Son günlerde Stranger Things 5. sezonu izlemeye çalıştım. Son sezonu bitirebileceğimi sanmıyorum. Çünkü hikaye bir türlü ilerlemiyor. Bize görsel efektler dışında bir şey sunmuyor. Diğer sezonlara göre artan dizi süresi sadece hataları ve saçmalıkları arttırmış. Ve duygusal kancaları dışında, dizi bizi yakalayamıyor. Stranger Things 5. sezon ile ilgili tek iyi şey 80’lerin harika müzikleri sanıyorum. Ama tüm bunlara rağmen diziyi izlemeye devam edebilirdim. Fakat dizinin anlatım dilinde beni rahatsız eden daha önemli bir şey var. Gelin bu yazıda anlatıcı türlerini inceleyelim ve Stranger Things’in nasıl özel türde bir tanrı anlatıcı ortaya çıkardığını tartışalım.

Ama önce şu soruyu sormak gerekiyor. Bu anlatım tarzı son sezonda mı ortaya çıktı? Daha önceki sezonlarda da bu anlatım tarzı varsa, neden bu son sezonda dizinin kalitesinin düşmesine sebep oldu? Elbette bu anlatım tarzı daha önce de mevcuttu hatta ben bunun yani ”tüketici-tanrı-anlatıcı”nın Netflix’in özel tarzı olduğunu düşünüyorum. Ama her anlatım tarzı kendi handikaplarını içerir. Ve tüketicinin arzusunu takip edip her fırsatta tatmin etmeye çalışan, anlatı kurallarını yok sayarak anlatıyı izleyicinin dopamin mekanizmasının maximum tatminine odaklayan bir anlatım tarzı; hedefine ulaşamadığında en kötü anlatıyı ortaya koymuş olur. İşte Stranger Things’in yükselişinin ve çöküşünün kısa hikayesi budur.

Yine de Duffer Brothers’ı tebrik etmek lazım, en azından sadece 400 milyon dolar harcayarak kötü bir iş çıkardılar. Birincilik hala Rings of Power ekininde. 🙂 Ama tehlike yapımcının girişim başarısı ile sınırlı değil. Tam aksine, dizi başarısızlığıyla gündem olduğu için beklenilenden fazla da izlenebilir. Tehlike şu: Günümüzde yeni bir anlatı tarzı ortaya çıkıyor. Ve bu tarzın hedefi, anlatının kendi dinamiklerinden ve sanatsal kaynaktan tamamen bağımsız. Çağın hakim kültürel bezirganı ve kalpazanı olan Netflix, anlatım tekniğini kendi dükkanının selameti doğrultusunda kurguluyor.

Stranger Things

Hikaye anlatıcısı olarak insan

Anlatı her gün sokakta ve her insan etkileşiminde yeniden kuruluyor. Çünkü insan olmak bir hikayeye sahip olmaktır. Ama bazı anlatıcıların çevresi daha geniştir ve diğerlerinden daha geniş etki alanı vardır. Sonunda netflix mi, tik tok anlatıcısı mı, dert anlatanlar mı, komplo teorilerine inananlar mı, sigarada boş muhabbet edenler mi kazanacak? Burası belirsiz. Ama şunu kabul etmek gerekir. Hikaye anlatıcılığı yıldızlara bakıp insanlara hikayeler anlatan rahipler, hikayelerle insanı sağaltmaya çalışan şamanlar ve belki biraz da uzun gecelerin sıkıcılığını hikaye anlatarak hafifletmeye çalışan eğlenceli ruhlar tarafından başlatıldı. İnsan beyninin gelişimi açısından çok önemli olan bu eylem, giderek insan kültürünün önemli bir parçasına dönüştü. Ve sanatla kültürün bir parçası oldu.

Sanat ve anlatıcılık türleri

Evet, anlatı bir anlatan ile başladı. Fakat anlatıcılığın şafağı geride kaldığında, hikayenin ulaştığı kişi ile hikayeyi kuran arasında kitap, dergi, sözlü gelenek gibi dolayımlar girmişti. İşte bu noktada anlatı türleri ortaya çıktı. Bunların ilki tanrı anlatıcıdır. Tanrı anlatıcı, özellikle 19. yüzyıl edebiyatı ve öncesinde kullanıldı. Bu tarzda anlatıcı, hikayedeki tüm olaylara, karakterlere ve onların iç dünyalarına bir tanrıymışçasına hakimdir. Tolstoy, Savaş ve Barış’ta ölen subayın ölüm anını bile onun gözünden anlatır. Oysa bu anlatılabilecek bir tanıklık değildir.

20. yüzyıl edebiyatında ise, dönemin dünya görüşü değişimi ile birlikte yeni anlatım tarzları ortaya çıktı. Artık bilgi hiçbir yerden bakış olarak görülmediğinden, anlatıcının da insansal kısıtlamaları olması gerektiği düşünülüyordu. Anlatıcı başkalarının iç dünyalarını görememeliydi. Hatta onları kendi anlayışı oranında kavrayabilmeli ve hatta yalan bile söyleyebilmeliydi. Bu dönüşüm ilginçtir. Çünkü sokakta başlayan hikaye anlatıcılığı, 20. yüzyılda modernizmin ve post-modernizmin etkisiyle yeniden sokağa ve bireye yönelmiştir.

Stranger Things ve tüketici-tanrı-anlatıcı

Fakat 21. yüzyılda yeni gelişmeler yaşandı. Büyük Veri (Big Data) aracılığıyla artık Netflix gibi yapımcılar, izleyicinin tepkileri ve beğenileri hakkında çok geniş bilgiler toplayabiliyor. Ve bu geniş veriyi analiz ederek, ürettiği dizilere işliyor. Stranger Things gibi dizilerin yönetmenleri 3. dakikada espiri, 12. dakikada romantik flörtleşme, 26. dakikada korku ögesi ve 42. dakikada eşcinsel gerilim koymak zorunda bir diziye. Çünkü piyasa yarışında bunun diziye daha çok izlenme getirdiği görülüyor.

İşte bu adım, tüketici-tanrı-anlatıcı’nın ilk adımı. İkinci adım ise özellikle Stranger Things’in çok iyi başardığı bir şey. Bu dizinin ilk sezonundan beri, diyaloglar sürekli izleyicide tamamlanıyor. 5 karakter uzun bir konuşma ile bir plan yaptıktan sonra, 6. ve 7. karakter bu planı bilmedikleri halde biliyormuşçasına (tanrı anlatıcı) sahneye girer ve konuşmaya katılır. Yani sahneye giren karakterler sahip olmadıkları bilgiye birden kavuşuverir. Çünkü izleyicinin canı herhangi bir tekrar ile sıkılmak istemez. Olayların bağlandığı şey izleyicinin dikkat süresidir.

Fakat bu özel bir tarzdaki tanrı anlatıcıdır. Çünkü klasik tanrı anlatıcı, tüm hakimiyeti kendisinde tutar. Ağdalı, sıkıcı, didakiktir. Stranger Things ise bunun tam aksini yapıyor. Hikayenin devam ettiricisini, izleyicinin konforu olarak belirliyor. Hikaye keyif verebildiği oranda, istediği kadar mantık hatasını göze alıyor. Ve bunu ironi ve sarkazma da yer vermeden gerçekleştiriyor.

Peki tüketici-tanrı-anlatıcı neden tehlikeli?

Daha önce insan olmanın bir hikayeye sahip olmak olduğunu ve anlatmak olduğunu iddia etmiştim. Hepimiz bu anlamsız hayatı bir şekilde anlamlandırmak zorundayız. Bunu da hikayeler ile yapıyoruz. Ve ister istemez yürürlükteki hikayeler birbirini etkiliyor. Çünkü bir hikaye insanı katil, cellat, masum, kibar, sinirli ya da kaba yapabilir. Ayrıca hikayelerin, ihtiyaçlarımıza göre elbiseler gibi üzerimize bile giydirilebilidiğini de gözlemliyoruz. (Örneğin komplo teorilerinin halk hikayelerine dönüşmesi.) Öyleyse hikaye anlatıcılığı bitmemiş bir savaşın son cephesidir. Ve insan olma mücadelesinin / kültür savaşının bir parçasıdır.

Netflix de bu cephenin taraflarından birisidir. Ve hikaye anlatıcılığı ile ilgili bir iddiada bulunur. Hikaye, dinleyicinin konforunu sağlayan şeydir. Onu tatmin ederek sürmelidir. Bunun için tüm anlatıcılık teknikleri esnetilebilir. Tabii böylece hikayenin dönüştürücü gücü yok sayılmış olur. Netflix Brecht’in kabusudur. Özdeşliği öyle bir noktaya götürür ki, buradı dinleyenin ana rahmi ve sahte cennetidir.

Stranger Things

Stranger Things ve kozmik korku

İlginç bir not düşmek istiyorum. Lovecroft’un korku anlatısını nasıl dönüştürdüğünü hatırlayalım. Lovecroft, korkunun en temel duygulanım olduğunu söyler ve bunun kaynağına da hayatın anlamsızlığını koyar. Yaşamın anlam verilemezliği, ona göre kozmik korkunun temelindedir. Aslında kozmik korku her zaman bu kadar sanatsal da kalmaz. Örneğin The Thing’in kozmik korkusunun temelinde soğuk savaş döneminin öteki korkusu ve espiyonaj / ajanlık tehditi vardır. (Bknz. Erlik Kozmik Polit Korku videosu) Fakat biz burada kalmayıp Stranger Things’teki kozmik korku tonunu sorgulayalım. Bence bunun temelinde mutluluk ve tüketim imkanı elinden alınmış insanın çaresizliği var. Çünkü dizinin mutlu karakterleri hep güzel müzikler dinlemekte, aşık olmakta, waffle gibi sevdikleri ürünleri tüketmekte ve bir nevi mikro cennet kurmaktadır. Fakat bu mutluluk, kabuslar tarafından bozulur. Ve kahramanlar cennet arayışı için canavarlar ile savaşmaya başlar.

Stranger Things 5. Sezon

Diziyle ilgili ekleyeceğim pek fazla şey yok. Dizi diğer sezonlarda yaptığı bütün aptalca şeyleri daha fazla sayıda yapmış. Karakterler sürekli bölünerek ayrı maceralara atılıyor ve aynı basit rastlantısal şekillerde birbirini kurtarıyor. Uzayan dizi süresi ise sadece hataları daha fazla gösteriyor. Bu kadar uzun sürelerde dopamin mekanizmasının tatmin edilemeyeceği gerçeği de böylece ortaya çıkmış oluyor. Yani Stranger Things 5. Sezon izlemek için hiçbir sebep yok.

Bir Cevap Yazın

Trending

Alçak kültür sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin