Alçak kültür fenomenleri, hikayeler, mitler ve efsaneler

Alçak kültür


Hikayeler ve insan üzerindeki etkilerini keşfet!


Avcı Toplayıcılar ve Bolluk Ekonomisi

Avcı toplayıcılar yani tarım öncesi insanlar, genellikle fakir ve zorlu hayat şartlarına sahip kurbanlar olarak anlatılır. Fakat gerçek bunun tam aksi olabilir mi? Taş Devri insanları günümüz insanından daha mutlu muydu? Avcı toplayıcılar bolluğa nasıl ulaşıyordu? Ve bugün bilim insanları neden bu insanları küçümsüyor? Bu tercih ideolojik mi? Kapitalizmin inşaa ettiği ideoloji ve sözde somut bizim ilkel döneme bakışımızı nasıl çarpıtıyor?

Marshall Sahlins, Taş Devri Ekonomisi kitabında bu sorular üzerine tartışır. Ve modern antropolog ve ekonomistin ön yargılarının, dünya görüşümüzden kaynaklanabileceğini söyler.

Ben özellikle kitabın birinci makalesi olan Orijinal Bolluk Toplumu’nu tartışacağım. Çünkü bu makalenin günümüz toplumuna da çok özel bir tarzda eleştirel bakış geliştirmemize yardım ettiğini düşünüyorum.

O halde gelin, avcı toplayıcılar yani taş devri insanının neden bolluk toplumunda yaşadığını tartışalım. Böylece bugünkü toplumumuzun orantısızlıkları ve irrasyonellikleri bir kere daha ortaya çıkacak.

Avcı toplayıcıların yaşamı

Antropolojik çalışmalara baktığımızda, avcı toplayıcıların hem az çalıştıklarını, hem de yeterince beslenebildiklerni görüyoruz. Çünkü toplum az sayıda hedefe sahipti: Yeterli besini fazla yıpranmadan elde etmek, sahip olduğu besini hemen tüketmek ve yiyecek yemeği olduğu sürece enerjisini korumak adına dinlenmek. Ve tüm bunları yaparken de mümkün olduğunca aheste şekilde hareket etmek. Bulduklarını paylaşmak ve eğlenmek.

Avcı toplayıcılar çalışma saatleri

Bu insanlar ortalama olarak günde 3-5 saat çalışıyor ve nadiren çalışırken bitkin düşüyordu. Bir avcı her gün çalışmazdı. Bunun yerine, iyi bir avdan sonra birkaç gün dinlenirdi. Ayrıca gündüz uykusuna çok sık rastlanırdı. Avcı toplayıcılar eğlenmiyor, dedikodu yapmıyor ya da ziyafet çekmiyorlarsa, uyuyordu.

Avcı toplayıcılar gündüz uyuma süreleri

Bir toplayıcı ise (genelde kadınlar) besinlerin yerini ve mevsimini çok iyi bilir ve bunları birkaç saat içinde bulurdu. Ayrıca bu toplama faaliyeti de son derece aheste işlerdi. Ancak yine de, avcı toplayıcılar neredeyse günümüz insanı kadar iyi besleniyordu.

Avcı toplayıcılar beslenme değerleri

Bu insanlar, besin tükendiği için yer değiştirmeyi bile, zevk içinde, aheste şekilde yapardı. Çünkü çok fazla eşyaları yoktu. Avcı toplayıcılar eşya toplamaya karşı isteksizdi. Çünkü bunlar hem ağırlık yapıyordu. Hem de eşyaları kolayca yapılabilecek cinstendi. Ayrıca çoğu zaman bunları ortaklaşa kullanırlardı.

Dünyanın en ilkel halklarının pek az şeyi vardır, ama yoksul değillerdir. Yoksulluk, malların belirli ölçüde az miktarda olması anlamına gelmediği gibi araçlar ve amaçlar arasındaki bir ilişkiden de ibaret değildir; yoksulluk, her şeyden önce insanlar arasındaki bir ilişkidir. Yoksulluk, toplumsal bir statüdür ve bu niteliğiyle uygarlığın bir icadıdır. Aynı anda sınıflar arasında nefret uyandırıcı bir ayrım olarak ve daha da önemlisi bir bağımlılık ilişkisi olarak uygarlıkla birlikte gelişmiştir.

Taş Devri Ekonomisi, Marshall Sahlins, s.45

Modern dünya ve açlık

Peki taş devri insanları bolluk içinde yaşarken, bugün bizim modern dünyamızda neden hala açlık ve yoksulluk var?

Evet, ilkel insan bizden daha az verimle üretiyor ve kaynakları sonuna kadar kullanmıyordu. Ama aynı zamanda onun ihtiyaçları çok daha az ve doyurulması kolay ihtiyaçlardı. Ve kıtlık, ekonominin bir parçası değildi.

İlkel insan bitkin düşmeyecek kadar çalışıyor, bulduklarıyla hemen ziyafet çekiyor ve su gibi temel ihtiyaçlar dışında tutumlu olmuyordu. Onun amacı karnını doyurmak, bulduklarını paylaşarak tatmin olmak ve bir tür hediye ekonomisini sürdürmek,  keyifli ve boş zaman geçirmekti.

Günümüz ekonomik sistemi ise, fiyatların düzenlenmesi ve arz-talep dengesinin kurulması için, sürekli kıtlığa ve yokluğa ihtiyaç duyar. Bim’de tarihi geçen tavukların çöpe atılması, bu düzende israf değil gerekliliktir. Çünkü üretim buna göre belirlenir.

Yani modern dünya, bolluk ekonomisinin tam zıttıdır. Her zaman kıtlık ve arzunun tatmin edilememesi gerçekleşir. Çünkü daha çoğu ve kalitelisi her zaman mümkündür.

Yani modern toplum, hem kültürel olarak yoksulluk zenginlik ayrımı ortaya koyması, hem kıtlığa ihtiyaç duyması ile; orijinal bolluk toplumu olan avcı toplayıcıların tam zıttıdır.

Her şeyden önce bugün yaşadığımız dünyayı nasıl değerlendirmeliyiz? İnsanlığın üçte biri ila yarısı arasında değişen bir bölümünün her gece aç yattığı söyleniyor. Eski Taş Devri’nde bu oranın çok daha küçük olması gerekir. İçinde yaşadığımız çağ, daha önce benzeri görülmemiş bir açlık çağıdır. Çok büyük bir teknik güce eriştiğimiz bu çağda, açlık kurumsallaşmıştır. Bir başka kutsal formülü daha tersyüz edelim: Kültürün gelişmesiyle birlikte açlık miktarı göreli ve mutlak olarak artıyor.

Taş Devri Ekonomisi, Marshall Sahlins, s.46

Sonuç olarak Turgut Uyar’ın şiirinde söylediği gibi, “açlık çoğunluktadır.” Bence incelediğim makale, son derece ilginç. Çünkü bir yandan Roussea’nun, uygarlık ve teknoloji geliştikçe daha mutlu olmadığımız fikrini destekliyor. Bir yandan da insanın ve uygarlığın, üretim ilişkileri bağlamında nasıl dönüşebildiğini gösteriyor. Bu yüzden günümüz çalışan insanı yani homo economicus’u için, ilkel dönem bir yanlışlık anına dönüşüyor.

“Avcı Toplayıcılar ve Bolluk Ekonomisi” için bir yanıt

Bir yanıt yazın