Büyü gerçek mi? Bu soru, cevaplaması zor bir soru. Bu yazıda bu soruyu, insanlığın ilkel dönemindeki adetlerinden ve büyü çeşitlerinden hareketle inceleyeceğiz. Animizm nedir? Animizm ile büyünün ilişkisi ne? Büyü çeşitleri, ilkel insanın dünyası ile ilgili bize bir resim sunar. Bu resmi nasıl yorumlamalı? Freud Totem ve Tabu kitabında, büyüyü nasıl açıklar?

Bu yazıda özellikle Freud Totem ve Tabu kitabının, Animizm, Büyü ve Fikirlerin Mutlak Gücü bölümünü kullanacağım. Freud bu bölümde, animist dünya görüşünün, ilkel insanın dünyasını şekillendirdiğini iddia eder. Bu dünyada, insanlar fikirlerin mutlak bir güce sahip olduğunu ve büyüsel etkiler göstereceğini düşünüyordu.

Günümüzde ve tarih boyunca, büyü çeşitleri ‘nden pek çoğunda, kutsal sözcüklerin tekrarı ile büyü yapılması da bununla paraleldir. Aynı ilkel insan gibi, çağlar boyunca sözcüklerin ve fikirlerin gerçekliği etkileyebileceğini düşündük. Büyü gerçek mi sorusu, işte bu inançla da ilişkili.

Animizm nedir? Animizm ve büyü

İlkel insan, dünyanın ruhlarla dolu olduğuna inanıyordu. Animizm, doğanın ve evrendeki tüm nesnelerin bir ruhu veya yaşam gücü olduğuna inanılan bir dünya görüşü ve inanç sistemidir. Bu inanç sistemi, özellikle birçok yerli kültürde ve geleneksel toplumlarda yaygındır. Animizmde, insanlar, hayvanlar, bitkiler, kaya, su, dağ gibi doğal unsurların yanı sıra cansız objelerin de ruhları veya yaşam enerjileri olduğuna inanılır.

Animizmin temel özellikleri, ruhlara inanılması, doğa ile yakın ve kutsal bir ilişki kurulması, şamanik ritüeller yapılması ve ata ruhlarına saygı duyulmasıdır. Yani animizm düalist bir dünya görüşüne dayanır. Buna göre bütün dünya ruhlarla doludur.

Bu “doga felsefesi”nin belki de en önemli bir üçüncü ögesi, bizim için en az çarpıcı olanıdır, çünkü tinlerin varlığını bugün artık hiç kabul etmesek ve doğal süreçleri kışıliksiz fiziksel güçlerin etkisiyle açıklasak bile, bize büsbütün yabancı olmayan bir öğedir bu. Ilkel insanlar, insanların da aynı şekilde “canlandırılmış” olduklarına inanırlar. Onlara göre, insanların içinde de ruhlar vardır ve bu ruhlar bulundukları yerden ayrılıp başka insanla rim içine girebilir. Bu ruhlar, tinsel faaliyetlerin kaynağı olup bir dereceye kadar “bedenlerden bağımsızdırlar. Ilk başta, ruhlar, kişilere benzer şeyler olarak tahayyül edilmekteydiler ve ancak uzun bir gelişme süreci sonunda her türlu maddi öğeden soyut lanarak, çok yüksek bir “tinselleşme” derecesine erişmişlerdi.

Freud Totem ve Tabu, s.115

Büyü de işte bu görüşe yaslanan bir inançtır. Animist ilkel insan, büyü yoluyla doğa ruhlarını ve doğa güçlerini yatıştırabileceğine inanırdı. Kendisi de bir ruha sahip olan insan, diğer ruhlarla ilişki kurabilir. Bu ilişkisi sırasında büyü çeşitlerini kullanmalıdır.

büyü çeşitleri

Büyü ve fikirlerin mutlak gücü

İşte tam bu noktada Freud, ilginç fikrini ortaya koyar. (Aslında bu fikri diğer antropologlardan ödünç alır.) Büyü eyleminin dayandığı ilke, fikri bir bağlantıyı gerçek sanmaktır. (Freud Totem ve Tabu, s.119) Yani ilkel insan, gerçekliğe ilişkin fikirsel bir bağlantının, büyü yoluyla değiştirebileceğine inanır.

Bu duruma bir örnek verelim. Örneğin ilkel insanlar düşmanlarına, onların tasvirini yaparak ve bu tasvire bilinçli şekilde zarar vererek etkileyebileceklerine inanırdı. Bu yöntem, bugün bize saçma gelse de, animist dünya görüşü içerisinde son derece mantıklıdır. Çünkü ilkel insan, büyüsel teknikler aracılığıyla, öfkesini ve olumsuz fikirlerini kullanarak, düşmanın ruhuna zarar verebileceğine inanıyordu.

Büyü nedir sorusunu, başka bir yazıda da sormuştum ve benzerlik büyüsünü tartışmıştım. (Bknz. Büyü nedir?) Büyü çeşitleri insanlık tarihi boyunca çeşitli şekillerde açıklanabiliyor. İnsanlar ilkel şifacılık gibi teknikler, korkuları ve inançları sebebiyle büyüyü icat ettiler. Ve büyü gerçek mi sorusunu bugün bile soruyoruz.

İnsanlar, fikirlerinin düzenini doğanın diye sanmış ve fikirlerini kontrol edebildiklerine göre, eşyayı da kontrol edebilecekleri hayaline kapılmışlardır.

Frazer, The Magic Art I, s.420

Ama Freud’un büyüye getirdiği açıklama, bana gerçekten de tatmin edici geliyor. Çünkü ilkel insanın doğa karşısındaki yetersizliği durumunda, bir tür yardımcı güce ihtiyacı vardı. Ve o günlerde düşünmenini sözcüklerin, iç sesin, vicdanın, dilin bile ne olduğunu bilmiyorduk. Böyle bir durumda, insanların fikirlerin mutlak gücünü, hayalgücünün de etkisiyle büyüsel şekilde düşünmeleri, son derece mantıklı.

Bunun sonucunda, bütün psişik süreçler değer açısından genel bir mübalagaya uğrarlar, yani gerçekle duşünce arasımdaki ilişkilere dair bildiklerimizi hatırlarsak, dünya karşısında, düşünceye gereğinden fazla deger veren bir tavır ortaya çıkar. Nesneler, tasavvurları karşısında silinirler; tasavvurlarda yapıdan her değişiklik, bunların ilgili oldugu nesnelerde de değişiklige yol açar. Tasavvurlar arasında var olan ilişkilerin, şeyler arasında da var olması gerektiği farz edilir. Mesafe tanımayan düşünce, za man ve mekan içinde birbirinden en uzak şeyleri ayı bilinç ey leminde kolayca bir araya getirdiği gibi, boyu dunyası da mekan içinde mesafeleri telepatik olarak aşar ve geçmişteki ilişkileri şimdiki ilişkiler gibi ele alır.

Freud Totem ve Tabu, s.128

Üstelik Freud’a göre, bu noktada etkili olan tek şey hayalgücü de değildi. İlkel insan, yetersizliği ve korkularından kaynaklanan psikolojik zorlantıları sebebiyle, büyüyü icat etmişti. Çünkü o günlerde insan hem ensest tabusu, ölü tabusu, cinsel baskılar gibi tür için sınırlamalar; hem de dünyadaki yetersizliği ile baş etmekteydi.

Insanları büyü yapmaya iten nedenler kolayca anlaşılabilir: bunlar, insanların arzularıdır. Yalnız, ilkel insanın, arzularının gücüne ölçüsüz bir güven beslediğini de kabul etmemiz gerekir. Büyü aracılığıyla elde etmeye çalıştıkları her şey, aslında, onlar istedigi için olacaktır. Demek ki başlangıçta bizim için sorun arzudur.

