Hastalık ve şifa, insanlığın şafağından beri insan için büyülü bir güce sahip. Günümüzde ise modern tıp ile yarışan homeopati tedavisi gibi alternatif tıp yöntemleri, mucizevi başarılar gösterdiğini iddia ediyor. Homeopati tedavisi yaşam gücünü nasıl arttırıyor? Homeopati gerçek mi, yoksa insanlığın şafağındaki mitsel şifa arayışını mı taklit ediyor? Yani homeopati bir tür şarlatanlık mı?
Bu yazıda önce Homeopati nedir ne işe yarar? sorularına bakacağım. Çünkü homeopati günümüzün en popüler alternatif tıp yöntemlerinden birisi. Bunun ardından alternatif tıp yöntemlerinin bilimle ve mitle ilişkisini tartışacağım. Mircea Eliade Mitlerin Özellikleri kitabında anlatılan mitsel şifa uygulamalarından hareket ederek, homeopati tedavisi hakkında neler söyleyebiliriz?
Alternatif tıp nedir? Günümüzün modern ve kalpsiz dünyasında, neden alternatif tıp yöntemleri bizi cezbediyor? Bu soru bence çok önemli. Çünkü hepimizin, fiziksel değil ruhsal olarak da iyileşmeye ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. İşte bu noktada dinsel inançlar, sanat, yoga gibi pratikler, spiritüel arayışlar ve alternatif tıp yöntemleri karşımıza çıkıyor.
Belki de dünyayı yeniden büyülemeye ve simgesel ruhsal ihtiyaçlarımızı karşılamaya ihtiyacımız var. Peki bunu bilimsellik ve gerçeklik iddiasında bulunan homeopati tedavisi gibi alternatif tıp yöntemleri ile karşılayabilecek miyiz? Yoksa arayışımızı ruhsal ve psikolojik alanda, ilişkilerimizde ve varoluşsal bir genişlemede mi aramalıyız? Gelin birlikte bu sorular üzerine düşünelim.
Homeopati nedir ne işe yarar?
Homeopati tedavisi, alman doktor Hahneman’ın kurduğu ve bugün hala uygulanan alternatif tıp yöntemlerinden birisi. Bu yöntem bilimsel açıdan geniş kabul görmemiş olsa bile, bugün ülkemizde tıp doktorları ve diş hekimleri tarafından uygulanıyor.
Homeopatinin iki temel ilkesi var. Bunlardan birincisi benzer benzeri tedavi eder ilkesi, ikincisi ise seyreltilmiş ilaçların çok daha güçlü etkide bulunduğu kuralı. Gelin hızlıca bu iki ilkeyi inceleyelim.
Homeopatlar, bir hastalığın semptomunu oluşturan etken maddenin o hastalığın ilacı olduğunu söyler. Yani kinin maddesi sağlıklı kişide sara krizine benzer semptom yarattığından, saranın ilacıdır. Homeopatlar bir sara hastasına, kinin vererek onu tedavi ettiklerini iddia ediyor.
Ve bu ilaçları, çok miktarda suyla seyrelterek hazırlıyorlar. Bu şekilde ilacın manevi gücünün çok daha kuvvetli hale geleceğini iddia ediyorlar. Homeopati tedavisi, homeopatlara göre bu yöntemi uygulayarak hastanın yaşam gücünü arttırabilir. Böylece hastanın iyileşmesi bekleniyor. (İlgili yazım için bakınız: Homeopati nedir?
Peki bu tedavi mantığı bilimsel açıdan geçerli mi?
Homeopati tedavisi: Bilimle şarlatanlığın arasında
Homeopatinin bilimsel olduğunu söylemek oldukça zor. Çünkü bilimsel tıp, çok sıkı gözlem deney ve mantıksal çıkarımlara dayalı. Fakat homeopatinin elinde olan şey, maneviyata ilgili göndermeler ve uygulamaya dayalı başarılardan kaynaklanan iddialar. (Oysa hastalıkların bir kısmının geçici olduğunu ve kendi kendine de iyileşebildiğini biliyoruz.) Bu da çoğunlukla alternatif tıp yöntemlerinde karşılaştığımız tablonun aynısı.

Homeopatinin başarısına dair de ciddi istatistik ve çalışmalar yok. Olamaz da, çünkü sürecin hiçbir aşaması bilimsel titizlikle yürütülmüyor. Homeopatlar eleştirileri ise Ortodoks tıp (yani bilim) bizi anlayamıyor diye geçiştirmeye çalışıyor. Fakat ortada anlaşılacak bir şey de yok.
Homeopati tedavisi, mantıksal bir sürece dayanmıyor çünkü. Homeopatlar, yaptıkları manevi müdahaleler ile hastanın yaşam gücünü arttırdıklarını iddia ediyorlar sadece. Fakat buradaki yaşama gücünün ne olduğu ve nasıl arttırıldığı belirsiz.
Çünkü hastalıkların semptomları, onların sonuçları. Ve doğada sonuçları değil, nedenleri etkileyerek sonuç alabileceğimizi çok uzun zamandır biliyoruz. Ateşi çıkan bir insanın ateşini ya da baş ağrısı olan bir insanın ağrısını arttırarak hiçbir seyi tedavi edemeyiz.
Peki homeopatların buradaki gizli amaçları ne? Neyi göremiyoruz? Çünkü bu insanlar son derece inanmış görünüyor ve sürekli bilimin üç boyutlu (zihin, ruh ve madde) düşünmediğini iddia ediyorlar.
Belki de homeopati tedavisini tartışırken, mantıksal alanda kalmamalıyız. Çünkü homeopatlarin manevi iyileşme ile ilgili vurguları, onların daha çok simgesel ve mitsel düzlemde çalıştıklarını gösteriyor bana kalırsa.
O halde biz de homeopatları, bu yolu takip ederek anlamaya çalışalım. Bunun için öncelikle Mitlerin Özellikleri (Mircea Eliade) kitabı üzerinden, ilkel büyüsel bir şifa tekniğine bakacağız. Bunu yorumladıktan sonra, homeopati tedavisine geri döneceğim.
Mitsel şifa ve Mircea Eliade
Homeopati tedavisi insanı iyileştirebilir mi, yoksa sadece kaygılarını gideren bir placebo etkisi mi yaratır? Çünkü her şifa yaklaşımının, insana psikolojik ruhsal bir destek sunduğu su götürmez. Bazı hastalıklar kendiliğinden bile iyileşebilirken, bir de ruhsal bir destek ve umut sunan bir alternatif şifa uygulamacısının ritüelleri, elbette iyileşme ile sonuçlanabilir.
Bunun biliyoruz, çünkü eski insanlar binlerce yıl sadece bu yöntemleri kullandı. Üstelik bu mitsel şifa uygulamaları, gözleme dayalı bilgileri de içeriyordu. İnsanlar binlerce yıl yaşadıktan sonra, sıcak suyun boğaz ağrısına iyi geldiğini nasıl bilmeyebilirdi ki? Ama eski insanların mitsel şifa teknikleri çok daha karmaşıktı.
Mircea Eliade Mitlerin Özellikleri’nde, mitsel şifacıların özellikle kozmogoni ile ilişkili pratiklerini inceler. Bu pratiklerin ortak özelliği şudur: Şifacı hastayı, dünyanın yaratılışıyla ilgili bir hikaye ya da ritüelle, yaratılıştaki canlandırı güçlere çağırır. Ya da onu dünyanın rahmine sokarak, ikinci bir doğumla onda yeni bir güç uyandırmaya çalışır.
Örneğin eski Fiji şifacıları, hastanın bulunduğu odaya buğday ile bir mandala çizermiş. Mandala kozmik bir geometrik semboldür ve yaratıcı tanrıların şifa gücünü davet eder. Aile, hasta iyileşene kadar bu mandalayı silmezdi. Bazı başka yerlilerse, en umutsuz hastaları, toprakta vajina benzeri bir oyuk açıp, toprağa gömerek tedavi ederlerdi. Hasta doğa anadan yeniden doğduğunda kazanacağı gücün, hastalığı yeneceğine inanıyorlardı çünkü.
Başka kültürlerde ise şifacının hastalığı ancak, hastalığın kökenini bilerek iyileştirebileceğine inanılır. Şifacı mistik şifa ritüelinde, tanrıların hastalığı nasıl yarattığını, insanın ölümsüzlük ve sonsuz sağlık durumunu nasıl kaybettiklerini vs. içeren hikayesel bir performans gerçekleştirir.
Burada amaç, hastalığın geçiciliğini hatırlatmak ve hastadaki iyileşme gücünü uyandırmaktı. Bunun için de önce hastalığın açıklaması sunulur hastaya. (örneğin yaşamın başında ölümsüzlüğün insandan çalınması ya da Türk mitolojisinde olduğu gibi Erlik gibi yeraltı tanrılarının hastalık, çürüme ve ölüm getirmesi.) Bunun ardındansa, bir şifa ritüeliyle sağlık geri çağırılır. (Örneğin Eski Türklerde şaman, hastanın kötülük tanrıları tarafından çalınan ruhunu geri getirerek onu iyileştirdiğini iddia eder.)
Peki bu yaşam gücünü hastaya geri kazandırma çabası, homeopati tedavisi ile benzer mi? Alternatif tıp yöntemleri, mitsel düzendeki bazı psikolojik mekanizmaları sürdürüyor olabilir mi? Simgeler kaç bin yıl yaşayabilir?

Homeopati tedavisi ve mitsel şifa benzer mi?
Burada benzerlik şu: Bugün homeopati tedavisinde, bilimsel geçerli bir mantık ve yeterli veri olmamasına rağmen, homeopat uyguladığı tedavi ile hastanın yaşam gücünü arttırdığını iddia ediyor. Ve burada yaşama gücünün ne olduğu mantıksal düzlemde belirsiz. Ama cümleyi hepimiz bir anda anlamıyor muyuz? Aynı ilkel dönemin mistik şifacısı gibi.
Mistik şifacı, hastaya bir hikaye anlatır ve onu sağlık durumuna geri çağırır. Bunu toplumsal bir alanda yapar ki, kültürel etki de tedaviyi desteklesin. (Örn. şamanik şifa ritüelleri topluluk halinde yapılır. ) Tabii bu sürece hijyen önerileri ve tecrübi tedavi bilgileri de eşlik eder. Hasta, hastalığının bir ilüzyon da olsa bir açıklamasına sahip olur ve hastalık durumundan çıkabileceğine inandırılır.
Homeopati tedavisinde bundan daha fazlasının yapılabildiği kanıtlanabiliyor mu? Hayır. Peki homeopati bazı insanları tedavi edebiliyor mu? Muhtemelen evet. Çünkü homeopatinin de iddia ettiği gibi, bazı hastalıklarımız sadece psikolojik sorunlarla ilişkili ya da bunlarla paralel gelişiyor. Böyle bir rahatsızlığı tabii ki mitsel şifacı da, homeopat da tedavi edebilir.
Bu tedavi, bilimsel bir kesinlikte olmayacaktır. Tedavinin hastaya bir zarar vermeyeceğinin bir garantisi de olamaz. Mitsel şifacı için önemli olan hem hasta bireyi, hem de gelecekte hastalanabilecek diğer sağlıklı bireyleri; hastalıklarla mücadele edilebileceğine inandırmaktır.
Çünkü hepimiz son derece kırılganız. Ve umuda ihtiyacımız var. Bunu tabii ki tıp doktoru vermiyor. Tıp doktoru soğukça verileri inceleyip tedavisini uyguluyacaktır. Fakat ruhsal açlığımız, varoluşsal yaralarımız her zaman orada olacak. Ve yardım elini ya biz kendimize uzatacağız, ya bir yakınımız, ya bir yabancı. Fakat hepimiz yardım almak zorundayız.
Alternatif tıp yöntemleri bu yüzden mi popülerleşiyor?
Bence günümüzde alternatif tıp yöntemleri ve mistik öğretilerin yaygınlaşmasının en önemli sebebi, hergün daha da kalpsiz bir dünyada yaşamamız. (Bknz: Çetin Çetintaş kitapları neden tehlikeli?) Bu süreci modernlik başlatmıştı evet, ama nihai noktasına kapitalizmin acımasızlığı ulaştırdı bence. Hepimiz hastalığın bile kendi suçumuz, kendi zayıflığımız olduğunu düşünecek kadar acımasızız. Hem kendimize, hem başkalarına karşı.
Ve giderek daha az şefkat gösteriyoruz. Giderek daha az şükran duyuyoruz. Yarışmak yerine dayanışmayı, kıskanmak yerine yardımlaşmayı başaramayabiliyoruz. Bu durumda elbette alternatif tıp yöntemleri ya da mistik öğretiler, kalpsiz dünyanın kalbi haline geliyor.
Ama sorunlarımızın bir kısmını, geçici olarak çözebilir bu şekilde. Evet, simgesel ve varoluşsal ihtiyaçlarımız hep olacak. İnanmaktan, hayal etmekten ve umut etmekten başka çaremiz yok. Ama daha acımasız bir dünyada, daha az mistik ama daha mutlu olabiliriz. Böyle bir dünyada kendimize daha çok yardım edebiliriz.
Bu yüzden ben, alternatif tıp yöntemlerinin ve new-age dinlerin yükselişinin, bir tür kültürel hastalık semptomu olduğunu düşünüyorum. Kültür ve insan çürüyor. Sanatın dokunuşuna, varoluşsal doyuma, yardımlaşmaya, sevmeye ihtiyacımız var. Ve bunun da tek çaresi dünyayı daha güzel hale getirmek.





Bir Cevap Yazın