Merkür retrosu gerçekten bizi etkileyebilir mi? Retro nedir? Astrolojinin en heyecanlı konularından birisi olan retro etkisi nasıl gelişti? Gezegenlerin geriye gitmesi (retro hareketi) neden korkutucu? Ve retro hareketi ile Aristo fiziğinin ilişkisi ne? Gelin bu yazıda eski insanların inançları, astroloji ve astronomi üzerine düşünelim.
Retro etkisi, bir gezegenin astrolojik haritada (örneğin Merkür retrosu) geriye doğru hareket etmesi durumudur. Astrologlar bu durumda olağan üstü sonuçların ortaya çıkacağını söylüyor. Fakat biz eski dünyanın fiziğini ve buna dayanan metafiziğe baktığımızda, bunun için bambaşka sebepler buluyoruz.
Günümüz insanı için retro etkisi bir eğlence olsa da, Aristo fiziğine dayanan dünyada bir gerçekti. Ve o dünyanın insanları, retro etkisi yüzünden ilahi düzenin bozulacağını düşünüyorlardı. Merkür retrosu günümüzdeki kadar sevimli değildi ve bizi sadece sevgilimizden ayırmıyordu.
Gelin bu yazıda birlikte retro nedir sorusunu soralım. Önce modern olmayan dünyada retro etkisinin ne manaya geldiğine bakalım, daha sonra günümüze bir yolculuk yapalım. Böylece astroloji nedir sorusunu sormuş olmayacağız sadece. İnanç nedir ve kültürel formlar nasıl gelişir sorularını da soracağız.
Retro etkisi nedir
Retro hareketi, astrolojide gezegenlerin gökyüzünde geriye doğru hareket ediyormuş gibi görünmesidir. Bu durumda, aslında gezegen gerçekte geri gitmez. Ancak Dünya’nın hareketinden kaynaklanan bir göz yanılsaması olarak böyle görünür. Çünkü o anda gezegen dünyanın kendi ekseni etrafında ya da güneş etrafındaki hareketinden daha yavaş hareket ediyordur.

Yani retro, yanlış bir evren tasavvuruna dayanır. Galilei’den itibaren sahip olduğumuz güneş merkezli evren tasavvuruna göre retro gerçekleşmiyor. Merkür retrosu, merkür geriye gittiği için değil, biz ona dünyadan baktığımız ve onun hareketini açıklayamadığımız için gerçekleşir.
Astroloji nedir
Fakat astrologlar, gerçekle ilgilenmediğinden, retro etkisinden rahatlıkla söz ederler. Hatta bugün retro hareketinin gerçek olmadığını bilmelerine rağmen, bunu yıldız haritası üzerinden takip ederler. Yani retro nedir sorusu astrologları hiç de ilgilendirmiyor. Onlar için önemli olan bunu anlatılarında nasıl kullandıkları.
Bence bu noktada astroloji nedir sorusu ile ilgili bir görüş daha kazanıyoruz. Astroloji bilimsel olmadığı gibi, inançlarla ilgili bir anlatıdan fazlası değildir. Ve rahatlıkla eski dünyanın inanç ve tasvirlerini kullanır. Aslında bunlardan günümüz insanının duygu ve korkuları besleyecek bir seçki yapar.
Peki eski insanlar retro etkisinden neden korkmuştu?
Yine de retro hareketini günümüz astrologları icat etmediler. Onlar sadece retroyu evimize kadar getirdiler. Eski insanlar içinse retro etkisi, daha korkutucu, felaket, savaş, yıkım getiren bir hadiseydi.

Bunun sebebi şudur: Modern öncesi dünyada, gökyüzünün tanrısal bir alan olduğuna inanılıyordu. Bu alan mükemmel olduğundan, buradaki bozukluklar sadece savaş ve yıkım manasına gelirdi. Tanrısal dünyadaki savaş ise, kesinlikle dünyaya yansırdı. Ama bu şema bile, temelde Aristo fiziğine dayanıyor.
Aristo fiziği ve Merkür retrosu
Aristo Fizik kitabında, fiziksel hareketi ikiye ayrılır. Doğrusal hareket, dünyada söz konusu harekettir. Fırlattığımız bir taş en nihayetinde düşer, çünkü bozuluşun ve sonluluğun alanı olan yeryüzüne aittir. Yeryüzündeki her şey, tanrısal olmadığından sürekli çürür.
Gökyüzü ise kutsal ve süreklidir. Burada dairesel hareket ve onun yasaları işler. Gezegenler sürekli şekilde dairesel ‘mükemmel’ yörüngelerinde seyrederler. Bu hareket, hesaplanabilir ve süreklidir. Astronomlar Aristo zamanında bile bu hesapları yapabiliyorlardı.
Aristo bu ayrımı, süreklilik / sonsuzluk bakımından yapmıştı. Çünkü o Newton’un teorilerine sahip olmadığından, dairesel hareketi, yani kütle çekimini açıklayamıyordu. Bu yüzden de gezegenleri tanrısallıkla ilişkilendirdi. Ve bu fizik üzerine eski dünyanın (Kopernik öncesi dünya) metafiziği inşaa oldu.
Ancak yine de bir sorun vardı. Astronomlar gezegen hareketlerinin mükemmel olmadığını da fark ediyorlardı. Bazı gezegenler öngörülemeyen şekilde geriye gidiyor ve yıldız haritasında geriye doğru spin hareketleri yapıyordu. Retro hareketi bu modeli en zorlayan fenomenlerden biriydi.
Astronomlar Kopernik devrimine kadar sürekli hesaplarını güncellediler ve mükemmele ulaşmaya çalıştılar. Bazı astronomlar doğru formülleri bulduklarında bu tabloyu açıklayabileceklerini düşündüler. Bazı biliminsanları ise retro hareketini (back spin) tanrısal anormalilerle ilişkilendirdi.

Retro etkisi ve dünyanın sonu
Her halükarda, eski insanların retro etkisinden neden bu kadar korktukları anlaşılabilir. Çünkü bu durumda, sahip oldukları evren tasavvuru zorlanıyordu. Bunu bir felaket habercisi olarak görmek çok da abartılı bulunmayabilir bence.
Fakat Kopernik ve Galilei gibi bazı biliminsanları, sorunu başka bir yerde arayarak evrene bakışımızı değiştirdiler. Ancak modern öncesi insan bunu yapamazdı. Çünkü gelişkin teleskop ve diğer araçları yoktu. Ve bazı insanlar o dönemde bile güneş merkezli modeli savunmuşsa da, bunu hakim paradigma yapacak kanıtlar bulunamıyordu.

Yani retro etkisi ve retro hareketi, eski insan için gerçekti. Merkür retrosu gerçekten de onun dünyasını yıkabilirdi. Ancak bugün böyle bir şey söz konusu değil. Peki bugün neden hala Merkür retrosundan korkarız?
Modern dünyada retro etkisi
Peki günümüzde neden retro etkisinden korkuyoruz? Buna verilebilecek mantıklı bir cevap yok. Ama insan da her zaman rasyonel bir canlı değil. Ve bugünkü kurumlarımız, insanın irrasyonel yanını sıklıkla besleyip destekliyor.
Merkür retrosundan hala korkuyoruz çünkü astrologlar internete çok fazla reklam veriyorlar. Ve modern dünyanın karanlığı, kadercilik ve çaresizliği besliyor. Kapitalizmin artan asimetrisi ve acımasızlığı, anlam veremediğimiz güçleri canavarlar yaratarak anlamlandırmaya itiyor insanı. Böylece modern mitoloji ortaya çıkıyor.
Rosa Luxemburg’un ‘ya sosyalizm ya barbarlık’ argümanı bir anlamda gerçekleşti. Ayrıca günümüzde, Yalçın Küçük gibi pek çok aydının iddia ettiği üzere, din ve dinsel düşünce yükselişte. İsrail ve Türkiye dahil pek çok Ortadoğu ülkesinde dine dayalı partiler iktidarda ve etki alanlarını arttırıyorlar.
Modern mitoloji ve inançlar
Bu noktada mitolojinin ve şarlatanlığın günümüzde nasıl güçlendiğini de anlayabiliyoruz. Gösteri toplumunun mükemmel bir akışkanlık kazanması, adeta Platonun mağarasını her birimizin etrafında yeniden örüyor. Big Data ve yapay zeka ise bu mağarayı mükemmelleştiriyor.
Bu hapishanenin dışarısına göremeyen insanın, gölgeleri merkür retrosu, burçlar, cin musallatı, bitcoin… gibi arzularını ve hayal kırıklıklarını takip ederek yorumlaması son derece dramatik. Kant düşünmeye cesaret etmişti. Bugün daha gerideyiz. Şunu söylemek zorunda kalıyoruz: Dünyayı görmeye cesaret et!





Bir yanıt yazın