Periler gerçek mi? Eski insanlar periler hakkında ne düşünüyorlardı? Onlardan korkuyorlar mıydı yoksa onların iyilik getireceğine mi inanıyorlardı? Periler – Tehlikeli bir Tarih, Fol Yayınları’nın yayınladığı ilgi çekici ve farklı tarih kitabı. Bu kitapta, perilerin Anglo Sakson kültüründeki ve tarihindeki izi sürülüyor. Gelin bu kitap ve diğer kaynaklar üzerinden periler üzerine düşünelim. Periler var mı? ve Peri gerçek mi sorularını soralım.

Periler – Tehlikeli bir Tarih kitabında pek çok paranormal olay ve tanıklığı yer veriliyor. Ama bu hikayelerin muhtemel kökenleri ve bilimsel açıklamaları da sunuluyor hikayelerle birlikte. Bu anlamda kitabın arka planında, derinlikli bir tartışma yürütülüyor: Perilerin var olması ne demektir? Onlara inanan ve inanmayan farklı insanlar için bu kültürel öge ve hikayeler ne ifade eder? Periler ne anlamda varlardı ve ne anlamda gerçeklerdi? Peri ve cin arasındaki fark nedir?

Ben bu tartışmayı ve kitabın paranormalle normali birlikte ele alma tavrını ilginç ve verimli buldum. Bilhassa bu sitede yayınladığım yazılarda cin hikayeleri, büyü, burçlar gibi fenomenlerin gerçeklikle ilişkisi üzerine düşünmeyi sevdiğimden.

Öyleyse Periler – Tehlikeli Bir Tarih üzerinden, paranormal hikayeler, cinler, periler ve gerçeklik üzerine tekrar düşünmeye çalışalım. Bu inceleme ile, bir bilim insanının bir alçak kültür fenomenini nasıl ele alabileceğini göreceğiz. Aynı zamanda ”periler gerçek mi”, ”periler var mı” ve ”peri ve cin arasındaki fark nedir” gibi soruları tartışacağız. Bu sorular bizi insandan uzaklaştırıp periler alemine kaçırmıyor bence. Tam aksine, insanı asıl bu sorularla ve inançlarıyla anlayabileceğimizi sanıyorum.

Periler ve peri inancı

Peri inancı ve kökenleri

Kitap, birkaç temel bölümden oluşuyor. İlk başta perilerle ilgili inançların kökenleri, bu hikayelerin doğdukları yerler ve nasıl deneyimlendikleri inceleniyor. Bunun ardından ise bu inanca ilişkin çeşitli tanıklıklar ve bu inancın çeşitli halleri inceleniyor. Perilerin varlığına olan inancın farklı kültürlerdeki tezahürleri nelerdi? Periler gerçekten var mıydı?

Peri hikayelerinin ne kadar hayalgücü, ne kadar korkularımızdan kaynaklandığı ayrı bir sorudur. Ancak bu hikayeler, genelde egitimsiz insanlar tarafından inanılırdı. Bu yüzden bu bilgi ve hurafeler çoğunlukla sözlü kültür ile aktarılmıştı.

Okuma yazma bilmeyen politik anlamda güçsüz bu insanlar, büyük ölçüde bağımsız kozmolojilerini bir şekilde geliştirebilmiş ve sürdürmüşlerdir. Bu, herhangi bir Yunan efsanesi veya tek tanrılı teoloji kadar sağlam, yoğun, karmaşık bir kozmolojidir.

Periler – Tehlikeli Bir Tarih, s.21

Peri hikayeleri ve inancının karmaşık bir kökeni olduğu görülüyor. Kitapta, perilerin ataların ruhları, doğa ruhları ve düşmüş melek gibi daha sonraki tarihe kayıtlı dinsel motiflerin birleşiminden vücut bulduğu iddia edilir.

Peri inancının anglo sakson kültüründeki bu kökenleri, bizim kültürümüzdeki cin inancının kökenleri ile benzerlik gösteriyor olabilir. Cin inancı, şamanist doğa ruhları kültü, eski Türk inancının atalar kültü ve İslam kozmolojisi gibi çeşitli kaynaklardan beslenir. (İslam kozmolojisi de kendi içerisinde çok fazla kaynağa sahiptir; yahudi tasavvufu, Sümer – babil hikayeleri, İran etkisi vs.)

Anglo-sakson peri inancı ile ortadoğudaki cin inancının tek tanrılı din gibi bir ortak noktası vardır. Fakat druidizm, cadı inancı, zerdüştlük, hint inançları ve budizm etkisi gibi çeşitli farklılık noktaları da vardı. Fakat en büyük ortaklık, insanın hayal gücü ve kabuslarının parlaklığıydı bana kalırsa.

Freud’da hortlak ve ruhların cesetlerden doğuşu

Cin ve peri inancının kaynağı nedir? Bu soruya cevap vermek zor. Eski insanlar bir şekilde ruh ve hayaletlere inanmaya başlamıştı. Rüyaların gücü, ölüm korkusu, şamanın toplumsal organizasyondaki rolü, zenofobi, insanın çaresizlik hissi gibi pek çok kaynak gösterebiliriz. Ama bu bağlamda en ilginç fikirlerden birisi, cin ve perilerin ölüm korkusundan doğduğu fikri bence.

Freud Totem ve Tabu kitabında, eski insanların ölümden ve cesetten çok korktuklarını söyler. Ölümü nasıl yorumlayacaklarını bilemeyen ilkel insan, ölümle ilgili pek çok tabu geliştirmişti. Freud ölünün geri dönüp intikam alacağı korkusundan, pek çok adet ve inancın çıktığını söyler. Ölünün kıskançlığı, eski insanların hortlak, cin, peri, kurtadam, vampir, obur gibi pek çok korku motifi yaratmalarına sebep olmuştur.

Perilerin dış görünüşleri

Anglosakson kültüründe perilerin boyu ortalama insan boyumdan kısaydı. Boyları 15 cm ile 120 cm arasında değişiyordu. Bazen insan şeklinde, bazense yarı insan formundaydılar. Bir kısmı süpürge gibi araçlar kullanarak ya da kanatlarıyla uçabiliyordu.

Periler insan formunda göründüklerinde, insanlara benziyorlar ama bazı belirgin farklılıklar taşıyorlardı. Giyimleri çok renkli, çoğunlukla ilginç detaylar içeren şekilde ya da çok eski moda olabilirdi.

Fakat bu farklılıklarına rağmen insanların pek çok alışkanlıklarını sürdürürler. Yemek yer, dans eder, seyahatler yaparlar. Fakat deniz perileri gibi farklı alanlarda yaşayan periler, insanlardan daha farklı olabilirler. Bu periler şu aygırı ya da deniz kızı gibi formlarda olsalar da, insan adetlerine yine de sahiptir.

Mezopotamya’da ise periler, dişi cinler olarak kabul edilir. Periler hikaye ve memoratlarda şöyle tarif edilir: Onlar insanın aklını oynatacağı kadar güzel, yüzünden ışık saçan, huzur veren varlıklardır. Bu yönleriyle imanlı müslüman cinlere ve hadim cinlerine benzerler.

Periler Tehlikeli Bir Tarih

Peri ve cin arasındaki fark

Peri, cin, hayalet… Bunlar paranormal ruhsal varlıklara farklı kültürlerde verilmiş isimlerdir. Peri ve cin arasındaki fark, günümüz kültüründe bu motiflerin geldiği kültürel alan bakımından da ilginçtir. Günümüz Türkiyesinde peri daha çok fars ve batı kaynaklı kültüre dayanırken, cin ise arap ve sümer kaynaklı bir motiftir.

Günümüzde sahip olduğumuz peri imgesi, tuhaflıkla ya da güzellikle ilişkilenir. Fars kültüründe periler, iyi niyetli ve insanlara şans getiren varlıklar olarak anlatılır. Batı kültüründe ise periler güzel olmasalar da, çirkin de değildirler. Fars kültüründe ise perinin karşıtı kötücül ve çirkin ‘dev’dir. (Perilerle ilgili daha çok bilgi almak için şu kaynağa bakabilirsiniz.)

Doğu kültüründe olduğu gibi Avrupa’da bilhassa eski Yunan, Roma, Kelt ve Töton; Amerika’da Kızılderili ve Aztek; Afrika yerlileri ve Eskimo kültürlerinde peri vb. hayalî varlıklara inanılır. Periler Yunan mitolojisinde “nereid”ler, “nymph”ler, “musa”lar (müz); İskandinav kültüründe “troll”ler ve “elf”ler; İskoç ve İrlanda kültüründe “shee”, “pixy”, “pixie” ve “sprite”; Keltler’de Sidh’ler, Almanlar’da “undine” ve Fransızlar’da “fée”, Japonlar’da “kitsune”ler gibi birçok adla yer almaktadır. Batı’da edebiyat yanında resim, heykel ve dekoratif sanatlarda peri tasvirleri önemli yer tutar. Periler normal boyda, kanatlı güzel kadınlar şeklinde tasvir edildiği gibi pervane veya kelebek kanatlı, bazan mavi renkli bir çiçeğe konmuş böcek kadar küçük hayalî varlıklar olarak da tasvir edilir. Batı’da çok sayıda yazar peri masalları kaleme almıştır.

Bknz. İslam ansiklopedisi ilgili bölümü

İngiltere ve İrlanda’da periler, çoğunlukla insan benzeri varlıklardı. Ama onlar insana göre çok kısa ya da çok uzun boyludur. Ya da çok farklı bir zamanın giysilerini giyinirler. (ya da çok pejmürde giyimlidirler)

Cin imgemiz ise, daha korkutucudur. Aslında İslam kültüründe, cinlerin iyileri ve inançlıları periler gibi güzeldirler. Fakat ifrit gibi kötücül cinler, onların gerçek suretlerini gören insanları korkutan öldürecek kadar korkutucu olarak anlatılırlar. (Bknz. Kötücül / kafir cinler neden çirkindir?) Ve kötü cinlerin pis yerlerde yaşadığına inanılır.

Yani peri ve cin arasındaki fark, bu paranormal varlıkların alındıkları kültüre ve hikayelere göre değişiklik göstermektedir.

Peri inancı ve kaynakları

Kitap boyunca Peri inancına kaynaklık eden pek çok psikolojik ve sosyal fenomene işaret edilir. Çünkü ”periler var mı” ve ”periler gerçek mi” sorularını cevaplamak için, önce peri fenomeninin kültürdeki tezahürlerini incelemeliyiz. Bunlardan bazılarını inceleyelim:

Ölüm ve periler

Perilerin genç ve zamanında önce ölen insanları yanlarına aldıkları ya da bizzat bu ölülerin ruhları olduğu inancı çeşitli yerlerde görülmüştür. (Bu fenomenlerin, Freud Totem ve Tabu kitabında, ruh inancını ölüm korkusu ile ilişkilendiren görüşle paralel olduğunu hatırlayalım.)

Armagh bölgesindeki yaşlılar ciddi olarak perilerin ölülerin ruhları olduğuna inanırlar. Ölmüş çok arkadaşınız varsa çok sayıda dost periniz vardır veya ölen çok sayıda düşmanınız varsa söze zarar vermek isteyen birçok periniz vardır derler.

Periler – Tehlikeli Bir Tarih, s.26

Peri haline gelen ruhların neden öte dünyaya geçemedikleri ile ilgili çeşitli teoriler vardı. Bunlardan birisi, bu ruhların pagan oldukları ve bu yüzden de kurtuluşa eremedikleriydi. Bir diğer teori ise, zamanından önce ölen gençlerin yaşam enerjisi tükenmediği için, ruhlarının bir süre daha dünyada hapis kalacağıdır. (Bence bu son görüş son derece dramatik ve romantik.)

Bu inancın psikolojik yönü, ölenlerin yakınlarının içine düştükleri çaresizlik hissi olabilir. Bu hikayenin içerdiği mevcudiyet ve dünyasal devamlılık fikri, önemli bir kayıp yaşamış insanları teskin ediyordu belki de. (Tıpkı öte dünya düşüncesinin rahatlatıcılığı gibi.)

Peri yerleşimleri

Hikayelere bakılırsa, periler belirli mekanları ve yolları mesken olarak belirleyebiliyorlardı. Bu kozmolojiye göre, insanların yolları ve rotaları olduğu gibi, perilerin de güzergahları vardı. Evinizi eğer bu yollardan birisi üzerine yaptıysanız, perilerle başınızın derde girmesi çok muhtemeldi.

Böyle bir sorunun yaşanmaması için, yeni bir ev yapılacağı zaman yapılacak bazı ritüeller vardı. Bunlardan birisi, evin köşelerinde üst üste taşlar dizip gece boyunca kendi haline bırakmak ve sabah düşüp düşmeyeceklerini kontrol etmektir. İnanışa göre, ev bir peri yolu üstündeyse periler taşları düşürecekti.

Fakat bu rituel gerçekleştirilmediyse ve evdekiler periler tarafından rahatsız ediliyorsa, bir cin doktoruna danışmak gerekebilirdi. (Bknz. Cinci hoca) Bu paranormal rehberler, evin peri yolu üzerindeki kısmını tespit ederek burasının yıkılmasını ya da bir pencere açılmasını önerebilirdi. Bazı durumlarda, bir pencerenin tuğla ile örülerek kapatılması da gerekebiliyordu.

Bazı durumlarda ise bir ruh başka bir sebeple bir evi mesken edinmiş olabilirdi. Bu durumda peri doktoru peri ile iletişime geçer ve ne istediğini anlamaya çalışırdı.

Satanik gotik çember.

Periler ve yabancılar

Periler‘in bize benzedikleri ama bizden biraz farklı oldukları söylenirdi. Bu tanımla ilgili ilginç olansa, bu tanımın yabancılar için de uygun olmasıdır.

Cin inanışına ilişkin buna benzer bir iddiayı, İhsan Eliaçık savunmuştu. Muhammed’in cinlerle yaptığı bir görüşme anlatılır hikayelerde. Bu anlatıya göre, peygamber cinlerle ıssız bir yerde görüşmüştü. Ve bu görüşmeden sonra orada yanık izleri ve yemek artıkları bulunmuştur. Cinlerin ateşten yaratıldığını inanıldığından, ateş bu varlıkların bir kanıtı olarak gösterilmişti.

Eliaçık ise bu hikayeyi bir çarpıtma olarak görür. Muhammed belki de yabancı bir halkın temsilcileri ile gizli bir buluşma yapmak istemişti. Ateş ise bu esnada kahve yaptıkları ya da ısınmak istedikleri için yakılmış olabilirdi. Eliaçık, bu hikayeden paranormal bir hurafenin doğduğunu iddia eder. Cin kelimesinin ecnebi kelimesi ile ilişkisi de bu fikri destekler. (Bknz. İhsan Eliaaçık – Gayb nedir?)

Peri hikayelerinde de benzer motiflerin olduğunu görüyoruz. Bazı bölgelerde, pazarın kurulduğu bazı günler perilerin yani iyi halkın pazara geldiğine inanılırdı. Bu durum, en çok fiyatların bir anda artmasından belli olurdu. Halk pazardan geri dönerken, bugün oradaydılar hiçbir şey alamadık derdi.

Periler hırsızlık yapmazdı. Aldıklarının karşılığını fazlasıyla verir ve kaybolurlardı. Bu yüzden gelişleri esnafı mutlu ederdi. Perilerin verdiği paralar çok eski ama değerli ve altındandı.

Bu hikayedeki perilerin, pazara gelip ilk kez mal alan yabancılar olduğu düşünülebilir. Perilerin alışveriş yapıp hemen kaybolması da bunu destekliyor bence. Ya da sadece giderek fakirleşen insanların bir tesellisiydi bu hikaye.

Changelingler

Changeling, perilerin bir insanı çoğu zaman çocukları kaçırıp yerine bir peri koydukları inancıdır. İnsanlar bir şekilde bu değişikliğin farkına vardıklarında, bu durum ile ilgili aksiyon alma gereği hissettiler. Periler gerçek mi sorusunun en korkunç cevabı, changelinglerdir. Çünkü burada birisini kendisi yapan nedir gibi felsefi bir sorunun üzerine bir korku motifi inşa edilmiş.

Peki bir changeling nasıl anlaşılırdı? Tespit aşaması biraz karışık görünür. Bir çocuğun eskisinden farklı davranması bir işaret olabilirdi. Her türlü fiziksel ya da psikolojik değişiklik bu dogmaya sebep olabilirdi. İddia bazen ebeveynler, bazense komşulardan gelirdi.

Ebeveyn bu hurafeye ikna olduktan sonra, çocuğunu geri almak için bazı ritüeller gerçekleştirir. Bazı durumlarda ebeveyn ikna olmasa da komşular bu rituelleri uygulamıştır.

Bu ritüellerde çocuklar soğukta sabaha kadar dışarıda bırakılır, ateşin üstüne koyulur ya da aç bırakılırdı. Bu ritüeller neticesinde çocuğun yerine geçen perinin pes etmesi ve çocuğu geri getirmesi istenirdi.

Bu ritüelin sonunda pek çok kurban ölürdü. Bazı kurbanlar, rituelden kurtulsa da korkudan ölebilirdi. Bir çocuk, işkencelerden sonra peri olduğunu kabul etmiş, kaçırdıkları çocuğu sabah getireceğini söylemiş ama sabah ölü bulunmuştu. Çocuk belki de ona yapacaklarından ya da gerçekten kaçırıldığından korkarak ölmüştü

Satanizmle ilgili mistik figürler.

Periler ve akıl sağlığı

İnsanlık tarihi boyunca cinler ve periler‘in, akıl hastalıkları ile ilişkili olduğuna inandık. Yani depresyon, panik atak gibi psikolojik semptomlar ya da daha geniş mekanizmalara cin ya da perilerin sebep olduğu iddia edilebiliyordu.

Kitapta anlatılan ilginç bir vaka, bu inancı örnekler. Kırsal kesimdeki yarı eğitimli bir adam, komşularının telkinleri ile eşindeki değişimi kabul eder. Adam karısının periler tarafından kaçırılıp değiştirilmiş olduğuna inanmaya başlar.

Hikayenin bundan sonraki bölümü hiç de iç açıcı değildir. Komşuları ve adam, kadının yerine geçmiş olduğunu düşündükleri periye ciddi işkenceler uygular. Kadın ölür ve mahkeme suçluları cezalandırır. İfadelere bugün bakıldığında anlaşılan, peri changelingi olduğu düşünülen kadın, o dönem psikolojik açıdan bazı sıkıntılar yaşamaktadır.

Eğer cin ve peri inancı ile psikoloji arasındaki ilişki ilginizi çektiyse, aşağıdaki yazılarımı inceleyebilirsiniz.

Sonuç: Periler gerçek mi

Bu incelediğimiz fenomenleri bağlamında, peri inancının insanın sosyal ve psikolojik yönleri ile ilgili olduğunu gördük. Peri ve cin gibi doğa üstü varlıklara inanç, gerçekliği yadsımaktan ibaret değildir. Bu inançlar aslında gerçekliğe ve acımasızlığına yönelik savunma mekanizmalarıydı. Yani gerçekliğe onu çarpıtarak katlanabilmenin bir yoluydu.

Periler – Tehlikeli Bir Tarih kitabının en ilginç yönlerinden birisi, bu çarpıtmaların tamamının bir tür kozmoloji oluşturduğu fikri. Bu kozmoloji, okuma yazma bilmeyen cahil halk kitleleri arasında popülerdi. Ve bu insanlara çeşitli fenomenlerle karşılaştıklarında onları bir şekilde anlamlandırabilmeleri için bir anlam havuzu sunuyordu.

Ama kitabın yazarı bu açıklamayı da farklı şekilde ele alır. Bu açıklamalar rasyonel değil mi? Evet, paranormal açıklamalar çağın bilimsel bilgilerine aykırıydı. Ama hikayelere inanan ve okuma yazma bilmeyen insanlar da bilime çok uzaktılar. Onların dünyasında bilgi, hikayeler ve inançlar şeklinde aktarılıyordu.

Bu insanların karşılaştıkları fenomenler karşısında bu inançlara ihtiyaçları vardı. Bu insanlar, ölüm, delilik, kıtlık gibi zorlayıcı fenomenler karşısında açıklamaya ihtiyaç duyuyorlardı.

Çünkü bu fenomenlere çözüm bulamasalar bile, en azından ‘delirmemek için’ onlara katlanabilmeleri gerekiyordu. Bu hikayeler de bu ihtiyacı gidermesi bakımından faydalı yani onlar için rasyoneldi. Öyleyse alçak kültürün, aynı yüksek kültür gibi insanlığa ve gelişimine hizmet ettiğini söyleyebiliriz.

Hikayelere ihtiyaç duymak

Ben bu fikri çok ilginç buldum. Ve bu fikrin, ülkemizin kültür alanındaki cin inancı bağlamında da anlamlı olduğunu düşünüyorum. İnsan cinnetin sınırına geldiğinde, gerçekliği dönüştürür ve içerisinde yaşamayı göze alabileceği gerçekliği yaratır çünkü. Fakat burada yaratılan kozmolojinin topos’u üzerine düşünmek şarttır.

Bitirirken, kitaba ilişkin linki tekrar bırakıyorum. En nihayetinde, ”Periler var mı” ve ”Periler gerçek mi” sorularının cevabını, ancak her birimizin kendi inancımızla ve gördüklerimizle vereceğimizi söyleyerek bitirmek istiyorum.

Eğer perilerin kültürdeki tezahürleri ve ”periler var mı”, ”periler gerçek mi” gibi sorularla ilgileniyorsanız, Pseudo bilim olarak mitoloji ve cinler yazıma aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

“Periler gerçek mi? “Periler-Tehlikeli bir Tarih”” için bir yanıt

  1. Bu yazıya gerçek tanık olarak bir şey yazabilirim. Yakın arkadaşıma (ergen) sorunlar yaratan bir dişi, bunu bir hocanın yardımı ile alıp şu dolu pet şişeye koyduğunda bu dışı sapsarı bir kız oldu. Fakat bu pet şişe arkadaşımın babası tarafından arkadaşımın bilmediği bir yere gömüldü. Bu olaydan sonra 1 hafta boyunca arkadaşıma bu dişinin ailesi gelerek kizlarini bulmasını ve kızlarına ne yaptığını sormuş kızın yerini bilmediğinden zorlasalarda bilgi alamadiklarindan arkadaşı rahat bıraktıktılar. Gelenler konuşulanlar hepsi gerçek.

Bir yanıt yazın

Trending