Özgürlüğün önemli bir kısmını, seçme özgürlüğü oluşturur: Peki ya seçimlerimizin bir kısmını örtülü olarak yapıyorsak ama bu seçimlerin yine de farkındaysak? Özgür irade ve bilinç, ya bazen birbirinden ayrılıyorsa? Ve seçim, bilinçsiz/iradi olmayan düzeylerde gerçekleşiyorsa. Özgür irade ne demek ? Özgür irade var mıdır ? Arzu özgür iradeden daha mı güçlü?
Arzunun oyunu sandığımızdan çok daha karmaşık olabilir mi? Öyleyse bu yazıda, insan sorumluluğunu kabaca düşündüğümüzden daha geniş olarak düşünmeye çalışacağız.
Peki bu iddiaya / kanıya nereden varırız? Örneğin sürüklendiğimiz bir psikolojik – duygusal açmazda, giderek kapana kısıldığımızda ve bu kapanı son dakikada fark ettiğimizde: Kendimizi bu açmaza sürükleyecek seçimleri yapmadık mı? Aşık olduk örneğin, gece uyumadan önce ısrarla onu düşünmedik, umutlarımızı hiç gerek yokken bir insana bağlamadık mı? Tek bir umut kalana dek diğer umutları yok etmedik mi? Özgür irade bu esnada neredeydi?
Ya da bir ilişkiyi sürekli bilinçsizce aşındırırken, o ilişkiden bilinçsiz de olsa kurtulmaya çalışmadık mı? Böyle sürekli bir eylemin bilinçli olmadığını nasıl söyleyebiliriz? Öyleyse biz bilinci çok türev ve keyfi bir farkındalık türü için kullanıyoruz. O halde ona neden ihtiyacımız olsun? Neden özgür irade gibi bir kavrama ihtiyacımız olsun?
Özgür irade ne demek
Özgür irade, bir bireyin kendi kararlarını ve eylemlerini dışarıdan gelen zorlamalar veya baskılar olmaksızın özgürce yapabilme yetisi anlamına gelir. Bu kavram, kişinin düşünce, davranış ve seçimlerinde tamamen kendi kontrolü altında olduğu, kendi isteği doğrultusunda hareket edebileceği anlamına gelir.
Felsefe, din, psikoloji ve hukuk gibi alanlarda özgür irade kavramı, insanın ahlaki sorumluluğu, seçim yapabilme yeteneği ve kaderle olan ilişkisi gibi konularda önemli tartışmalara neden olmuştur. Özgür iradenin varlığı veya yokluğu, insanların eylemlerinin sonuçlarından ne derece sorumlu tutulabileceği gibi etik ve hukuki sorularla da yakından ilgilidir.

Özgür irade var mıdır?
Eğer Özgür iradem varsa, kendi bilincimle bir tercih yapar ve o tercihin sorumluluğunu yüklenirim. Özgür iradenin, bilinci ve tercihi gerektirdiğini biliriz.
İnsan sorumluluğunu kurtarmak için, özgürlüğe ve özgür iradeye ihtiyacımız var Abd’de bir avukat mahkemede, katil müvekkilinin suçsuz olduğunu, suçlunun onun genleri olduğunu söylemişti. (Özgürlük ve evrim teorisi için bknz. Özgürlüğün Evrimi)
Hukuk dünyası bu iddiayı kabul etmese de, felsefede bu konu tartışmalıdır. Örneğin Spinoza, duygulanımların insanın yargı organını tamamen yönlendirdiğini söyler. Duygular fikirleri çoğu zaman kontrol eder.
Spinoza’ya göre böyle bir halde özgür irade ancak şöyle mümkün olur: İnsan duygulara ilişkin köleliğini kabul edip bundan kurtulabildiği oranda özgürdür. Bu yüzden özgür irade var mıdır sorusu değil, eylem ve duygulanımlarımız önemlidir. (Bknz. Spinoza’dan aşkı arıtmayı öğrenebilir miyiz?)
Spinoza belki de özgür irade konusunda yeteri kadar karamsar değildi. Çünkü Freud’la bilinçdışının, Lacan’la arzunun ilkesinin keşfedilmesi; özgür iradeyi daha da fazla gölge içine sürükleyecekti.
Çünkü arzunun oyunu, insan aklından sadece gizli değildir. Arzu, kendi oyununu akli düzlemde ve söylem düzeyinde de oynar. Ve arzuyu yakalamak, onun doğasını tanımıyorsanız imkansızdır.
Özgür irade ile ilgili görüşler
Özgür iradenin varlığı, felsefi ve bilimsel bir tartışma konusu olmuştur ve bu konuda farklı görüşler mevcuttur. Bu görüşlerin bazıları şu şekildedir:
- Determinist Yaklaşım: Bu görüşe göre, evrende her olay ve eylem belirli neden-sonuç ilişkilerine dayanır. Eğer insan davranışları da bu tür deterministik yasalara tabi ise, özgür irade diye bir şey olamaz çünkü her eylem önceden belirlenmiştir. Sert deterministler, özgür iradenin bir illüzyon olduğunu savunurlar.
- İndeterminizm ve Rastlantısallık: Bu yaklaşım, evrenin bazı olaylarının belirli bir nedene bağlı olmadan rastgele gerçekleştiğini savunur. Bu görüş, kuantum fiziği gibi bilimsel alanlardan destek alır. Ancak rastlantısal olayların varlığı özgür iradeyi kanıtlar mı, yoksa sadece eylemlerimizin önceden belirlenmediğini mi gösterir, bu da tartışmalıdır.
- Liberteryanizm (Felsefi): Liberteryenler, özgür iradenin var olduğunu ve insanların kendi seçimlerini yapmada tamamen özgür olduğunu savunurlar. Bu görüşe göre, insanlar belirli durumlarda farklı eylemler seçebilirler ve bu seçimler tamamen onların kontrolündedir.
- Kompatibilizm (Uyumculuk): Bu görüş, determinist bir evrenle özgür iradenin bir arada var olabileceğini savunur. Kompatibilistlere göre, özgür irade, bir kişinin kendi içsel motivasyonlarına göre hareket edebilmesi anlamına gelir; bu motivasyonlar dışsal zorlamalar olmaksızın kişinin kendi zihinsel süreçlerine dayandığı sürece, kişi özgürdür.
- Epifenomenalizm ve Katı Maddecilik: Bazı bilimsel yaklaşımlar, insan zihninin tamamen fiziksel süreçlerden ibaret olduğunu ve bilincin, beyindeki fiziksel olayların bir yan ürünü olduğunu öne sürer. Bu durumda, özgür irade bir yanılgı olabilir, çünkü kararlarımız ve eylemlerimiz bilinçli iradeden ziyade beynin kimyasal ve elektriksel süreçleri tarafından yönetilmektedir.
Bu nedenle, özgür iradenin varlığı konusunda net bir cevap yoktur. Bu, kişisel, felsefi, bilimsel ve hatta dini inançlara bağlı olarak değişen bir sorudur. Kimi insanlar özgür iradenin var olduğuna inanırken, kimi insanlar ise bunun bir yanılsama olduğunu düşünür.
Arzu ve farkındalığın örtülüşü
Biz arzu söz konusu olduğunda, oyuncu bir alanda olduğumuzu zaten biliriz. Ama bu oyunun çapı hakkında bir fikrimiz olmayabilir. Çünkü arzu hem kaçırır, hem kovalar. Hem açar, hem de örter. Her seçim bir vazgeçiş olduğu gibi, her arzu lifi ve düğümü de bir savrulmadır ve aynı zamanda perspektifte bir değişimdir.
Bu yüzden arzunun etkisi altında, seçtiğimizin farkında olmadan onu seçebiliriz. Aslında bu çok doğaldır, çünkü arzu farkındalığın biraz da tersidir.
Farkında olmadan birisine duygularımızla çekilmeye başlarız. Burası doğaldır. Ancak bu yöneliş bize açıklığını, arzunun kıvrımlarını takip etmemiz oranında örtülü bile kalabilir. Yani birisini, onu sevdiğimizi bilmeden bile sevebiliriz.
O zaman onu ancak kaybettiğimizde anlayacağız sevdiğimizi. Arzunun bu düzeyde gözümüzü örtebilmesini patolojik bulabilirsiniz, ancak yelpazenin bu bölgesi bile arzunun normali içindedir. Özgür irade ise bu durumdayken aklımıza bile gelmez.
Özgür irade arzu ilişkisi
Arzu ve özgür irade arasındaki ilişki, bireyin seçimlerini ve eylemlerini ne ölçüde özgürce yapabildiği sorusuyla yakından ilgilidir. Bu ilişki, felsefi ve psikolojik olarak çeşitli şekillerde ele alınmıştır:
1. Arzuların Etkisi
Arzular, insanın belirli bir şeye yönelme eğilimidir. Bu, yiyecek arzusundan kariyer hedeflerine kadar geniş bir yelpazede olabilir. Bir kişi, arzularına göre seçimler yapar ve bu seçimlerin özgür olup olmadığı, arzuların kaynağı ve doğasıyla ilişkilidir.
- İçsel Arzular: Eğer arzular, kişinin kendi iç dünyasından, yani bilinçli veya bilinçaltı isteklerinden kaynaklanıyorsa, bu durumda kişi, kendi arzularına dayanarak hareket eder ve bu eylemler özgür irade olarak görülebilir.
- Dışsal Zorlamalar: Eğer arzular dışsal bir baskıdan veya manipülasyondan kaynaklanıyorsa, bu durumda bireyin seçimleri özgür iradeden ziyade dış etkilerin sonucu olabilir.
2. Arzuların Kontrolü
Özgür irade kavramı, kişinin arzularını ne derece kontrol edebildiği ile de bağlantılıdır. Kimi filozoflar, özgür iradenin, kişinin arzularını değerlendirme, onlara direnme veya onları yönlendirme kapasitesinde olduğunu savunur. Örneğin:
- Kompatibilizm: Bu yaklaşım, bir kişinin arzularını kontrol edebildiği sürece özgür olduğunu savunur. Arzularınız sizi bir yöne çekebilir, ancak siz bu arzuları değerlendirebilir ve onları kabul edip etmeyeceğinize karar verebilirsiniz.
- Liberteryanizm: Bu görüşe göre, kişi, arzularından bağımsız olarak farklı eylemleri seçebilme kapasitesine sahiptir. Arzularınızı kabul edip etmeme veya başka bir yönü seçme konusunda tam özgürlüğe sahipsinizdir.
3. Determinist Perspektif
Determinist bir bakış açısına göre, arzularınız da dahil olmak üzere tüm zihinsel süreçler önceden belirlenmiş olayların sonucudur. Bu durumda, arzular özgür iradeyi kısıtlayan faktörler olabilir çünkü seçimleriniz arzularınıza göre şekillenir ve arzularınız da kaçınılmaz bir şekilde belirli nedenlerin sonucudur.
4. Arzuların Kaynağı
Arzuların kökeni, özgür iradenin varlığı konusundaki tartışmalarda kritik bir rol oynar. Eğer arzular biyolojik, genetik, çevresel veya toplumsal faktörlerle belirleniyorsa, bu durum özgür iradenin sınırlı olabileceğini gösterir. Ancak, arzuların kaynağı kişinin kendi bilinçli tercihleriyle daha bağlantılıysa, bu durumda kişi arzuları üzerinde daha fazla kontrole sahip olabilir ve bu da özgür iradeyi destekler.
Sonuç
Arzu ve özgür irade arasındaki ilişki karmaşıktır. Bir yandan, arzular insan seçimlerini yönlendirir ve şekillendirir; öte yandan, özgür irade, kişinin arzularını değerlendirme, onlara karşı koyma veya onları kontrol etme kapasitesini içerir. Bu ilişkinin doğası, kişinin özgür iradesinin var olup olmadığı konusundaki görüşlerine ve bu kavramları nasıl tanımladığına bağlı olarak değişir.

Kaç(a)mamayı seçmek
Bazı durumlarda ise, tam tersine, birisine doğru yönelmeyi bilincimizden saklayarak yürütürüz. Herhangi bir şekilde yasaklanmış bir aşk olabilir bu, ya da karşımızdaki kişinin uzaklığından dolayı yeterince umudumuz yoktur ve duygularımızı kendi mantığımızdan gizlemek zorunda kalmışızdır. Duygu yeterince güçlenmeden, mantığın karşısına çıkamaz. Yeterince güçlendiğinde ise artık çok geçtir. (Bknz. Platonik aşk neden tehlikelidir?)
Öyleyse bu insanın kendisine karşı oynadığı bir oyun. Ve her oyun gibi heyecanlı bir ruhu kendisine çağıracak. Bu çağrıyı duymayı bile biz sevmedik mi? Evet, karşımızdaki ile benzerliğimizden, farklılığımızdan ya da çekimin kaynaklarindan habersiz olabiliriz, bunlar yaşamdır. Ama iki kişinin karşi karşıya geleceği yola çıkarken o yola çıkmayı seçmedik ve sevmedik mi?
Eğer ilk görüşte aşık olduysak, ilk görüşte aşık olmayı seçmedik mi? Şöyle söyleyelim: En azından ilk bakışta aşık olacak bir insan haline gelmeyi seçmedik mi ve bu insan haline gelmedik mi? Bu seçimler özgürce yapılmaz mı? Özgür irade duygulara mı teslim olmuştur bu noktada?
Platonik aşıksak, bu kişiye dönüşmedik mi? Arzu ettiğimiz kişinin bir konunu hayal gücümüzde geliştirmedik mi? Ve aşkı hayallerimizde arzu oyununu bozmayacak şekilde evcilleştirmedik mi? (Bknz. Platonik aşk: İmkansızlığın hazzı)
Sonuç: Farkındalığın türevi olarak seçim
Hepimiz bilinçsiz olarak ya da farklı bilinçsizlik düzeylerinde her gün binlerce seçim yaparız. Çayımıza şeker koyup koymamak gibi önemsiz bir konu üzerinde ne kadar dururuz ki örneğin? Peki insan ilişkileriyle ilgili aldığımız bir sürü karar, şeker konusundan neden daha önemli olsun bizim için?
Dikkatli olmak gerekiyor: İstediğimiz hiç istemediğimiz bir şekilde gerçekleşebilir ya da bizi hiç istemediğimiz bir yere götürebilir. Bu her halükarda bir maceradır tabii, fakat her defasında benzer örüntüleri takip etmek yerine yeni maceralara atılabilmek için, biraz da farkındalık gerekir.
Öyle görünüyor ki, bizler pek çok seçimimizi bilinçsiz yaptığımız gibi, pek çok bilinçsiz görünen seçimimizi de bilinçli olarak yapıyoruz. Bu durumda bilinçli sıfatı, seçimin içeriğinin ve sonuçlarının, yani yöneldiği stratejinin kişinin kendine açıklığını/kapalılığını ifade ettiğini söylemek gerekiyor. Kişi bir seçim yaptığını fark etmeye hazırsa fark eder. Hatta ve hatta, kişinin bir seçim yaptığını fark etmeyi seçebileceğini dahi söyleyebiliriz. Ne de olsa alışkanlıklarımız da önceki seçimlerimize dayanır.
Sonuç olarak insanın kendi hayatına dair genel bir uyku ya da uyanıklık durumunu da seçebileceğini söyleyebiliriz. Bu genel seçim, diğer seçimlerimizi de etkiler. En nihayetinde hiç kimse hiçbir konuda tamamen masum degildir, hiçbir konuda tamamen suçlu olmadığımzı gibi. O yüzden özgür irade var mıdır sorusu, biraz da eylem ve seçimlerimizle ilgili.
Bu yazı ilginizi çektiyse, Sartre’ın kavşağı: Özgürleşmek ya da nesneleşmek yazımı okuyabilirsiniz.





Bir yanıt yazın