Freud Totem ve Tabu, s.126

Gelin, şimdi bu fikirler ışığında büyü çeşitlerini inceleyelim.

Büyü çeşitleri

Bu bölümde büyü çeşitleri incelenecek. Ve Freud’un animizme ve psikolojik zorlantıya dayalı görüşleri doğrultusunda inceleyeceğiz.

Benzerlik büyüsü

İlkel büyü çeşitlerinden en sık görüleni benzerlik büyüsüdür. Bu büyüye göre, iki benzer şey, birbirini etkileyebilir. Suretler ve dilsel benzerlikler, büyücüye nesneler ve doğa üzerinde güç verir.

Bu büyünün en eski örneği, mağara duvarlarına avlanılacak hayvanların resimlerinin yapılmasıdır. Bu resimler sanatsal değil, ritüelik işlevdeydi ve şaman tarafından yapılırdı. Bu resimlerin, avcıların işini kolaylaştıracağına inanılırdı. Ayrıca düşmanların suretlerinin de çizilerek ya da heykellerinin yapılarak, onlara hükmedileceğine inanılır.

büyü gerçek mi

Yağmur duaları da bu büyü çeşidi ile benzerdir. Bazı eski kavimler, yağmur yağdırmak için su ve yağmur damlası gibi davrandıkları ya da su akıtarak yağmur simülasyonu yaptıkları ritüeller gerçekleştirmiştir. Burada benzerlik aracılığıyla, yağmur toprağa davet edilir.

Bu ritüeller, insanlığın iler ki safhalarında bile korundu. Örneğin eski Türkler, büyük savaşçıları, öldürdükleri düşman sayısı kadar heykel ile (balbal) birlikte gömerdi. Böylece bu düşmanların, ölünün hizmetine girerek onun ahretteki işlerini göreceğine inanılırdı.

Ayrıca günümüzde hala cinci hocaların hala yaptığı sabun büyüsü de temas büyüsüyle ilgilidir. Bu büyüde sabun ile kurbanın ömrü arasında benzerlik ilişkisi kurulur ve sabun eridikçe kurbanın ömrü de azalıp, sonunda kurban ölürdü.

Bu büyü tipinde, benzerliğin iki öge arasında büyülü bir ilişki kuracağına inanılırdı. Yani burada benzerlik fikri, fiziksel bir etki sağlıyor.

Temas büyüsü / bulaşıcı büyü

Temas büyüsü, en önemli büyü çeşitlerindendir. Bu büyü çeşidinde, çeşitli nesneler yan yana getirilerek etki sağlanmaya çalışılır. Örneğin bir düşmanın vücut parçaları, bir bebek haline getirilerek ona zarar verilir ya da kötücül etki gösterecek nesnelerle birlikte tutulur. (Bknz. Voodoo bebeği)

İlkel insanlardaki yamyamlık da bu ilkeye dayanır. İlkel yamyam, düşmanını yiyerek onun gücünü ve yeteneğini elde etmeye çalışır. Aynı zamanda hamilelerin her şeyi yememesi gerektiği inancı da buradan çıkar. ‘Ye ekşiyi çıkar Ayşe’yi, ye tatlıyı çıkar Hakkı’yı’ sözünde olduğu gibi, annenin beslenmesinin çocuğun cinsiyetini etkileyeceği batıl inancı hala Anadolu’da görülüyor.

Eski insanlar, kendilerini yaralayan silahı ele geçirirse, onu temizler ve serin bir yere koyardı. Böylece yaranın hafifleyeceği ve iyileşeceği düşünülürdü. Tam tersine, düşmanı yaralayan silah ise sıcak bir yere konurdu.

Bu örneklerde de, temas ilişkisi sayesinde iki nesne aracılığı ile, büyülü bir etki oluşturulabileceğine inanıldığını gördük.

Bir Cevap Yazın

Trending

Alçak kültür sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin