Hepimiz hem yaşıyoruz, hem de kültürel bir mücadele içerisindeyiz. Çünkü hepimizin katıldığı kültür savaşı her an sürüyor. Ve dünya değişiyor. Yardımlaşma ve paylaşım, yerini tüketilebilirlik ve teslimiyete bırakıyor. Narsizm, kalpsiz bir çağın hakim ruhu olmaya başlıyor. O halde şu soruları soralım. Narsizm nedir? Neden kalpsiz dünyanın ruhuna dönüşür? Bir narsistle nasıl mücadele etmeli? Ve daha da zor bir soru olarak, narsist bir toplumla nasıl mücadele edilir?

Bu yazının fikri şu. Narsizmin gündelik  hayatta giderek artıyor ve bu durum dünyanın kapitalistleşmesi ile birlikte ilerliyor. Değerler metalaşırken, psikoloji alanında narsist tanısı yaygınlaşıyor. O halde bir narsistle nasıl baş ederiz sorusu, narsist bir dünya ve kültür ile nasıl baş ederiz sorusu ile paralel ilerliyor.

O halde narsizm nedir sorusu ve bu çağ narsist bir çağ mı soruları öncelikle önümüzde. Ve bunların üzerine bir model kurabilirsek, önerimiz de ikili olacak. Bir narsistle nasıl baş ederiz? Ve narsist bir kültürü nasıl değiştirebiliriz?

Gelin, bu yazıda narsizm ve kültür üzerine düşünelim. Çünkü psikoloji ve sosyoloji her zaman olduğu gibi birbirini tamamlıyor. Ve geist farklı ölçekleri kat ediyor? Narsist bir çağda yaşamak ne demek? Bize nasıl bir dünya ve gündelik hayat sunuyor?

Narsizm nedir

Narsizm, kişinin her şeyi kendisiyle ilgili saymasıdır. Narsist kişi için kural ve estetik değil, performans ilkesi geçerlidir. Her ilişki ve olay, narsistin dünyasını tamamladığı oranda onun hayatına girebilir.

Narsist olaylara kendi açısından bakar ve karşısındakini bir eşlikçiye, iki boyutlu aşınmış özneye ya da nesneye indirger. Ama bizden başka birisi değildir narsist. Hepimiz temel düzlemde hem narsistlik eğilimine sahibiz, hem de narsist bir çağda birer kurbanız.

Çünkü hepimiz aynının cehennemine, annemizin karnındaki tam tatmin durumuna, yani ölüme ve uykuya aşığız. Ama bunun tam karşıtı eğilime de sahibiz. Başkaya açılan, yaşam dolu, eros’la coşmaya hazır, rastlantı ve kazalara dayanabilen bir yönümüz de var. Ve bu iki yönümüz sürekli savaş içerisinde.

Narsist bir çağda mı yaşıyoruz

Bugün hepimiz bir şekilde dünyanın merkezinde olduğumuz algısına sahibiz. Bazılarımız daha çok, bazılarımız daha az. Çünkü çağın spot ışığı tek kişilik.

İş yerinde ya da arkadaşlar arasında. Ötekinin müstakilliğine ve bizi tamamlamayan düşüncelerine, duygularına, tercihlerine saygımız giderek azalıyor. Ve bunları müstakil özellikler yerine, düşmanlıklar olarak değerlendirme eğilimindeyiz.

Çünkü herkesin tek başına yemek yediği, kendi imgesini beslediği, her seyi kendisine tamamladığı bir çağda bu tuzakla yaşamamak imkansız. Ya bu tuzağı görmezden gelip onun içine düşeceğiz, ya da onunla savaşacağız.

Bu çağın narsist bir çağ olması, bir yanıyla hepimizde yetersizlik duygusu uyandırıyor. Çünkü her şeyin bizim etrafımızda dönmesi imkansız bir çaba. Ve başarısızlığa uğramaya mahkum bu mücadele.

Çünkü her zaman mutlu olamayız. Her zaman güçlü olamayız. Her tesadüf tatlı çıkmaz. Her şeyi kendimize tamamlayamayız. Ve her şeyi bize uygunluğu ve bizi parlatması bakımından düşünürsek, imkansız bir boşluğun acısını çekeriz.

Narsizm, aşk ve başka

Narsist bir çağda aşkın ve sevmenin değişmeden kalacağını düşünmek naiflik olur. Çünkü aşk ve sevgi tam da başkanın dokunuşunun olduğu yerde gerçekleşir.

Oysa bugün bir öteki ile ilgilenmek hepimiz için giderek güçleşiyor. Hepimiz ihtiyaçlarımızı karşılayacak ve bizi mutlu edecek durum, olay ve nesnelerin arayışı içindeyiz. Oysa ötekinin farklılığı ve tehditi bu mutluluğun hemen içindedir.

Başkaya ulaşamaz, onu gerçekliği içinde kabul edemezsek, bir kendiye de ulaşamayız. Çünkü başka ile birlikte bir kendi oluruz, bunun dışında bir iç kendimiz ya da ruhumuz yok. Başkada kırıldığımız ve toplandığımız, onun aynasında kendimizi gördüğümüz kadar birisi olur, gelişir, tekamül ederiz.

Günümüzün performansa dayalı, kısa süreli ilişki dünyası ise bunun tam tersini sunar. Tanışma uygulamalarında bir resmi beğenir, üç dört buluşmada bu ilişkiyi harcarken, kendi ihtiyaçlarımızın ve beğenilmenin dışında ne elde ediyoruz?

Sürekli daha güzeli ve yakışıklıyı hedefliyoruz. Ama bu kişiyle birlikte neyi keşfedeceğimizi, nerelere yürüyeceğimizi düşünmüyoruz. Ve bu kişiden alacağımız cinsel ya da romantik performans bittiğinde ne yaşayacağımızı…

Çünkü hepimiz yorgunuz. Ben de böyleyim. Ve iki boyuta inmiş bir insan, 3 haftalık ilişkinin sonunda alışkanlıkları, tercihleri, geçmişi ile bir anda üç boyuta çıktığında ne yapacağımı gerçekten bilmiyorum.

İşte tam bu noktada başkanın kendime tamamlayamadığım yönleri ortaya çıkıyor. Ve karşımdakinin bir insan olduğunu fark ediyorum.

Bir Cevap Yazın

Trending

Alçak kültür sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin