Cinler, paranormal hikayeler ve paranormalin politikası hakkında ne söyleyebiliriz? Bu hikayeler ideolojinin hizmetinde midir, yoksa bu sözlü anlatılar ideolojinin etki alanının sınırındaki ögeler mi? Bu alçak kültür fenomenleri politik olarak ne anlatır? Gelin bu yazıda, Periler Tehlikeli Bir Tarih kitabı üzerinden ezilenlerin nasıl paranormal hikayeleri ürettikleri üzerine düşünelim.

Artı değer mi paranormal hurafeleri besler? Ezoterizm ve spirütüelizmin üst sınıfların hobisine dönüşmüş versiyonları bu durumu örnekliyor gibi görünür. Çalışma yükümlülüğü olmayan bu sınıflar, aylaklık ve yaşamın anlamsızlığı yüzünden mi bu kültlere sığınır?

Ya da ezilenlerden çalınanlar mıdır mitlerin kaynağı? Toplumun ötekilerinin cin ve peri hikayelerini daha çok benimsemesi bu durumu örnekliyor olabilir. Fakirlik ve cahillik mi hurafeleri doğurur? Hurafeler toplumun bu kesiminin entertainment’ı olarak mı ele alınmalı, yoksa akıl sağlıklarını korumak için kendilerini ait hissetmek zorunda kaldıkları mitolojiler midir bunlar?

Paranormal hikaye ve inançların kaynağı hakkında ne söyleyebiliriz? Ve bu kaynaktan çıkan hikayeler, politik olarak hangi tonları içerir? Cinler ve perilerin politika ile bir ilgisi olabilir mi? Bu alçak kültür fenomenleri hangi anlamda ve nasıl politiktir? Gelin Periler Tehlikeli Bir Tarih kitabı üzerinden, ezilenlerin psikolojisinin mitin ve paranormalin doğuşu ile ilgisi hakkında bir spekülasyon yapalım.

Spiritüelizm, ezoterizm ve burjuva gizemciliği

Büyü ve falcılık gibi inanış ve uygulamaların sadece fakir ve cahil insanlara ait olmadığına şaşırmayalım. Aklınıza toplulumzdaki bir önceki sınıfta fakir olan, sonradan zenginleşen Anadolu kaplanlarının geldiğini biliyorum. Bunlar için feodal bağlar ve hikayeler belirleyici olabilir. Ama paranormalin üst sınıflarda başka bir karşılığı daha var.

Ezoterizm, tarihinde büyük bir kısmı boyunca kalburüstü ve aydın kesimlerin de ilgisini çekti. Newton, Goethe gibi pek çok aydının pek çok batıl inancı vardı. Ve aynı zamanda karanlık büyü, simya, ezoterizm gibi olaylarla ilgilenmişlerdi.

Kimyanın, psikolojinin ve antropolojinin gelişmediği dönemlerde simya ya da hermetizm çalışan bir bilim insanına şaşırmayabiliriz. Ama bu konuların modern dönemde çalışılması, bir tür yeni çağ dinselliği halini alır.

Can sıkıntısınınsa artı değerin üretimiyle ilişkili olduğunu biliyoruz. Sınırlı toplum yapısı nedeniyle çalışmak zorunda olmayan kesim, tarım uygarlığının normatif değerlerinin de sınırında olduğundan, öteki hikayelere yönelmesi anlaşılırdır.

Ötekilerin hikayeleri

Sözlü kültür, yazılı kültürün aksine ideolojiye karşı daha dirençli olabilir mi? Kültürün ötekileri, hangi hikayeleri aktardılar gelecek nesillere?

Anlatı ve hikayeler binlerce yıldır sözlü ve yazılı olarak anlatıla geldiler. İdeolojinin kendisini dayatmak için anlatı ve mitlere sızması malumumuz. Bu sızma her düzeyde gerçekleşse de, en görünür olarak hikayelerin yazıya geçiriliş sürecinde karşımıza çıkar.

Çünkü yazıya geçirme, sadece egemenlerin ve statükonun gücüydü uzun zaman. Hatta bu sürecin devamında, yazının kısmen kamulaştığı günümüzde bile sözlü kültür hala görünmez bir katman olarak sürüyor.

Bu çerçeve ışığında, paranormal hikayeler ve mitler hakkında neler söyleyebiliriz? Bu alanlar, bilimin ve teknolojinin son gelişmelerinin dışındadır evet. Hatta bu alanlarda, çok eski dönemlerin bilgileri ve bilimleri gizemcilik olarak sunulmaktadır çoğu zaman. Örnek olarak Aristocu 4 element anlatısının hala bazı ezoterik öğretilerde kabul edilmesi verilebilir.

Bu noktada gizemciliğin ve paranormal anlatıların hurafeleri beslediği ve yanlış tıbbi uygulamalar, gizemcilik sayesinde iktidar kazananların istismarına uğrama ve dünyaya düşünsel değil kaderci bakış açısından yaklaşma gibi olumsuzluklar doğuracağı anlaşılıyor. Fakat tüm bu dezavantajlarının yanında bir işlevi ve faydası olmalı paranormal hikayelerin. Yoksa bunların hala varolmasını açıklamak, sadece cahillik ile mümkün değil.

Hikaye, ihtiyaç ve korku

Çünkü insanlar, kültürel gelişimleri sebebiyle hikayeye ihtiyaç duyar. Evet, ilk çağda yıldırımlardan zeusa sığınmıştı insanlar. Bugün hava durumu bize bazı güvenceleri verse de, dinler ve paranormal hikayeler hala işliyor. Çünkü hikaye anlatmanın kökenindeki ölüm korkusu, arzunun kayıp nesnesine ulaşmak, geleceğin belirsizliğini azaltmak gibi arkaik kökleri sahip.

… mit insana, çevreye tahakküm edeceği maddi gücü vermekte açıkça başarısızdır. Yine de mit insana, çok önemli bir şeyi, evreni anlayabileceği ve evreni anladığı ilüzyonunu verir. Bu elbette sadece bir ilüzyondur.

Mit ve Anlam, Levi-Strauss, s.51

Tam bu noktada, hikayelerden asla tamamen kurtulamayacağımızı kabul etmeliyiz. Eğer bunu yaparsak, farklı hikayelerin insanı, toplumu ve kültürü nasıl etkilediğini daha doğru analiz edebiliriz. Öyleyse sorumuz şu. Paranormal hikayeler baskın ideolojinin dışında olduğundan ve hala sözlü kültürle devam ettiğinden, bunların ideoloji ile ilişkisi bakımından ne düşünebiliriz?

Lafı fazla uzatmak istemiyorum, soruyu iyi formüle edelim yeter. Paranormal hikayelerin kanon dışı olmasının yarattığı özgürlük mü faydalı? Yoksa bu anlatıların bilime ve çağa uzaklığından doğan gercilikleri, doğurdukları hurafeler ve tetikledikleri yanlış düşünme biçimleri mi daha zararlı?

Cinler, periler ve ekonomi

Cin ve perilerin ekonomik krizle ve fenomenlerle ne ilişkisi olabilir?

Bu soruyu saçma bulup geçmeyelim. Birisi anglo sakson, birisi ise Arap hikayelerinden olmak üzere iki tanıklığımız olacak. Üçüncü tanıklık ise, ortaçağ Avrupası’ndan gelecek. Bunun ardından, konu ile ilgili düşünsel meditasyonlar yapmaya çalışırız.

İlk hikaye, Periler Tehlikeli Bir Tarih kitabından gelecek. Sugg, Man Adası’nda perilerin zaman zaman pazara gelip fiyatları yükselttiğine inanılırmış. Pazara gelen periler, en güzel etleri satın alır ve satıcıya adil karşılığını bırakırlardı.

Periler Tehlikeli Bir Tarih

Periler eski zamanlarda Cardigan’a pazara gelmeye ve malların fiyatlarını korkunç yükseltmeye alışmışlar. Fiyatlar yükseldiğinde ve mısırlar satıldığında, eve dönüş yolunda yoksullar birbirlerine ah, o gün oradaydılar diyorlardı.

Sugg, Periler Tehlikeli Bir Tarih, s.70

Burada fiyatların yükselmesi, pazarda görülen insan benzeri ama farklı yaratıklar ve pazarın olağanüstü kalabalık olmasını nasıl yorumlamak gerekir? Yoksul kesim fiyatların artışını katlanılır kılmak için mi bu hikayeye silinmiştir? Yoksa peri olduğu düşünülen bu halk yabancı bir halk ya da konar göçerler miydi? Belki de bir tür yabancı korkusu ile karşı karşıyayız. Her halükarda ortada ilginç bir hikaye vardır.

Sami kültüründe ise ticaretle daha içli dışlı bir cin kabilesi ile karşılaşacağız.

Arapların Zellenbur cinleri, para ve tacirlikle ilgili konularda insanlara yaklaşırdı. İnsanları hileye, kurnazlığa ve açgözlülüğe yönlendirirdi bu cin taifesi. Bu cinlerin yoldan çıkardığı insanlar, haram yani haksız kazanç peşinde koşardı.

Cinler, enflasyon ve şeytan

Zellenbur cinlerinin şeytandan ne farkı var? Pek çok anlatıda zaten cinler şeytanın soydaşı ve öğrencisi olarak geçer. Bu yüzden şeytanla görülen benzerlik, doğaldır. Fakat ben yine de aldatıcı cin anlatısının, şeytandan daha farklı olduğunu düşünüyorum.

Çünkü şeytan, daha soyut ve felsefi bir karakterdir. Sahabelerin ve peygamberlerin hikayelerinde cisimleşse ve Müslüman hacılar tarafından hac ibadetine taşlansa da, daha çok vehim veren, kandıran bir karakterdir. Cinler ise geçmişin karanlığını ve belirsizliğini taşıdıklarından olacak, insanlara musallat olabilir ve onların kararlarını etkileyebilirler.

Şöyle ya da böyle, insanlar ticarette açgözlülüğün insanı yönlendirebileceklerini ve bu durumun doğuracağı sorunları, paranormal bir hikaye ile ilişkilendirmişler. Cinlerin adaletsizliğe ve kapitalist yozlaşmaya yol açması, insanları rahatlattı belki de. Ama bu kadercilik onları adil bir düzenin kurulmasına yönelik mücadeleden ve bu zaferin getireceklerinden alıkoymuş olabilir aynı zamanda.

Demonlar, cadılar ve büyünün ekonomiyle bir diğer ilişkisi ise, ortaçağ Avrupası’nda karşımıza çıkar. Süt ya da tereyağı büyüsü, geçimini süt ürünlerini tüketerek ve satarak sağlayan insanların hayatında önemli bazı gerilimlerin karşılığıydı. Bu insanlar için, sahip oldukları bir ya da iki hayvan ve bunlardan alacakları süt çok önemliydi.

Fakat veterinerliğin gelişmemiş olduğu bu dönemde, hayvanlarda ani süt verimi düşüşleri ya da sütten kesilme durumları yaşanabiliyordu. Bu tür durumlar, çoğu zaman cadıların ve demonların yaptığı kötücül büyülerle ilişkilendirilerek aklileştirilmiştir. Bu insanlar belki de bu olumsuz durumlara katlanabilmek için bu hikayeleri uydurmak zorunda kalmışlardı.

Tam da bu öngörülemezlik sebebiyle, sütün bolluğunu sağlamak için bazı karşı büyü teknikleri de geliştirilmişti. Bunlardan birisi şöyledir:

Üç perşembe akşamı (cadıların toplanma günü) mürver ağacından bir düdük yontmak gerekir; ancak bunun şeytan adına yapılması zorunludur. Hazırlanan düdüğün içine süt doldurulacak, ineklerin yemine püskürtülmesi ve sonunda düdüğün tereyağı fıçısının içine atılması gerekir; böylece, bu ritüeli gerçekleştiren kişi yeterli miktarda terayağı ve peynire sahip olacaktır.

Ortaçağ Avrupa’sında Cadılar, Haydar Akın, s.102

Neolitik kültür ve ötekileri

Neolitik devrim yani tarıma geçiş, hikaye ve mitlerin gelişimini nasıl etkilemişti? İnsanlığın en büyük ötekisi olan şeytanın ve onun soyundan gelenlerin (cinler ve periler) tarım devriminden sonra hikayelerimizde belirmesinin sebebi nedir?

İsmail Gezgin, Homo Narrans’ta bu toplumsal tarihsel dönüşüm ile, hikayelerimizin dönüşünü arasındaki ilişkiyi inceler. Bu teoriye göre, tarım devrimi ile birlikte insanlık değerlere ilişkin büyük bir değişim geçirmiştir. Tarım yapan insanlar, eskisine nazaran artık çok daha fazla toplumsallaşacaklardı.

Şunu iddialı ve net biçimde söylemek lazım ki Neolitik tarım kültürünün binlerce yıl önce dile dökülmüş anlatılarının pek çoğu, üstlendikleri fonsiyonları yerine getirdikleri için günümüze kadar ulaşmıştır. Bugün çocuklara anlatılan söylencelerin ister inançla ister kültürle ilişkili olsun çoğunun doğum tarihi Neolitik Dönem’dir.

Homo Narrans, İsmail Gezgin, s.198

Bu dönüşüm, çok daha fazla yasa, tabu ve kurala ihtiyaç duyulmasına sebep olacaktı. Cinsiyet eşitsizliği, ataerkil toplumsal hiyerarşi, korkuya dayalı din anlayışı, eğitimin bir tür dayatmaya dönüşmesi işte bu dönem başlar.

Cennetten düşüş ve şeytan

Bu dönemde insanlık yeni hikayeler icat eder. Cennetten düşüş, insan ve Şeytan mücadelesi, Şeytanın çocukları olan kötücül ruhlar (cin) anlatısı gibi hikayeler bu dönemde kurulmuştur. Yani paranormal hikayelerin bir kısmının bu donemde doğduğu söylenebilir. Bunlardan cennetten düşüş hikayesini burada inceleyelim.

Paleotik Dönem’in özgür bireylerinin, günah, kötülük ve aşırılık gibi kavramların bulunduğu yerleşik yaşamın kurallı dünyasına düşmesi, anlatılarda şeytanın dünyevi varlığını güçlendirmiş olmalıdır. Birlikte yaşamın ahengini bozacak tüm davranışların kaynağı, toplumun da günah keçisi ihtiyacından olsa gerek, şeytandan bilinmiştir.

Homo Narrans, İsmail Gezgin, s.202

Hikayeyi bilirsiniz. Adem ve Havva cennette mutlu şekilde yaşarken, yılan kılığındaki şeytanın söylediğine kanıp, yasak meyveden yerler. Bunun ardından birbirlerinin çıplaklığınj fark edip hemen örtünürler ve yaptıklarına pişman olurlar. Yaptıklarını öğrenen Tanrı, onları cezalandıracak ve cennetten dünyaya gönderileceklerdi.

Bu hikayede ilk dikkati çeken, Adem ve Havva’nın meyveyi yedikten sonra, birbirlerinin cinselliklerini fark edip utanmalarıdır. Yani bu meyveyi yedikten sonra ikisi de dünyayı yeni bir gözle görmüştür. Ve yasanın / ahlakın alanına girmişlerdir.

İkinci nokta ise, cennetten düşüş ile arzularının tatmin edilmediği, eksik oldukları bir dünyaya geçmeleridir.

İsmail Gezgin, Homo Narrans‘ta bu iki bağlamın da tarım toplumuna geçişin doğurduğu krizle açıklanabileceğini söyler. Cennetten düşüş hikayesinin cinselikle ilgili yönü, tarım toplumuna geçişle birlikte cinselliğin, üremenin ve kadın bedeninin yasa ile düzenlenmesi gereğinin doğmasıdır.

Cennetten düşüş hikayesi, İsmail Gezgin’in teorisine göre, tarım toplumundan önceki özgür ve avare yaşamdan, tarım toplumunun sürekli çalışmaya dayanan, toplumsal hiyerarşi ve cinsel hiyerarşi sunan bir topluma geçişin sancılarını anlatır.

Neolitik devrimden sonra sürekli çalışmaya, eşitsizliğe ve yasanın içsel baskısına maruz kalan insanlar, cennetten kovulduklarını düşünür. Ve cennetten düşüş hikayesine sığınır. Günah keçisi ise kadındır, çünkü kadın cinselliğinin regülasyonu tarım toplumunun en önemli adamlarından birisidir. Bu yüzden de hikayede Havva, Şeytanın oyununa düşülmesine sebep olan ayartıcı rolünü kazanır.

Bu hikaye bizim tartışmamız için ilginçtir. Çünkü hikaye, feodal toplumun kökeninde türer. Ve feodal toplumun hem ötekilerini belirler, hem de toplumsal hiyerarşide ezilen sınıf haline gelenlerin uyuşturucusunu sağlar. Marks’ın söylediği Afyon etkisi, dine işte bu kaynaklardan sızar.

Sonuç: Hikayenin çok yönlü etkisi

Yazının başındaki sorumuz, paranormal hikayelerin egemen sınıfların eğlencesi ve uykusu mu, yoksa ezilen sınıfların afyonu ve psikolojik – sosyal savunma mekanizması mi olduğuydu. Ama incelediğimiz örnekler, hikayenin bu ikili etkiyle sınırlanamayacak genişlikte etkileri olduğunu gösterdi.

Burjuva gizemciliginin, bir tür burjuva entertainment’ı ve kültürel yozlaşması olduğunu açıkça gördük. Neo-spiritüalizmin en önemli iki kuruluşundan biri olan Ruhselman, bu durumu çok iyi örnekler.

Fakat farklı durumlarda, cin ve peri inancı gibi paranormal hikayelerin, ezilen kesimlerin afyonuna ve dünyayı anlamlandırma aracına dönüştüğünü de gördük. Enflasyona sebep olan periler ya da ticarete hile karıştıran kötücül cinler, bu hikayeleri örnekler.

Aynı zamanda cennetten düşüş gibi temel bir mitin nasıl bir antropolojik kökene sahip olduğunu görmek de, paranormalin kültür ve politika ile derin ilişkisini örnekler.

Sonuç olarak, paranormal hikayelerin ve mitlerin insanlık tarihiyle derin ilişkiler kurduğunu söyleyebiliriz. Buradan hareketle, paranormal hikayelerin politik ve ideolojik işlevleri üzerine düşünmenin faydalı olacağı ve yeni perspektifler sunacağı söylenebilir. Çünkü alçak kültür, toplumsal bilinçaltına ve güdülere daha yakın bir düzeyde işlemektedir.

Eğer bu yazı ilginizi çektiyse, hermetizmle ilgili yazıma buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

Trending

Alçak kültür sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin