Siccin 3 Cürmü Aşk, cin filmleri furyası içerisindeki en dikkate değer film değil. Belki hikayenin klasik cin hikayelerine göre farklı şekilde kurulması (filmde bir insan bir cine musallat olur) bu anlatıya bir ilginçlik katıyor. Fakat Siccin 3 cürmü aşk filminin konusu, ölüm korkusu ve kaygı ile derin şeyler söylüyor bence.

İlk düşünmeye çalışacağım, paranormale kaçışa sebep olan kaygı momenti. Filmde sevdiğinin ölümünü yani ölümü kabullenemeyen kahraman, doğaüstüne kaçarak gerçekliği esnetmeye çalışıyor çünkü. Kaygı ve ölümün sarsıcılığının gücü, gerçekliği yerle bir edebilir mi?

İkinci önemli soru, kötülüğün ve karanlığın kaynağı olarak, ölüm gibi bir yaşam ve arzu limitinin reddini görüp göremeyeceğimiz. Diğer anlatılardaki kötü karekterlerin bu gerilimle ilişkisi nedir? Kahramanımız, doğaüstünü arzular ve doğal sınırlarını reddederken, ahlaki sınırları nasıl geride bırakır?

Siccin 3 Cürmü aşk konusu

Siccin 3 cürmü aşk konusu, bir aşığın sevdiğinin ölümü kabullenemeyerek büyülere sığınmasıdır. Aşık, büyü yardımıyla ölen sevdiğini yaşama geri getirmeye çalışır. Ama bu nafile bir çabadır. Bu çaba uğruna, cinlere ve büyülere karışan genç adam, neredeyse ailesini de lanetleyecektir. Genç adamın bu lanetli girişimi, ancak cinlerin yardım ettiği bir akrabası sayesinde durdurulur.

Kaygı, ölüm ve paranormal

Kaygı nedir? Kierkegaard bu soruya “Ertesi gün” cevabını vermişti. Özgürlüğün getirdiği belirsizlik, sorumluluğun gücü, yaşamın olumsallığı… tüm bu yükler insanı yaşamı boyunca sarsmaya devam eder.

Heidegger ise kaygının aracı olduğu durumlara dikkat eder. Ona göre kaygı, insanı gündelik olana batmışlığından çıkarıverir. Ve onu varoluşun vuruşu ve gerilimi ile karşı karşıya bırakıverir.

Kaygının ilişkili olduğu sınır fenomen ise ölümdür. Ölüm tüm imkanların ortadan kalkması olduğundan, salt olumsallık olan insanın en büyük kaygı kaynağıdır.

Tam da bu sebeple, ölümü ve sevdiğinin ölümünü kabullenememe son derece anlaşılırdır. İnsanın ölümü anlaması ve kabullenmesi mümkün değildir. Gerçekliğin zorlandığı bir alandır bu.

Siccin 3 cürmü aşk filmi de bu imkansızlığa dayanır. Filmin kahramanı, aşık olduğu kadının ölümünü kabullenemez ve gerçekliğin sınırını aşıverir. Doğanın koyduğu sınırı kabul edemeyen insan, tabii ki hikayelere sığınacaktır.

Filmin baş kahramanı, filmin sonunda öğreneceğimiz üzere, karısının cesedini mezardan çıkarır ve evde saklamaya başlar. Amacı karanlık bir büyü yapmaktır. Bu yüzden bir cin kızını kaçırır ve onu karısının formunda kendi alemine hapseder.

Film boyunca, cinin ailesinin kızlarını kurtarma çabalarını izleriz. Hikayenin ilginçliği, çoğu cin hikayesinde olduğu gibi cinlerin insanlara değil, bir insanın cine musallat olmasıdır.

Siccin-3 Cürmü Aşk

Filmdeki cin musallatı, iki aile üzerinde paralel olarak ilerler. Başkahramanımız bir cini karısının yerine koyup hayal aleminde yaşarken, ölen kadının kardesi olan karakterin sakat çocuğuna da aynı cin kabilesi musallat olur.

Bu musallatı kendisi aşamayan karekter, bir cinci hocadan yardım ister. Cinler, Veysel hoca aracılığı ile karektere bir görev verirler. Kahraman, hem kendi kardeşini, hem de cin kızını hapishaneden kurtarmaktır.

Kahramanın fazla şansı yoktur, çocuğu da cinlerin musallatı altındadır. Filmin sonunda kahramanımız, büyünün yapıldığı odayı bulur ve muskayı yakarak büyüyü bozar. Büyü bozulunca hem cin gelip kızını kurtarır, hem de hezeyan içerisindeki aşık içinde olduğu durumun gerçekliği ile yüz yüze gelir.

Hikayenin sonunda herkes gerçekliği kabullenmek ve başına gelenleri aşmak zorunda kalır. Cin kız ailesine döner, kardeşinin cesedini kurtaran ve büyüyü bozan kahraman oğlunu musallattan kurtarmış olur, kara sevdalı ölümle yüzleşir.

Siccin 3 cürmü aşk filminden bir sahne.

Yaşamın sınırlarının reddi ve kötülük

Yaşam, kendi sınırları ile birlikte var olur. İnsanlar bu sınırlara saygı göstermek zorundadır. Bu saygıyı zoraki de olsa ortaya koyamazsak, yaşamın ketlenmesi diyeceğim bir durum oluşur.

Bu ketlenme, hikayenizi kahramanı için ölümü kabullenememek şeklinde gerçekleşir. Sevdiğinin ölümünü aşamayan kahramanımız, cinler alemine karışır ve kötücül dünyaya geçer.

Benzer hikayeleri anlatı dünyasında çok sık görürüz. Örneğin Star Wars evreninde güce dengeyi getireceği kehaneti yapılmış Anakin Skywalker, karısının ölümünü yenmek için karanlık tarafa geçer ve iyilerin en önemli şovalyesi iken karanlık bir lorda dönüşür. Bu dönüşüm, ölümü yenmeyi ona öğreteceğini söyleyen Darth Sidius ‘un tuzağı ile gerçekleşir.

Kötü kahramanların ölümü yenme isteği ile fantastik anlatılarda sık sık karşılaşırız. Örneğin Ejderha Mızrağı evreninde, karanlık büyücülerin en büyük amaçları sonsuz güce ulaşmak ve ölümü yenmektir. Bunların en büyüklerinden Fistandantilus, fiziksel bedenini aşmıştı ve genç büyücülerin ruhlarına musallat olarak ve yadama güçlerini emerek Litch şeklinde yaşamını sürdürürler.

Bu anlatı motifini nasıl yorumlayabiliriz? Ölümü kabullenemeyen, ahlaki olarak neden yozlaşır? Tanrıların yasasını reddettiği için mi? Yoksa bu hamlesiyle yaşamın güçlerini ketlediği ve kendi güçlerini geriye götürdükleri için mi yozlaşır kötücül kahraman?

Spinoza’ya göre kötülük ve günah, yaşamın güçlerinin gerilemesi ve yaşama sevincinin azalmasıdır. Kötücül karekter, aşamadığı bir engeli saplantı haline getirdiği için mi lanetlenir? Yoksa lanet Oidipus gibi ona musallat mı olmuştu?

Ölü tabusu ve cinler

Ama bu noktada daha ilginç bir noktaya da parmak basabiliriz. Freud Totem ve Tabu kitabında, ilkel insanların ölüden, ölümden ve ölülerin / cesetlerin kıskançlığından çok korktuklarını söyler. Freud’a göre insanlar ruh, cin, peri, hortlak, ifrit gibi inançları bu korku yüzünden inşa etmiştir. Tam da bu yüzden, Siccin 3 filminin çok ilginç bir noktaya parmak bastığını söyleyebiliriz.

Sonuç: Siccin 3 cürmü aşk ve ölüm

Siccin 3 cürmü aşk filminin kahramanı için de aynı sorular sorulabilir. Kahraman, ölümü kabullenemedigi için mi karanlık aleme, cinler alemine geçmişti? Hatta bir cine bile kötülük yapacak noktaya gelmişti karekter. Kötülük nasıl sevgiden bu kadar hızlı şekilde doğabilmişti? Ölüm korkusu insanı ne kadar değiştirebilir?

Ama belki de karakterimiz Oidipus ve Anakin ile aynı durumdaydı. Filmin başında kahramanımızın, sorumsuz bir işçiyi kovdugunu görürüz. Borçları olan adam intihar edince, karısı iş yerine gelmiş ve bu kara toprak gibi bahtın kara olsun diye beddua etmişti. Trajik kahraman, kaderinden kaçmaya çalışarak kaderini yaratır.

Ölümü engellemeye çalışan yaşamı da engeller. Tehlikeli olansa yaşamın akış gücüdür. Bunu yenemeyeceğimize göre, onunla birlikte hareket etmeyi asgari düzeyde de olsa öğrenmeliyiz. Kabullenmemiz gereken şey, kabul edemeyeceğimiz hatta anlayamayacağımız kadar büyük bir şey olsa bile…

Sonuç olarak, Siccin 3 cürmü aşk filminin, ölüm korkusunın paranormal hikayelerin kaynaklarından birisi olduğunu söylememize imkan tanıdığını düşünüyorum.

Eğer bu yazı ilginiz çektiyse, cin filmlerinin yükselişi ile ilgili yazım ‘Korku sinemamızda cin filmlerinin yükselişi‘ ne buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

Trending

Alçak kültür sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin