Epstein vakası çok farklı şekillerde yorumlandı. Epstein vakasını mistik boyutta ele alan bazı paranormal youtube kanalları ve yayınları, son günlerde ilgimi çekti. Bu yayınlarda Epstein adasında birtakım karanlık insanların, karanlık mistik ritüeller yaptıkları ve bir tarikata üye oldukları anlatılıyor. Kimileri bu karanlık insanların, dünyayı yönettiğini ve savaşa sürüklediğini iddia etiyor.
Bu hikayede doğruluk payı var tabii. Dünyayı zenginler acımasızca yönetiyor. Adil olmayan bir dünyada yaşıyoruz. Fakat bence hikayenin aldığı mistik ton dikkat çekici. Neden bu hikaye dinsel bir boyut kazanıyor? Çaresizliğimiz içinde, iyi ve kötü tanrıların savaşını mı hayal ediyoruz? Aklileştirilemeyen, mistifize mi ediliyor?
Dünya giderek daha karanlık bir yer haline geliyor. Trump ile birlikte dünya siyaseti yeniden savaş eksenine kayıyor. Dünya sistemi, 19. yy Emperyalizmine doğru yol almakta. Dünya her geçen gün daha haşin bir yer oluyor. Tabii bu durum insanların gelecek umutlarını köreltiyor ve siyasi hezeyanları arttırıyor.
İnsan bugün çaresiz mi? Savaşı ve dünyanın adaletsizliğini kimse önleyemez mi? Bizi ancak bir tanrı mı kurtarabilir? (Bu cümleyi Heidegger’den tamamen farklı bir bağlamda kullanıyoruz.) Politik mücadele gerekli elbette. Ama o kadar güçlü olacağımız, dünyanın daha adil ve güzel olacağı güne kadar; bizi delirmekten neler alıkoyacak? Dünyadaki kötülüğün kaynağı şeytana tapan tarikatlar ya da masonlar mı? Cinlerin istihbarata kullanıldığı hikayesi hatta dünya siyasetini etkiledikleri hikayesi, bize neler anlatıyor? Mitoloji siyasete nasıl geri dönüyor?
Epstein Vakası ve komplo teorileri
Epstein Vakası, muhtemelen bir siyasi grubun diğeri üzerindeki operasyonuydu. Ve dünyayı yöneten insanlardan bir kısmının network’ünü görünür hale getirdi. Öte yandan dünyanın böyle networkler aracılığı ile yönetildiği de muhtemeldir. Çünkü dünyadaki zenginliğin çoğu az sayıdaki insanın elinde. Peki buna rağmen bu hikaye neden bu kadar tuttu?
Çünkü dünyanın adaletsiz bir yer olduğunu hepimiz biliyoruz. Ama bu adaletsizliğin, kötülük olduğunu ve kötü insanlar/tanrılar tarafından yaratıldığını bir anda görmüş olduk. Acı ve kötülüğün belli insanlarda cisimleşerek bunları günah keçisine dönüştürmesi, bir anda sis perdesini araladı sanki.
Zenginlerin düşmanımız olduğunu zaten bilmeliydik. Ama zenginlerin bir araya gelip fuhuş, şantaj, pedofili, şantaj gibi ahlaki kötülük içeren fiilleri işlemeleri, bir anda bu durumu daha da açık şekilde gösterdi.
Ama bilinç düzeyinde olmayan, insanı yine bilinç düzeyinde olmayana gönderir. Bu yüzden buradan çıkan hikaye de, kötü insanların şeytana taptıkları, dünyayı masonların yönettiği ve ayinlerinde cinlerle konuştukları oldu.
Yani kötülük, yine trajik tanrılara atfedildi. Bu kötülük bir yenilebilse, Trump ya da ona şantaj yapanlar, gizli tarikat ve dinler bir yenilebilse, paladinler – ışık savaşçıları yani bizim zenginlerimiz, bizim güçlülerimiz bir kazanabilse, kötülük tanrıları dünyadan silinebilse; dünya yeniden cennet olacaktı. Böylece bu hikayede yeniden sistemin içine düşüyoruz.
Ama burada inancın hareketini izlemek önemli. Dünyanın adaletsizliğini hazmedemeyen zihin, ona bir hikaye atfederek, onu katlanabilir kılıyor. Ve delirmekten kurtuluyor. Ve eski dünyanın hurafeleri bugün komplo teorileri halini alıyor.
Epstein vakası ve cinler
Bir süredir escapizm amacıyla cin çağırma ritüelleri yapan Bir de Sen Gör youtube kanalını izliyorum. Bu kanalın sahibi, çeşitli davetlerde Epstein vakasını davet ettiği cinlerle araştırdı. (Örnegin: Epstein Adası’ndan gelen Cin Konuştu) Ve Epstein vakasının mistik boyuttaki tezahürünü (berzah alemi – yani aslında simgesel düzey) ortaya koyduğunu iddia etti.
Paranormal bir dolandırıcılık yapılıyor bu kanalda. Çünkü cinler sadece bir inanç nesnesi. (Bknz. Periler gerçek mi ?) Yine de bunu bir tür hikaye anlatıcılığı olarak kabul edebilir ve inceleyebiliriz. O halde devam edelim.
Ortaya çıkan anlatı şu. Epstein adasında Hatad (Baal) isimli cin ve kabilesine tapan karanlık bir tarikat, dünyaya kötülük getiriyor. Bu insanlar cinleri kullanarak iyi insanlara metafizik saldırılar yapıyor. (Aslında şeytana tapan masonlar – ya da dünyayı yöneten şeytani 5 aile hikayesi tekrar ediliyor burada.)
Bizim ak büyücümüz ise, kendi ak cinleri ile bu adadaki cinleri yakalayıp etkisiz hale getiriyor. Hem paranormal istihbarat topluyor, hem de kendi cin orduları ile kötücül cinler ve tarikata karşı savaşıyor. Ama hikaye burda bitmiyor. Karanlık tarikat bugünlerde yeni karanlık tanrılara tapıyor ve yeniden yapılanmaya çalışıyor.
Hikayenin içerdiği mistisizme bakar mısınız? Bence bir Dan Brown hikayesini kesinlikle aratmıyor. Ve araştırmamızı, iddialarımızı çok güzel örnekliyor. Dünyanın adaletsizliğini değiştirecek bilinç düzeyinde ve eylemliliğe sahip olmayan insan, iyicil tanrılar ve güçlerden yardım bekliyor. İnsan delirmemek için, dünyanın deliliğinin üstüne akli bir hikaye giydiriyor. (Bknz. Cinler ve Delilik Üzerine)
Bizi tanrılar ve cinler yani doğaüstü güçler değil, ancak aklımız ve eylem kurtarabilir. Yine de o bilinç düzeyinde ulaşana kadar, hikayeleri incelemeye devam edelim.

