Vampir, kan emerek yaşayan ve bir tür hortlak olduğuna inanılan varlıktır. Pek çok kültürde görülmüş ve inanılmış bir korku motifidir vampir. Peki vampirler hakkında bilgiler nedir? Vampirler gerçek mi yoksa bir tür batıl inanç mı? Vampirler tarih boyunca hangi toplum ve kültürlerde görüldü? Ve vampir inancının kaynakları neler?
Vampirler ve Vampir Avcıları, 1000’li yıllardan itibaren özellikle Balkanlar’da takip edilebiliyor. Vampir avcısı ve vampir, bu toplumları ve inançlarını nasıl etkiledi? Vampir avcısı bir tür kurtarıcı mıydı? Peki ya vampir, bir tür günah keçisi miydi?
Vampirler Ortaçağ kültürünün önemli parçalarındandı. Ama bu inanış yeni dünyada da ölmedi, vampirler hikaye ve filmlerimizde yerini alarak ölümsüzleşti. Bu uzun yolculuk boyunca neler yaşandı? Bu yolculuğu, Vampirler ve Avcıları kitabı ve diğer kaynaklar üzerinden inceleyeceğim.
Gelin bu yazıda, vampirler hakkında tarihsel bilgileri inceleyelim. Böylece bir diğer paranormal fenomenin kültürümüzdeki yolculuğuna bakmış olacağız. Ve şu soruları soralım: Vampirler hakkında bilgiler nelerdir? Vampirler gerçek mi yoksa hurafe mi? Vampir ve vampir avcısının ilişkisi neydi?
Vampirler hakkında bilgiler
Doğrusunu söylemek gerekirse, vampirler hakkında bildiklerimiz karışıktır. Çünkü vampir motifi, pek çok farklı kültürde görüldü. Ve tarihsel olarak çok uzun bir yolculuk yaptı. Ama önce günümüzde elimizde olan bilgilere bakalım.
Vampir, temel olarak yaşamak için insan kanı içmeye muhtaç bir yaratıktır. Güneş ışığında rahat edemediği için geceleri dolaşır. Ve insan kanı içebildiği sürece, vampir ölümsüzdür. Vampirleri, sadece özel yöntemlerle öldürebilirsiniz.
Vampir diğer paranormal yaratıklar gibi çürümenin eşiğinde değildir. Bir vampir tam olgunluğuna eriştiğinde, beyaz teni ve dişleri dışında normal bir görünüme sahiptir. (Vampir gelişinimini tamamlamadan önce görünmez ya da hayvan formunda olur.) Ve vampirin şeytan tüyü olduğu iddia edilir. VampirkKadınları rahatlıkla baştan çıkarır. Ve kendisini toplum içinde gizleyebilir.
Ancak yine de vampirleri tanımak için bazı yöntemler vardır. Bunlardan en bilineni, vampirlerin aynada görüntüsü olmaması. Ayrıca vampirlerin sarımsaktan da korktuklarına ve sarımsak olan eve yaklaşmayacaklarına inanılırdı.
Yani vampirin tanınması hiç de kolay değildir. Bu yüzden vampir avcısı, özel yeteneklere sahip bir uzmandır. Bazen eski bir vampir, bazense vampir kanı taşıyan bir kişiydi o. (Vampiridzki, Sabotnik, vs…) Ve vampir avcısı da toplum tarafından, vampire aşinalığı sebebiyle tehlikeli bir figür olarak görülmüştür.
Balkanların vampirleri ve paganları
Geç Antik çağdan Ortaçağ’a uzanan yıllarda, (Ms 7-12. yy’lar) Balkanlar son derece karışık bir kültürel yapıya sahipti. Bu bölgedeki Lordlar Bizans etkisinde Hristiyanlığı benimsemişken, bölgede hala paganlar (maniheistler) açıkça hristiyanlığı reddediyordu. Paganist inançlar, proto Bulgar dini, Trakya dinlerinin (Dyonosis dini gibi) kalıntıları ve bazı şamanist dinlerden besleniyordu.
Tam bu dönemde, bölge bir tür kültür savaşı içerisindeydi. Paganlar hem eski inanç ve adetlerini korumak, hem de Bizans etkisini reddetmek istiyordu. Hristiyan rahipler ise eski dine inananları sapkın ve heretik olarak görüyordu.
İşte bu rahiplerden bazıları, paganları ve sapkınları vampirlik ve iblislikle suçlamaya başladı. Bu suçlamanın kaynağı, paganların eski tanrılar için hayvan kurban etmeleri ve bu törenler sırasında hayvanların kanını içmeleriydi. Paganlar ayrıca toplu seks ve ahlaksız törenler yapmakla da suçlanmıştı.
Peki vampirlik nereden çıkmıştı? Vampir, eski Slavlar’da bir tür huzursuz ölüydü. Ölüden döner ve canlıları rahatsız ederdi. Vampirler hakkında bilgiler ilkel Slav paganizmine kadar uzanmaktadır. Ama Hristiyan misyonerler bu figürü farklı şekilde kullanır. Rahipler Slavlara ait bu korku motifini alarak, onlara yönelik bir saldırı malzemesi olarak kullanmıştır.
