miyiz?

Her birimiz her gün pek çok tercih yapıyor ve kendimizi inşaa ediyoruz. Bu tercihlerin bir kısmı açık bile olmayabilir. Ama bunları yok sayabilir miyiz? Günlük alışkanlıklarımızı bizim yerimize başkası mı geliştiriyor.

Öyleyse üniversite tercihi yapmakla yaşamın içinde her gün tercih yapmak arasında çok da fark olduğu söylenemez. Üniversite tercihi yapacak arkadaşlara başarılar diliyorum ve bunun çok zor olduğunu biliyorum. Ama hepimiz bir yerlere doğru gelişiyor ve evriliyoruz. Umarım hepimiz güzel ve havadar yerlere doğru gelişebiliriz bitkiler gibi.

Meslek seçiminde nelere dikkat etmeliyiz?

Yine de meslek seçiminde dikkat edilecek bazı önemli kriterler var. Bunların neler olabileceğini soruşturalım.

  • Mesleğinizi bir ömür boyu ya da uzun süre boyunca yapacaksınız. Ama bu mesleğin içeriği ile ilgili bilginiz yok ya da çok sınırlı. O yüzden seçim yapmadan önce, mümkün olduğunca bu mesleği yapan farklı kişilerden bilgi almaya çalışın.
  • Meslek çok uzun süreler boyunca yapılacağından, mümkünse ilginizi çeken bir alanda olmalı. Çünkü her yolculuğun zorlayıcı ve kolay günleri oluyor. Eğer genel olarak konu ilginizi çekiyorsa, zorlayıcı günlerde bile motivasyonunuz daha güçlü olacaktır.
  • Meslek seçimi yapmadan önce kendinize şu soruları mutlaka sorun: Ben hayatta daha çok ne yaparken mutlu oluyorum? İnsanlara yardım ederken mi? Bir konuyu araştırırken mi? Yoksa bir şeylerin teknik yönünü incelerken mi mutlu oluyorum? Eğer bu sorular üzerine düşünebilirseniz, meslek seçimi yaparken daha doğru kararlar alabilirsiniz.
  • Yani aslında yapılması gereken, kişinin hem meslekler hakkında, hem de kendisi hakkında bilgi sahibi olması. Yani mümkün olduğunca kendini tanıması.

Kendini tanımak ve meslek seçimi

Meslek seçiminde nelere dikkat etmeliyiz sorusunun en önemli cevabı, bence kendini tanımak. Ama bu cevap hiç de basit değil. Neden olduğu üzerine düşünelim.

Çünkü kendini tanımak bir yolculuk ve hiç de kolay değil. Kendini tanı, Delphi tapınağının girişinde yazan mottoydu ve en önemli gnostik akımların temel öğretisi. Ama kendini tanımak, on beş yıl gibi bir sürede mümkün olabilecek bir şey değil.

Hele ki bizimki gibi kötü bir eğitim sisteminde. İlkokul ve lise boyunca sadece soru çözen, konu anlatımlı kitap mı yoksa soru bankası mı alayım diye düşünen bir genç, kendisini ne kadar tanıyabilir? Ya da gelecek kaygısı altındaki birey ve ebeveynleri, gencin kendini tanıması için ne kadar kaynak ayırabilir.

İşte en temelde bu yüzden zor kendini tanımak ve en doğru meslek seçimini yapmak. Ama enseyi karartmayalım. Arayışımız hayatımız boyunca sürecek. Ve daha mutlu ve huzurlu bir hayata bir noktada ulaşacağız. Hepimize bol şans diliyorum. 🙂

Ek: Kendini tanımak bir çevre ülkede neden çok zor?

Bu yazıda kendini tanımaktan neredeyse hiç bahsedilmemiş. Buradan bile kendini tanıma konusunun bizim toplumumuzda ne kadar göz ardı edildiğini görebiliriz.

Mesele iki kişisel gelişim kitabı okumak değil. Toplumda çocukların nasıl yetiştirildiği ile ilgili bu konu. Çocuklarımızı başarı ve hayatta kalma odaklı yetiştiriyoruz. Sınavdan yüksek alırsan aferin alırsın, başarısız olursan ise hayal kırıklığı yaratırsın.

Oysa çocuğa bambaşka şekilde yaklaşılabilir. Bir konuda başarı gösteren çocuğa, bu konu ile ne kadar ilgilisin ve bu konuya yatkınsın denebilir oysa. Bu yaklaşım çocuğun kendisini daha fazla tanımasını vesile olur.

Ama yaşam şartlarının bu kadar zorlaştığı ve kültürün bu kadar yozlaştığı bir ortamda, insanların çocuklarını yarış atı gibi yetiştirmesini onaylamasak da anlayabiliriz. Şartlar kültürü ve toplumu belirler. Kimin kişisel gelişebileceği de tarihsel olarak çoktan belirlenmiştir.

Bir yanıt yazın