Platonik aşk nedir? Platonik aşk neden yoksunluğun uçurumuna yaslanır? Platon’un aşk tasavvuru neden imkansızlığa yazgılı? Ve biz neden platonik aşık oluruz? Neden imkansızlık daha çekici gelir? Bu yazıda hem Platonik aşk’ın kökenine ve neliğine odaklanmak, hem de kendi deneyimimden hareketle platonik aşık olmanın sıkıntılarına değinmek istiyorum.
Kavram Platon’dan türese de, felsefenin alanı ile sınırlı değil çünkü. Benim de içinde olduğum bir grup insan için, platonik aşk acı verse de çok daha çekici. Asıl soru bunun sebebidir bence. İdealizm mi yoksa kaybetme korkusu mu var bu eğilimin altında acaba?
Ama bu sorular en önemli noktayı es geçiyor. Asıl soru şudur: Platonik aşk eğiliminden kurtulmalı mıyız ve buna karar verirsek nasıl yapacağız? İkinci soruya kesin cevabı henüz bulamasam da, bazı cevaplarım var. Çünkü son bir yılda içinde olduğum terapi sürecinde, Platonik aşk yatkınlığımla baş etmeyi biraz olsun öğrendim. Bu yazıda bunu da paylaşmak istiyorum.
Platonik aşk nedir? Platonik aşkı ne tetikler ve Platonik aşık hangi zararları görür? En nihayetinde Platonik aşktan kurtulabilir miyiz?
Platonik aşk nedir
Platonik aşk kavramı, Platon’un Şölen diyaloğundan çıkan bir kavramdır. Platon’a göre aşk, yapısında imkansızlığı her zaman barındırır. Çünkü ona göre insan her zaman ulaşamayacağı şekilde sever ve kavuşma anında, aşk ortadan kalkar.
Ama burada, sadece koşullarla ilgili bir engellenmişlikten bahsedilmez. Platon’a göre aşk, her zaman insanı üzmeye yazgılıdır Çünkü aşk arzu ile ilişkilidir ve her arzu gibi, tatmin edildiğinde ortadan kalkar. Yani aşık, ulaşmak istedigi sevgiliye ulaştığında, mutlu olamayacaktır. ‘Mutlu aşk yoktur.’
Yoksun olunanı sevmek kolaydır. Orada olanı, hayatı paylaşılanı, artık yoksun olunmayanı sevmek çok daha zordur!
Cinsellik, Aşk ve Ölüm, s.56, Comte-Sponville
Bizim gündelik hayatta kullandığımız aşk da benzer bir imkansızlığı içerir aslında. Platonik aşk ya karşılıksızdır, ya aşık yöneldiği kişiye hiçbir zaman açılmayacaktır, ya da sevilen kişi çoktan kaydedilmiştir.
Benim platonik aşklarımda yaş farkı büyük bir engel olabiliyor örneğin, liseden beri kadın öğretmenlerimin bazılarına aşık olmak gibi bir huyum var. Bazense sevdiğimiz kişi evlidir ya da sevgilisi vardır. (Böyle bir duruma değindiğim yazım ‘Sevgilisi olan birisine aşık olmak istemiyorum’ yazıma buradan ulaşabilirsiniz.)
İster istemez aşkımızı kendimize saklamayı seçeriz boyle bir durumda. Yeni Türkü’nün Resim şarkısı bunu çok iyi ifade eder: ‘O kadar çok sevdim ki resmini / işte bugün konuştu benimle’ Hep sevdiğimiz kişiyle konuşuruz ama sözlerimiz ona asla ulaşmaz Platonik aşık olduğumuzda. Yatağa uzanır ve uyumadan önce onu hayal ederek mutlu olmaya çalışırız.
Şölen’de anlatılan platonik aşk
Platon’un Şölen diyaloğu, bir içki meclisinde aşk üzerine yapılan konuşmaları konu edinir. Eserdeki en önemli konuşmalardan biri de Sokrates’in yaptığıdır. Platon, kendi felsefesini genellikle Sokrates’in ağzından dile getirir ve “Şölen” bu açıdan önemli bir eserdir.
Sokrates, konuşmasında öncelikle Diotima adında bir kadın bilge ile olan bir diyalogunu aktarır. Diotima, Sokrates’e aşkın ne olduğunu ve nasıl anlaşılması gerektiğini öğretir. Ona göre aşk, eksikliğin ve arzunun bir sonucudur; eksik olan şeyin peşinden gitmeyi gerektirir. Aşk, bilginin ve güzelliğin arayışıdır ve sonunda gerçek bilgiye ve mükemmel güzelliğe ulaşmayı amaçlar.
Eros hep sefildir ve o çokların zannettiği gibi duyarlı ve güzel olmaktan çok uzaktır. Tam tersine sert ve kabadır, yersiz yurtsuz ve yalınayaktır, yasaksız döşeksiz hep yerde yatan, kapı önlerinde ve yol kenarlarında açıkta uyuyan, annesinin doğasına sahip olduğundan hep yoksunluk içerisinde yaşayan biridir. Ama babası bakımdan iyi ve güzel şeylere tuzak kuran, yürekli, gayretli, istekli usta bir avcı, hep birtakım planlar kuran, düşünceyi arzulayan ve veren, bütün yaşamı boyunca felsefe yapan, usta bir hokkabaz, usta bir büyücü ve sofistike.
Şölen, s.125, Platon
Sokrates ve Diotima arasındaki diyalogda, aşkın basit fiziksel çekicilikten daha yüce bir şey olduğu vurgulanır. Aşk, bireysel güzelliklerden başlayarak giderek daha soyut ve kapsamlı bir güzellik anlayışına doğru yükselir.
Bu sürecin sonunda, aşık kişi tüm güzelliklerin ötesindeki “Güzellik İdeası”na ulaşır ve bu, gerçek bilgi ve mutluluk kaynağıdır. Diotima’ya göre, bu saf güzellik anlayışına erişen bir kişi, gerçek anlamda bilge ve mutlu olabilir.
Özetle, Sokrates’in “Şölen”deki konuşması, aşkı bir bilgi ve güzellik arayışı olarak tanımlar ve bu arayışın en yüce hedefinin değişmez, mutlak ve soyut bir “Güzellik İdeası”na ulaşmak olduğunu öne sürer. Aşkın nihai amacı, bireyin ruhunun bu idealle birleşerek gerçek bilgiye ve mutluluğa erişmesidir.
Konunun bizimle ilgili olan yönü şudur: Platon aşkı güzellikle ve ilahi olanla bağlamak ister. Çünkü bir insana yönelen sevginin, her zaman tamamlanmamış kalacağını düşünür. Formül şudur: sevgi = arzu = yoksunluk. Platonik aşk kavramı tam da buradan doğar.
Aşık olmak Platoncu dilde, ele geçirmenin sizi tatmin etmeye yeteceği (öyle sanıyorsunuz) birinin çılgınca yokluğunu duyduğunuzun farkına varmaktır. Ne büyük şok!
Aşk, Ölüm ve Cinsellik, s.51, Comte-Sponville
Platonik aşk’ın sakıncaları
Aşk ne zaman zarar vermeye başlar? Platonik aşk konsepti ve performansı neden tehlikelidir? Platonik aşkın bazı olumsuz etkilerini listelemeye çalışalım.
- Platonik aşkın ilk sakıncası, sevgiyi aşkın belirli bir türüne indirgemesidir. Evet, insan gerçekten de elinde olmayanı arzular ve ona sahip olunca mutlu olacağını düşünür. Oysa arzuladığımız şeye ulaşınca, büyünün kaybolduğunu hepimiz deneyimledik. Fakat sevginin her aşaması böyle midir? Aşkın ilk aşamasını geçsek bile, hayatın birlikte daha güzel olduğu bir sevgili ile yaşamak, insanı mutlu edemez mi? Mutlu aşk yoktur mottosu bu bakımdan eksik ve yanıltıcı değil mi?
- Oysa sevgi, emek vermekle de alakalıdır. Birlikte bir hayat kurduğumuz bir insan yani aile ile, dünyayı daha güzel hale getirmek zor olsa da, denemeye değer değil mi? Ama platonik aşkın arabesk hüznüne sığınmak çok daha kolay elbette.
- Aşkın platonik tasavvurunun üçüncü sorunu, bizi sevgi konusunda karamsar hale getirmesidir. Oysa sevgi, sevilene sahip olmak değil, onunla aynı ritme girmek ve bu ritmin doğuracağı duruma açık olmaktır. Bu yeni olasılıklar dünyayı yeniden kurar. Oysa platonik aşk böyle bir ihtimale karşı kördür.
Aşkın olumsuz etkileriyle ilgili bir diğer yazım ‘Platonik aşk neden tehlikelidir’ e şuradan ulaşabilirsiniz.

Platonik aşktan nasıl kurtulabiliriz?
Bu bölümde, Platonik aşka düşmemek için neler yapılabilir gibi bir soru sormak istiyorum. Bir sonraki bölümde ise Platonik aşık olduktan sonra yapılabilecekleri düşüneceğim.
Ben lise yıllarımdan bu yana, platonik aşık olma vakaları yaşayıp duran bir insanım. Aslında platonik aşk üzerine düşünmemin asıl motivasyonu da bu.
Lisede içine kapanık bir çocuk olduğumdan, sevdiğimi kimselere söyleyemezdim. Birkaç yaşıtıma, birkaç da öğretmenime platonik aşık olduğumu hatırlıyorum. Bunlardan bazıları çok uzun süre devam etmişti.
Komik olan şu ki, aşık olduğum kişilerden birisiyle kısa süreliğine sevgili de olmuştum. Platonik aşık olduğum kızın benden hoşlandığını duyunca inanamamıştım. Buradan, o günlerde çok büyük bir özgüven problemimin olduğunu çıkarabiliriz.
Sevgi bütünlük değil, eksikliktir; kaynaşma değil, arayıştır; tatmin olmuş mükemmellik değil, yiyip bitiren yoksulluktur.
