30’lu yaşlarıma kadar spor, yoga ve genel olarak bedensel olanla hiç ilgilenmemiş olduğumdan, sporun bedeni tanımaya başlamayı getirmesi bana büyüleyici geliyor. Bu yüzden sporun faydalarından en önemlisinin bedeni tanımak olduğunu düşünüyorum. Sporun faydaları nelerdir? Spor ile bedeni ve sağlığı anlayabilir miyiz? Ve daha da ilginci, pek çoğumuz bedensel ve yaşamsal olana karşı nasıl körleşebiliyoruz? Ve bu körleşmeye karşı yoga bize nasıl yardım edebilir? Yoga spor mu ?
Yaşayan bir organizma olduğumuz halde bunu nasıl atlayabildik? İnsan bedeni nasıl unutabiliyor? Bu soruları da, insan bedenini olumsuzlayıcı inanç ve düşünceler bağlamında tartışmak istiyorum. İlk akla gelenler, tabii ki Sami dinleri, Platonculuk ve ruha ağırlık veren Mısır kaynaklı spiritüalizm.
Ama bunun tam aksine, ruh ve düşünce yerine bedeni ve sonluluğu ön plana alan akımlar da oldu. Niçe Platon’a modern dönemde çekiçle dalsa da, Buda çok daha önce kurtuluşu bedenle ve nefesle ilişkilendirmişti. Buda’nın mesajı, nefesin ve bedenin farkında olmak ve bu yolla özgürleşmekti.
Spor ve yoga bize bu faydaları sağlayabilir mi? Pornografinin ve erotizmin yaygınlaştığı bir çağda hangi “beden” e dönmeli? Sporun faydaları nelerdir ? Ve bedene ilişkin farkındalık, nasıl sporun en önemli faydası olabilir? Yoga spor mu ? Yoksa bize başka şeyler mi katar? Gelin bu konuları tartışalım.
Sporun faydaları nelerdir ?
Burada sporu, kişinin yaptığı her türlü bedeni geliştirici ya da rahatlatıcı aktivite olarak tanımlayacağım. Ancak entertainment sektörüne örneğin futbol müsabakalarının izlenmesi ve buna ilişkin medyayı buna dahil etmeyeceğiz.
Spor dediğimizde, kişinin kendi bedenine ihtimam gösterdiği, onu geliştirmek ve daha sağlıklı hale gelmek için çaba harcadığı her türlü aktiviteyi bunun içine alabiliriz. Yani burada bedene ilişkin bir tür ihtimam gösterme var.

Bu ihtimam gösterme, iç organların kapasitelerinin artması, kasların eklemlerin ve bağ dokuların güçlenmesi, metabolizmanın tepkilerini gelişmesi, kanın vücuda daha çok oksijen taşıması gibi pek çok fiziksel fayda getiriyor. Spor yapan kişiler daha geç yaşlanıyor ve hücre yapımı yıkımına göre daha fazla olmaya başlıyor. Yani sonuç olarak, yaşama gücümüz artmış oluyor. Buna sporun fiziksel faydaları diyebiliriz.
Ama fiziksel olan, psikolojik ve zihinsel olanla son derece bağlantılı. Bedende üretilen pek çok hormon zihne iyi gelirken, benzer şekilde zihinsel stres ve sıkışma da ister istemez, bedene işleniyor. Yani beden ve zihin son derece iç içe. Tam da bu yüzden, sporun fiziksel faydaları psikolojik bir gelişmeyi de beraberinde getiriyor. Bunlara da sporun ruhsal faydaları diyelim.
Ama sporun (ve yoganın) en önemli faydası, kişinin kendi bedeninin tepkilerini gözlemliyor olması. Ben bunun zihinsel refleksiyona benzediğini düşünüyorum. Refleksiyon yapan zihin, kendisini araştırır ve güçlü ve zayıf yanlarını görür. Sporcu ise bedeninin güçlü ve zayıf yanlarını, sınırlarını, kendi öz değerini, biricikliğini ve canlılığını, yani Yaşam’ı görür bünyesinde.
Ben bu karşılaşmanın sporun en önemli faydası olduğunu düşünüyorum. Tabii ki bu farkındalık, bazı spor dallarında daha örtülüyken örneğin yogada daha açık olabilir. Ya da sporcunun düzeyine göre bir farklılık da bulabiliriz. Ama her halükarda, sporcu hayvansal olanın gücüyle, sonlulukla ve Yaşam’la karşılaşmıştır. Bence bu sporun en önemli faydası.
Yoga, beden farkındalığı ve spor
Bu noktada yogaya ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Çünkü yoga, bedeni sadece onun stresini arttırarak değil, aynı zamanda onun rahatlığını arttırarak da geliştiriyor.
Gerek evrimsel gelişimimiz, gerek kültürel gelişimimiz dolayısıyla, kendimizi kastıkça ve zorluklara göğüs gerdikçe gelişeceğimizi düşünüyoruz. Bu da stresin sürekli artmasına sebep oluyor. Oysa kendimize kötü davrandığımızda, artan sadece kendimizle iletişimsizliğimiz oluyor.
Bu da daha kendi bedenimizle ilişkimizden doğan bir şiddet doğuruyor. Kendi bedeni ve kendi ruhu ile konuşmayan, kendisi ile temas etmeyen bir insan; ötekine nasıl iyi davranabilir ki? Kendi eşsizliğinin nasıl farkına varabilir?
Hepimiz özel ve biriciğiz. Yine de kültürel kodlar yüzünden, ya kendimizi ya ötekini yok saymak ve zihinsel olanın peşinden gitme eğilimindeyiz. Oysa yoga ve meditasyon gibi yöntemleri kullanarak, bir kez olsun kendimizi bırakabilsek, kendimize bir parça anlayış gösterebilsek… Sadece rahatlamayacağiz. Çok daha güçlü de olacağız.
Bu yüzden sporun en önemli faydalarından birinin güçlenme olduğu doğru olsa da, bunun nasıl bir güçlenme olduğu da önem kazanıyor. Yoga işte bu noktada çok faydalı. Eğer yoga ve meditasyonu hayatımız sokarsak, fiziksel olarak açılacak, kaslarımızda ve eklemlerimizde sıkışmış baskıları aşabilecek, kendimizle yeni bir ilişki keşfedebilecek ve ruhen de güçlenebileceğiz. (Bknz Yoganın faydaları))
Yoga spor mu ?
Yine de yoganın spor olarak kabul edilip edilemeyeceğini düşünmek gerekir. Bir süredir yoga yapıyorum ve yogatime stüdyosuna gdiyorum. Stüdyonun kurucularından Vedat hoca, bir gün yoganın spor olarak kabul edilemeyeceğini söylemişti. Ben bunu tam olarak anlamamıştım, çünkü o günlerde yogayı hayatıma bir parça hareket katmak ve zihnimi dağıtması için yapıyordum. Ama benim için kabaca yoga spordu.
Tabii ki yogayı hepimiz farklı sebeplerle yapabiliriz. Ve başladıktan sonra, yapma sebebimiz de değişebilir. Yoga yapmak için sebepler şunlar olabilir:
- Kasları ve eklemleri esnetmek
- Zihni rahatlatmak
- Kan basıncını düşürmek
- Bedeni tanımak
- Kasları asgari düzeyde güçlendirmek
Yıllar sonra başka bir sebeple bir ortopedi doktoruna gittiğimde, o da bana aynı cümleyi kurmuştu. ”Yoga spor değil.” Rahatsızlığım spor yapmamaktan kaynaklanıyordu. Kendi başıma egzersiz yaparken ters bir hareket yapmış ve kendimi sakatlamıştım. Doktor, bu ters hareketin de talihsiz olduğunu, ama bunun dışında bacak kaslarımın da çok zayıf olduğunu söylemişti. Bu yüzden eklemlerime yük biniyormuş.
Doktor bana, yoganın spor olmadığını, hatta yoga hareketlerinin güçlü bedenleri bile zorlayabileceğini söylemişti. Benimse hali hazırda kaslarım çok zayıf olduğundan, önce bedenimi güçlendirmem gerekiyormuş. Bunun için çaba harcıyorum şu anda ve umarım sağlığımı tekrar kazanacağım.
Burda birkaç önemli nokta var. Benim sakatlanma hikayemde de görüleceği üzere, bedeninizi gereksiz yere bilmediğiniz egzersiz hareketlerle zorlamayın. Bedeni tanımamak, böyle sakatlanmaları da getirebiliyor. Yoga ile, meditasyon ile, okuyarak ederek, ne yapacaksak bedenimizi tanımak zorundayız.
İkinci önemli konu ise şu: Yoga spor mu ? Bence de en nihayetinde değil. Sporun faydaları nelerdir sorusuna verebildiğimiz cevapları, yoga için veremiyoruz. Yoga spor kadar kapsamlı bir kas güçlenmesi getirmiyor. Bu yüzden yıllar boyunca hiç hareket yapmadıktan sonra çok ağır yoga programları yapmak yerine, spor ve yogayı kombine ederek çalışın. Çünkü tek yönlü çalışma da uzun vadede vücuda bazı sıkıntıları çağırabiliyor.
Bedenin ihmal edilmesi ve spor
Bedenin ihmal edilmesi çok çok ilginç. Çünkü hepimizin bir tane bedeni var. Ama yine de sağlığımızı ihmal ediyor ve bedenimizin verdiği sinyalleri dinlemiyoruz. Temizlik ve sağlıkla ilgili çok az şey biliyor, ağrılar ve acılarla bedenin verdiği mesajları görmezden geliyoruz.
Bedeni ihmal etmek hepimizin tercihi olmasının yanında, bir yandan da kültürel. Batı kültürü binlerce yıldır beden yerine ruha önem verdi. Ve bedenin dünyasal, günahkar ve zayıf olduğunu söyledik. Bu durumda yapılacak açıktı. Ruhsal yani tanrısal olana yönelmeliydik. Ve beden görmezden gelinmeliydi.
Bu dinsel ve zihinsel ağırlıklı eğilimler, Batı kültüründe ciddi cevaplar ve karşılıklar görmedi. Uzak doğunun bedene ve nefes odaklı pratikleri bu alana etkili şekilde ulaşmadı. Ve Yunanlıların bedene hayranlık besleyen yönü, Platonculuk tarafından yok edildi.

Artık beden ruhun değil, ruh bedenin hapishanesidir. Kapatılmanın asıl gerçekleştiği mekân insan ruhudur.
Bugün bu eğilimler, yine sürüyor. Bilgisayar oyunları, diziler, filmler, pornografi, sosyal medya gibi araçlarla; artık zihnimize değil arzularımıza hitap ediyor kapitalizm. Ve arzu, en büyük ilah haline getiriliyor.
Arzunun manipülasyonu, bedenin tek yönlü olarak sabote edilmesi bence. Oysa bedene dönüş, çok daha farklı şekilde gerçekleşebilir. Ve böylece oraa çok daha zengin bir kaynak bulabiliriz.
Bu yüzden ne bedenin ihmal edilmesine, ne de arzularımızın manipüle edilesine kapılmamak gerekiyor.
Beden ve zihnin paralelliği
Bedeni ihmal etmenin en kötü yanlarından birisi şu: Bu şekilde zihni ve ruhu da ihmal etmiş oluyoruz. Çünkü beden, nefes, zihin, ruh ve psikoloji son derece iç içe.
Zen Budizmi’nin beden kullanarak aydınlanmayı sağlama fikri bu yüzden önemli. Budizm, ruhani olanı değil, bedensel olanı merkeze alır. Ve bedeni sakinleştirerek ruhu rahatlatır. Bedendeki sıkışmaları açarak karakteri zenginleştirir.
Beden ve zihnin paralelliği, bilimsel olarak da geçerli bir olgu. Bugün beynin pek çok işlevini bedendeki iç organlarla işbirliği içinde yaptığını biliyoruz. Ve psikosomatik terapi okulları, psikoterapi sırasında çok uzun zamandır bedensel yaklaşımı kullanıyor.
Sporun faydaları ve aydınlanma
Sporun ve yoganın pek çok faydası olduğunu bu yazıda görmüş olduk. Ve bu faydalar hep, kapanma yerine açılmayı, sıkışma yerine gevşemeyi, iletişimsizlik yerine iletişimi getiriyor.
Sonuç olarak sporun en önemli faydalarından birisinin, bir parça da olsa aydınlanma olduğunu söyleyebiliriz. Eğer aydınlanma dinlemek, açık olmak, anda olmaksa; spor ve yoga bunları getirebiliyor.
Ayrıca yoga spor mu sorusunu da sormuş olduk. Ve yoganın spor olmadığı görünüşün ağır bastığını ama yoganın vücudu tanımak başta olmak üzere pek çok faydası olduğunu da fark ettik.


“Sporun faydaları nelerdir? Bedeni tanımak ve yoga” için bir yanıt
💚