Yoga ne işe yarar? İnsanın acılarını dindiririp onu konfor alanına mı sokar, yoksa onun esenliğini mi güçlendirir? Uyuşukluk mu yoksa farkındalık mı getirir yoga? Yoga spor mu ve yoganın faydaları ne? Gelin bu yazıda bu soruları tartışalım. Ve esenlik için uygulayabileceğimiz bir alışkanlık daha edinmeye çalışalım.
Yoga bize kendimizi fark ettirecek bir boşluk mu sağlar? Bu boşluk bize ne sağlayacak? Özdeğer ve özşefkat duygularımızı geliştirebilecek miyiz? Değersizlik hislerimizi en azından sorgulayabilecek miyiz?
Yoksa yoga bize sadece başka bir hikaye mi sunar? İnsanın ihtiyacı en nihayetinde bir hikayenin içerisinde kendisini kaybetmek ve zihninin koşullanması mı?
Turuncular içerisindeki bilge adam (Osho ya da Çetin Çetintaş) bize izleyecek bir başka lider mi sunar? Yeni bir hikayenin aurası mıdır bizi çeken? Yoksa yoga ile tüm hikayeler ortadan mı kalkar? Yoga din midir? İnancın rahatlatıcılığı mı yoganın sunduğu? Yoksa yoganın bağlantı kurduğu mistik, başka bir kaynaktan mı gelir?
Bu yazıda, kendi 1 yıllık yoga deneyimimden hareketle, yoganın ne işe yaradığını tartışacağım. Aynı zamanda yoganın bugün nasıl sunulduğu ve görüldüğünü de ele almak istiyorum. Yoga ne işe yarar? Yoganın faydaları ve tehlikeleri nelerdir?
Bence yoga ne işe yarar
Öncelikle yoga ile benim kurduğu ilişkiden bahsetmek istiyorum. Böylece yogayı nereden konuştuğum da açık olacaktır.
Ben yogaya kronik sırt ve boyun ağrılarım sebebiyle, bir arkadaşımın teşviğiyle başladım. Yogaya başladığım son bir yıl, aynı zamanda bir psikologla görüştüğüm ve kendi esenliğimi iyileştirmeye çalıştığım bir zaman dilimi oldu.
Ben yogatime isimli yoga stüdyosuna gidiyorum. Bazı arkadaşlarımız yogayı evde yapıyor ama ben o kadar iradeli değilim. Üstelik sınıf derslerinin farklı bir enerjisi de oluyor.
Yoga benim denim deneyimimde neler kazandırdı? Benim için yoga ne işe yarıyor? Yoganın faydaları nelerdir? Liste halinde paylaşmaya çalışayım.
Yoganın Faydaları
- İlk olarak, yoga yaptığım bir sene itibariyle, kronik sırt ağrılarımdan tamamen kurtuldum. Biz masa başı çalışanları için, tüm gün eğilerek çalışmak, resmen omurgamızın köleleştirilmesi. Uzun çalışma saatleri neticesinde sırt kaslarımız kısalıyor ve güçsüzleşiyor. Ama arada aksaklıklar olsa bile, uzun süre düzenli yapılan yoga gerçekten kas ağrıları için harika.
- Yoganın ikinci önemli katkısı, esnekliği olağanüstü geliştirmesi. Hatta yoganın kas esnemekten ve yin yoganın bağ doku-eklem esnemesine katkısı inanılmaz. Ben dünyanın en kapalı insanı olarak, bu kadar ilerlediysem, normal bir insanın ne kadar ilerleyebileceğini düşünemiyorum.
- Özellikle yin yoganın sağladığı bırakma halinin, günümüz insanı için bir esenlik kaynağı olabile elini düşünüyorum. Hepimiz yarışmaktan yorulmadık mi? Biraz serbest bırakmak sizin de zihinsel sağlığınıza iyi gelebilir. Özellikle psikolojik terapi ile birlikte yapılan yin yoga bana çok sakinleştirici geliyor.
- Genel olarak yoga felsefesinin içerdiği kabullenme, sakin kalma, yargısız gözlem gibi konseptinin günümüz insanı için faydalı olduğunu düşünüyorum. Açıkçası benim zihin sağlığım için yoga oldukça fark yarattı.
- Şimdilik değineceğim son fayda, hareketin, rutinin ve sporun bedene faydası. Spor ve yoga, vücudun hormon yapısını düzenliyor ve rutinler insanı daha stabil yapıyor. Yoga spora göre daha sakinleştirici ve kaygı bozukluğu gibi sorunlar yaşayan insanlar için daha uygun olabilir.
Yoganın faydaları kısaca bunlar. Eğer bir amatörün yoga deneyimi ile ilgili daha çok ayrıntıya ulaşmak isterseniz, ‘1 yıllık yoga deneyimim ve yoganın faydaları’ yazıma buradan ulaşabilirsiniz. Şimdilik şu anda yoganın benim için ne ifade ettiğini açıklamaya çalışayım.
Yoga spor mu?
Her ne kadar bazı yoga hocalarım bu tabirine kızsa da, ben hala yogayı bir tür spor ya da egzersiz olarak görüyorum. Tabii ki yoganın zihinsel ve ruhsal faydalarını inkar edemem, bunları bizzat yaşadım. Ama yoga ne hayatımın ne felsefemin merkezinde değil ve belki hiç olmayacak.
Omm nefesini seviyorum ve yapıyorum. Ama derslerin sonunda namaste demiyorum. Enerji, elementler ve enerjiye inanmıyorum. Güçlü yogilerin olağanüstü güçleri olduğuna inanmıyorum ve beni nirvanaya götürecek bir mentör aramıyorum.
Açıkçası yoganın mistik yönüne karşı son derece ilgisiz ve nötrüm. Bir hikayeye inanma ihtiyacı içerisindeki bir insanı hiçbir zaman küçümsemedim. Saygı duyuyorum ilgililere. Ama bu anlatıların, mitolojik hikayeler ve pseudo bilimlerin kalıntıları olduğunu düşünüyorum.
Ama tam bu noktada, yoga ve mistik motifleri hakkında düşünmek istiyorum. Bence alcakkultur.com’da sürdürdüğüm hikayeler ve modern insan üzerindeki etkilerini tartışma çabası için, bu konu biçilmiş kaftan.
Ek: Yoga spor mu sorusu ile de asla ilgilenmiyorum. Bence sporun ne olduğu da hiç açık değil. Önemli olan yaşama ritmimizi güzelleştirmek bence.

Yoga ve yüzeysel mistik
Bazı yoga hocaları ve anlatılarına neden mistik izlenimler eşlik ediyor? Bence bunun iki temel sebebi var. Mistiğin bir sebebi yoganın arkaik bir anlatı olması ve mitoloji ile ic içe olmasıysa da, ben yoganın Kendilik’ten kaynaklanan gerçekçi bir kutsallık deneyimi ile ilişkili olduğunu gerçekten düşünüyorum. Ama bir de bu deneyimin ambalajlanmış hali var. Önce bu ikinci kaynağı tartışalım.
Ünlü bir papa, istesem de iman edemiyorum diyen bir mümin adayına, diz çök ve dua et, iman arkasından gelecek demişti. Bu öneri çok doğru bir noktaya değiniyor bence. Çünkü performatif ritüel, en güçlü inanç kaynağı ve göstergesi.
Tam da bu yüzden, yogada kariyer yapmak isteyen bir hocanın bu anlatının mistik yönünü kullanmasını mantıksız da bulmuyorum. Bir insan, bildiği ve inandığı doğruları yaymak için, neden insanların inanma ihtiyacını kullanmasın. Ne de olsa hepimiz hikayelere ihtiyaç duyuyoruz.
Ama her tercih sorumluluk da getirir. Osho dinleri ve ideolojileri yıktığını iddia ederken, Amerika’da hiyerarşik bir komün kurduğunda ve bu komündeki inançsal mistik performansları desteklediğinde, bir tercih yapmıştı. Hepimiz deneyimin sonuçlarını biliyoruz. Üstelik yoga gibi özgürleştirici olduğunu iddia eden bir pratiğin bu sonuca yol açması, bir soru işareti de bırakmıştı.
Örneğin ünlü yoga hocalarından Çetin Çetintaş’a değinelim. Çetintaş sürekli turuncu giyinir ve turuncunun enerjisinden ve ruhundan bahseder. Ama turuncu giyen bilge adam imajını kullandığından ne o, ne de müşterileri habersiz değildir.
Yoga ne işe yarar? Yoga birilerinin daha fazla kitap satmasına, yoga dersini diğer stüdyolarının 2-3 katına sunmasına, youtube’dan gelir elde etmesine yarayabilir. Peki bu gelirler elde edilirken müşteriye hiç mi fayda sunulmaz? Tabii ki sunar. Peki bu hizmetin bazı tehlikeleri olabilir mi? Bunu psikologlar ve bilim insanları tartışmalı.
(Ps: Çetin Çetintaş kitaplarının neden tehlikeli olabileceğine ilişkin yazıma buradan ulaşabilirsiniz.)
Çetin Çetintaş ve toksik pozitiflik
Bu noktada küçük bir parantez açarak Çetin Çetintaş olayı ile ilgili birkaç şey daha söylemek istiyorum.
Çetintaş’ın istediği şekilde paketleyip satmakta özgür olduğu ‘yoga‘ pratiği ile bir derdim yok. Merak ettiğim şu: Yoga anlatısının piyasaya sürülmüş hali, kendisinden neler kaybeder, reklamcılık sanatından neler kazanır?
Evet, kendimizi kabul etmek bize iyi gelecek. Çünkü kendimizi olduğumuz gibi kabullenmeliyiz. Evet, eleştirel sesimiz yerine şefkati koymalıyız.
Ama bunları bir ekranın karısında, bir istatistlik ve müşteri olarak dinlemek, bu mesajları nasıl etkiler? Bize duymak istediklerimizi mi söyleyecek YouTube bilgesi? Yoksa her bireye uygun bir kurtuluş reçetesini mi savunacak?
Oysa her birey, her yaşam zerresi kendine özgü değil mu? Yoganın ilk icat edildiği günlerde, bugünkü gibi belli sayıda poz olmadığını, yoga yapan insan sayısı kadar asana (poz) olduğunu söylemişti bir yoga hocamız. Yoga bedene dönüş ve bedenin ihtiyaçlarını dinlemekse, her beden kendine özgü değil mi?
Yine de YouTube ya da İnternet aracılığı ile ulaştığımız bilgiler bize ne zarar verebilir? Bu soru açıktır. Ama politik gündemi, sosyal ilişkileri, ekonomiyi göz ardı eden bir mentörlüğün, bize şefkat sağlayacağı da belirsizdir.
Tam aksine, uygulayamayacağımız pozitif mesajlar, bizim üzerimizde zehirleyici bir etki de bırakabilir. Enflasyonla her gün fakirleştirilen, liyakatin yerlerde süründüğü bir ülkede, öfke de bir parça sağlıklı değil mi?
Tabii ki her an öfkeli olamayız. Tam da bu yüzden zihinsel sağlığımızı korumak için meditasyon, yoga, spor yapmak yararlı. Ama YouTube bilgelerinin reklam süzgecinden geçmiş önerileri hakkında da dikkatli ve ölçülü olmalıyız. Bizimle aynı dünyada yaşamayan bir bilge, bizimle aynı zorlukları yaşamayan bir insan, bize yarar sağlayabilir mi?
Sidharta Buda sarayını terk etmişti. Günümüzün bilgesi sarayda yaşayabilir mi? Yoksa tam aksine, din adamı gündelik dertlerden, bizim dertlerimizden uzakta, bir ışık halesi içerisinde mi yaşamalı? Bu soruların cevapları yoga nedir ve yoga ne işe yarar soruları ile yakından ilişkili.

Yoga, kutsallık ve Kendi’lik deneyimi
Yoganın ilişkili olduğu varsayılan ve performe edilen mistiğin, gerçek bir kaynağı olabilir mi? Yoganın kutsalın kaynağı ile ne ilişkisi var?
Bence yoganın, bizi benin gündelik performansının ötesindeki bir Ben ile gerçekleştirilecek temas ve sorgulamaya yol açtığı oranda, derin bir kaynağna temas ediyor. Bunu sadece ‘kendini keşfetmek’ gibi amiyane bir tabirle ifade edemeyiz.
Kendini keşfet mottosu, delphu tapınağının girişinde de yazıyordu, kişisel gelişim kitaplarında da. Peki bu laf ile neyi performe edebiliriz? Bu motto nasıl bizi daha iyi yapar?
Bence bu motto, budanın da önerdiği gibi, beklentilerimize ve isteklerimize verdiğimiz tepkilerimizi sorgulamayı salık veriyor. Çünkü toplumun öğrettikleri değişmez kabul edip, otomatik tepkiler vermek, en nihayetinde bir kölelik çeşidi.
Yoga ve kendilik arayışı
Bu sorgulayıcı performansın sergilenmesinde, yoganın birkaç önemli faydası var.
- İlki, sorgulamanın yavaşlama ve durma ile gelecek olması. Understanding kelimesinin yapısında, durmak var. Eylemde olduğumuz sürece düşünmeyiz. Duyduğumuzda ise neye ihtiyacımız olduğunu söyler bize bedenimiz ve zihnimiz. Yoganın nefes tekniği, bizi derinlemesine ve sakinleşmeye davet eden yapısı, bence bunun için bize yardımcı olabilir.
- İkincisi, yoganın kendimize özen ve şefkat göstermeyi salık vermesidir. Çünkü toplum ve çalışma hayatı, sürekli verimli, üretken ve kazanan olmaya mecbur bırakıyor bizi. Peki bedeninize ve ruhumuza kim özen gösterecek? Neye ihtiyacı olduğunu kim soracak? Bunu biz yapmazsak kim yapabilir ki?
- Üçüncüsü, meditasyon ve diğer teknikler sayesinde bizi kendiliğimizi yeniden düşünmeye davet etmesi. İsteklerimizin ve değerlerimizin ne kadarı bizim, ne kadarı toplumsal kültürel yapıdan gelen koşullanmışlıklara dayanıyor.
Peki bu sorgulamaların kutsallıkla ne ilgisi var? Kutsalın kaynağının ne olduğu daha geniş bir tartışmadır. Yine de şunu hatırlayalım: Tanrısı Musa ona kim oldugunu sorduğunda, Tanrı “ben olan Benim” diye cevap vermişti.
Benzer şekilde sufiler, namazda kıbleye dönülmesi ile ilgili şu metaforu kullanırlar: Dünya yuvarlaksa, her mümin secde ettiğinde kendisine secde eder. Simyacı (Paulho Coelho) uzun yolculukların ardından, gizli hazinesini kendi evinin bahçesinde olduğunu keşfetmişti. İbranilikte tanrının insanı kendi suretinde yarattığı anlatılır.
Yani kutsallığın ve mistiğin kaynaklarından birisi, insanın kendi gündelik tepkilerini sorgulayarak ulaşacağı bir tür zihinsel ruhsal durum ideali olabilir. Bence yoga da işte bu bağlantı bakımından mistik ile ilişki kurmalı.
Sonuç: Mistik yerine esenlik
Yoganın mistik ile bunun dışında kuracağı bağlar, mitolojinin ve eski hikayelerin New age din tonunda yeniden piyasaya sürülmesidir. Bu akımı kullanarak ve insanların günümüzde içinde oldukları bunalım durumunu kullanarak daha fazla insana ulaşmak ya da daha çok para kazanmak isteyen insanları da anlayabiliriz.
Ama bu stratejinin bazı tehlikeleri de olabilir. Osho vakasında olduğu gibi, insanların hiyerarşik yapılar kurmaları, kaderciliğe yöneliş, akla güvenin azalması gibi tehlikeler doğurabilir new age dinlerin yükselişi. Çetin Çetintaş ve diğer YouTube bilgelerinin niyet ve başarılarından çok daha geniş bir konu yani bu.
Bence yoganın mistikle ilişkisi, derinde ve bazı tehlikeler içeriyor. Bu yüzden yoganın mistik yönünden ziyade, zihinsel ve bedensel esenliğe etkisini dikkate almak çok daha sağlıklı.
Bugün ihtiyacımız olan, yeni ve daha iyi bir dinsellik mi, yoksa esenliğimizi geliştirmek mi, bence bu soruya cevap vermek zorundayız. Yogayı bu şekilde daha sağlıklı olmak için kullanırsak, çağımızın zorluklarına karşı da daha kuvvetli olabiliriz. Yoganın faydaları, hepimiz için kendini açmaya hazır ne de olsa.
Bu yüzden ‘yoga ne işe yarar‘ sorusuna benim cevabım, daha sağlıklı bir bedene ve yüksek farkındalığa sahip bir zihne sahip olmak olacaktır. Bu durumu esenlik olarak adlandırabiliriz.
O halde daha esen bir oluşa ve ritme kavuşmak için, çaba harcamaya devam edelim. Çünkü güzel günlere ulaşmak için, hem dünyayı hem de kendimizi güzelleştirmek zorundayız.