Aşk, Cinsellik ve Ölüm, s.47, Comte-Sponville
Belki de platonik aşkın bir sebebi özgüven eksikliği ve sevdiğini birisiyle paylaşma korkusudur. En azından bu örnekte benim için böyleydi. Bu durumda reddedilme gibi durumlarda devam etmekten korkmayacağımız bir duygu durumuna sahip olmak, platonik aşka tutulmamak için ilk çözüm olabilir.
Bunu söylemek kolay tabii diyebilirsiniz. Ben de böyle düşünüyorum, bu yüzden bir psikologtan yardım alıyorum. (Eğer bir psikologtan yardım almak sürecimle ilgili daha fazla bilgi edinmek isterseniz ‘Psikolog ne işe yarar’ yazıma buradan ulaşabilirsiniz.)
Aslında reddedilme korkusu ya da sosyal kaygı gibi konular, daha çok küçüklükte yaşadığımız travmalar ya da bazı durumları deneyimlemekten kaçınmış olmakla alakalı. Platonik aşık sevdiğine açılmadığı için, güvenli alanı hiçbir zaman terk etmemiş oluyor.
Ama bu güvenli alan, Aslında yeterince güvenli bir alan değil. Çünkü bu alandan çıkmayınca, insanın değersizlik hisleri yükselebiliyor. Sevdiğim kişiye açılamıyorsam, onun beni seveceğine inanmıyorumdur içimde bir yerde.
Sonuç olarak, Platonik aşka yakalanmamak için sağlıklı bir ruh durumuna sahip olmak gerekir diye düşünebiliriz. Ne de olsa platonik aşk, çok da sağlıklı bir durum değil.
Platonik aşktan kurtulmak
Eğer bir kez platonik aşkın içine düştüyseniz, onu doyasıya yaşamak istersiniz. İç gıcıklayan bir keder, gece müzik dinlerken tatlı tatlı aşık olunan kişiyi hayal etmek, uyumadan önce ve uyanınca onu düşünmek… Bunların hem acı hem de haz verdiğini bilirsiniz.
İşte platonik aşktan kurtulmanın en önemli adımı, bu alışkanlıklardan kurtulmak. Aşk son noktasına vardıysa yapacak bir şey olmuyor. Fakat platonik aşk gökyüzünden inen bir lanet değil. Adım adım aşık olduğumuzu biliyoruz.
Birisinden hoşlanmaya başlamak gayet normal, duygular doğal olarak yükselir bazen. Ve bu süreç içerisinde hoşlandığımız kişi ile yakınlaşır ya da yakınlaşmayız. Bir adım atarsak, duygular daha da yükselir ya da hayal kırıklığı yaşanarak zorlu duygulara geçilir.
Fakat ortada bir engel varsa ve bir adım atmıyorsak, duygular yükselir ve insanı zehirlemeye başlar. Platonik aşkın bir yönü de değersizlik hissidir çünkü. Sürekli sevdiğim kişiyi hayal eder ve ona ulaşamıyorsam, bir yerde bir sorun vardır.
Ama asıl sıkıntı, umutsuz aşkın duygularını beslemeye devam etmektir. Hepimizin bu yönde alışkanlıkları var. Gece uyumadan önce ya da müzik dinlerken sevdiğin kişiyi hayal etmek gibi. Bu alışkanlıkları ortadan kaldırmak, bence platonik aşık olmamak ya da platonik aşktan kurtulmak için çok etkili.
Ben bu alışkanlıklarımı azaltmaya başladığımdan beri platonik aşk noktasında önemli bir ilerleme kaydettim. Ama bazı durumlarda duygularımızı kontrol edemiyor ve ateşin tam ortasında bulabiliyoruz kendimizi.
Platonik aşkı yenemiyorsak ne yapabiliriz?
Bu durumda kalırsam, tam tersi bir taktik izliyorum. Eğer platonik aşka sırılsıklam tutulduysam ve ilişkinin yaşanmadı ihtimali tamamen ortadan kalktıysa kendimi hissettiklerim konusunda serbest bırakıyorum. Çünkü bu noktada sevmemeye çalışmak da ters bir etki yapıyor.
Hatta bu durumda sevdiğim kişiyi sürekli hayal etmeye çalışıyorum. Garip görünebilir. Ama emin olun, bir süre sonra insan bıkıyor ve bırakıyor bu durumu. Yani olay aslında o kişinin hayalini sizde canlı tutan, haz ve tatmin mekanizmalarını bozmak.
Her halükarda platonik aşkın içerisine düştükten sonra kurtulmak çok zor. Bu durumun içerisine düşen herkese güç ve kolaylıklar dilerim. Umarım esen günlere ulaşabiliriz.
Eğer bu yazı ilginizi çektiyse, aşkın paranormal inanışları bile nasıl etkilediği ile ilgili yazım ‘Aşk Büyüsü ve Mecnunun Cinleri’ ne buradan ulaşabilirsiniz.





Bir Cevap Yazın