Vampirin ve vampir avcısının yolculuğu, işte bu ilkel kültürel kaynakta başlar. Bunu akılda tuttuğumuzda, vampir filmlerinde haç ve kutsal su gibi kutsal nesnelerin, vampirlere karşı silah olarak kullanılması da anlam kazanır. Eğer vampir kutsal değerleri reddediyor, İsa’nın kanı yerine insan ve kurban kanını içiyor, başka bir inanç öneriyorsa; onun lanetlenmesi çok daha kolayca gerçekleşir.
Günah keçisi olarak vampir
Balkan ve Slav kültüründe, vampirizm aynı zamanda bir tür ilahi ceza ya da bazı davranışlara yönelik yanıttı. Bu yüzden vampirin, bir tür günah keçisi olduğunu söyleyebiliriz.
Peki kimler vampire dönüşürdü? Kimlerin vampir olduğuna bakarsak günah keçisi özelliğini daha iyi anlarız:
- Aforoz edilenler, kilise tarafından lanetlenenler ya da tanrıya inanmayanlar
- İntihar edenler
- Vaktinden önce ölenler
- Cesedin üzerinden bir hayvanın atlaması ya da mezarın bozulması gibi durumları yaşayanlar
Görüldüğü gibi, bu kimselerin her biri oyunbozandır. Ateist tanrıyı reddetmiş, intihar eden toplumsal rolünü oynamaktan kaçmış, vaktinden önce ölen toplumdan yardımını esirgemiştir. Yani bu vampirizm anlatıları, toplumun ve rahipler gibi hikaye anlatıcıların toplumun diğer üyelerine bir tehditiydi.
O halde vampirler hakkında bilgiler ve anlatıları, bu bağlamı göz ardı ederek incelememek gerekir. Vampir toplum için tehdit olduğu gibi, vampire dönüşmek de her bir birey için tehdit ve uyarıdır çünkü.
Vampirin dönüşümü ve vampir avcısı
Balkan anlatılarına göre, vampir cesedin hortlayıp mezardan çıkması şeklinde basitçe oluşmazdı. Vampir, ilk haliyle görünmeyen huzursuz bir ruhtur.
Bu huzursuz ruh, yolculuğunun başında çok basit bir somutluğa sahiptir. Öküz başı ya da hortumu ile kan emen bir deri torba gibi hayal edilmiştir. Vampir, önce kendi cesedini ve hayvanları tüketir. Acemi vampir, geliştikçe hayvan formları almaya başlar.
Vampir beslendikçe, bir insan formu kazanmaya başlar. Bu formun, vampirin kendi cesedine benzeyeceği söylenir. Tam form kazanan vampir, başka bir şehre/köye taşınır ve kasaplık, beraberlik gibi meslekler yaparak kendisini gizler.
Böyle kendisini gizlemiş bir vampir, ancak vampir avcıları tarafından tespit edilir. Bunların en bilinenleri Vampırızda ve Sabotnik’tir.
Vampırızda dul bir kadının piç çocuğudur. Bu çocuğun babasının, vampire dönüşen ölen eski eş olduğu beklenirdi. (Çünkü dul bir kadın hamile kalamazdı.) Ve piç, vampirlerin tanıma yeteneğine sahip bir vampir avcısı olurdu.
Sabotnik ise cumartesi günü (Yahudi Şabat günü ya da paganların ölüler günü olan cumartesiye referasla) doğan bir erkek ya da kadındır. Cumartesi doğanların bir kısmında bu yetenek olduğu düşünülmekteydi.
Sonuç: Vampir gerçek mi?
Vampirin doğuşu, Vampirler ve Avcıları kitabında bu şekilde tasvir ediliyor. Vampir bunun ardından, pek çok kültürde yer alacak ve edebiyatla sinema sayesinde modern dünyaya ulaşacaktı.
Görüldüğü gibi, doğumun yaşandığı bölge tam bir cadı kazanı. Balkanlar, eski dinlerin etkisi, Bulgar ve diğer göçmenlerin gelişi, Yahudiliğin etkisi, Hristiyanlıkla gelen dönüşüm ve Osmanlı egemenliğindeki Türk etkisiyle son derece karmaşık bir kültürel alandır. Bu alanın hayalgücü ve mitoloji açısından zenginliğini tartışamayız.
Vampir, büyük ihtimalle paganlar ve nomadlar için bile karanlık bir figürdü. Çünkü ölüm tabusu, ilkel insanlar için paranormal inançlar ve korkularla yakından ilişkilidir. (Bknz. Freud’da ölü tabusundan hortlakların doğuşu)
Ancak onun tam bir günah keçisine dönüşümü, Hristiyanlık misyonerliğiyle birlikte yaşanır. Çünkü paranormal inançlar ve mitolojik ötekinin en önemli kaynaklarından birisi, yabancı ve ötekiye ilişkin korkudur.
Kültürel dönüşüm, hemen her durumda sancılıdır. Ve kendi hayalgücünü ve sembolizmini tetikler. Bu yazıda vampirler hakkında bilgileri ele aldık. Ama karşımıza çıkan, insanın hikayeler ile neler yaptığı, kendisini ve dünyayı nasıl dinamik şekilde kurduğu ve dönüştürdüğü oldu.
Yani vampir gerçek mi sorusu, paranormal bir soruşturma ile sınırlı kalmaz. Bu soruyu sorunca, insanın korkularının nasıl sembolize edildiğini de görürüz. Ve korku, son derece yaratıcıdır.
Vampirler, vampir avcıları ve rahipler; yüzyıllarca kavga edip durdular. Ama aslında anlatılan, hepimizin hikayesiydi.
Bir Cevap Yazın