Leyla ile Mecnun dizisi , özgün hikayesi ve mizahıyla en kaliteli türk dizilerindendi. Ve izleyiciyi yüreğinden yakalamıştı. Leyla ile Mecnun hepimizin gönlünü nasıl kazandı? Leyla ile Mecnun hikayesi gibi klasik bir anlatı nasıl bu kadar seyir zevki kazandı? Leyla ile Mecnun neden en iyi Türk dizisi?

Bence dizinin asıl dikkat çeken yanı izleyiciyi sadece duygularından değil, aklından da yakalamasıydı. Leyla ile Mecnun dizisi, izleyicisini sadece hazları tatmin edilecek edilgen bir alıcı olarak kabul etmemişti. Tam da bu yüzden, yani popüler kültüre yeni bir açılım getirdiği için bile unutulmazlar arasına girebilir Leyla ile Mecnun.

Bu yazıda Leyla ile Mecnun’un başardıkları ve başaramadıkları üzerinden, yüksek kültür ve popüler kültür arasındaki ilişkiyi tartışalım istiyorum. Sanat popülerleştiğinde yüzeyselleşmek zorunda mıdır? Sanat eseri günümüzde “entertainment” a sıkışıp kalacak mı? Yoksa kendisine kültürel anlamda genişletici ve geliştirici bir rol sağlayabilecek mi?

Bu dizinin, genel olarak bu sitede yürüttüğüm alçak kültür – yüksek kültür tartışması için de önemli olduğunu düşünüyorum. O halde gelin, Leyla ile Mecnun dizisi üzerinden kültürü tartışalım.

Leyla ile Mecnun dizisi ne anlatıyor?

Dizi, orta-alt sınıf bir ailenin tek oğlunun büyüme hikayesini anlatır. Bu hikayede Mecnun, hem ailesi ile yaşadıkları, hem dostları ile ilişkileri, hem yaşamın zorlukları ile büyür ama en çok da aşk ile pişer. Aşık olur, kaybeder, hata yapar, üzülür ve sürekli değişir Mecnun. Hepimiz gibi.

Hikaye, klasik bir Arap efsanesine dayanır. Leyla ile Mecnun kavuşamayınca Mecnun delirerek kendini çöllere atar ve Mecnun ismini kazanır. Fakat Leyla ile Mecnun dizisinde, olay İstanbul Kireçburnu’nda geçer. Ve Mecnun kendisini ya sahile, ya Erdal Bakkal’a, ya da kanepeye atar. Hüznünü ve sevincini İstanbul sokaklarında yaşayan bir aşk hikayesi kahramanıdır.

Belki de bu yüzden samimi gelmişti Mecnun karekteri izleyiciye. Açıköğretimde işletme okur ama diplomada açıköğretim olduğu yazmıyor diye açıklama yapar Mecnun. Babasından harçlık ister. İş hayatına atılmaktan, sorumluluk almaktan korkar.

Birisini sever ama onu nasıl etkileyeceğini, onun da kendisini sevip sevmeyeceğini bilemez. Mecnun’un rakipleri gibi sevdiği kızı etkileyebileceği malı mülkü yoktur. Havalı hobileri ve güzel elbiseleri yoktur. Bu durumda bir romans yaşanabilir mi? Dizi aşkın bize nelere kadir olduğunu anlatır. Ama biz bu kadar saf bir şey yaşayabilecek miyiz? Belirsiz.

Leyla ile Mecnun neden bitti?

Bu soru hepimizi meraklandırıyor: Leyla ile Mecnun neden bitti? Çünkü dizi kendi içinde bir sona ulaşmadan hızlıca bitirildi. Yapımcı ise dizinin TRT tarafından durdurulduğunu söyledi sadece.

Ama bu ani karar çok da şaşırtıcı olmayabilir. Zaten Leyla ile Mecnun gibi eleştirel bir dizinin TRT’de yayınlanması ilginçti. Bununla dizinin sistem eleştirisini kast etmiyorum sadece.

Dizinin kadına karşı şiddete vurgusu, hayvan haklarına, çevre kirliliğine ve doğanın korunmasına ilişkin vurgusu da kabul edilebilirdi belki. Ama dizinin eleştirisi bununla sınırlı değildi.

Dizide benzin fiyatlarının yüksekliği, ekonomik sıkıntılar, ekonomik adaletsizlik gibi pek çok konuya değiniliyordu çünkü. Dizinin bir bölümünde TRT bürokrasisinin ataleti bile eleştirilmişti.

Açıkçası Leyla ile Mecnun neden bitti diye değil, nasıl bu kadar uzun süre yayında kalabildi diye sormak gerekir.

Hem Absürd Hem Popüler

Onur Ünlü son yılların en başarılı absürt filmlerinden ve dizilerinden birçoğunu yazdı. Ve bir kısmını da yönetti. Leyla ile Mecnun dizisi bunların en iyilerindendi. Üstelik TRT gibi ana akım bir mecrada yayınlanması da bambaşka bir olaydı. Doctor Who ile yarışacak kadar absürt ve kaliteli bir yapım çıkmıştı ortaya. Üstelik dizinin oyuncu kadrosu da absürdün ortaya çıkardığı zorlukları kaldıracak kadar yetenekli isimlerden oluşuyordu.

Peki absürdün Leyla ile Mecnun dizisine katkısı neydi?

Doctor Who üzerinden düşünelim. Doctor Who düşük bütçeli bir yapım olmakla birlikte aynı zamanda bilimkurgu tarzında bir diziydi. Ayrıca hem her bölüm ayrı bir hikaye işliyor, hem de bu hikayeleri üst hikayelerde bağlıyordu. Ayrıca dizi genel izleyiciye hitap ediyor ve hümanist mesajlar da taşıyordu. Dizinin bu karmaşıklığı sebebiyle, pek çok eksiği gediği vardı. Ama dizi o kadar absürttü ki, tüm bu eksikler bir gülümseme ile geçiştirilebiliyorduk. Doctor Who o zamanlar tüm eksiğine gediğine değecek kadar kaliteliydi, gözümüz kanamıyordu.

Leyla ile Mecnun dizisi ile Doctor Who’nun benzer özellikleri olduğunu düşünüyorum. Leyla ile Mecnun dizisinin dramatik ögeleri abartmadan ve mizah dozunu düşürmeden bir aşk hikayesi anlatmaya çalıştı. Bu hikaye günümüz İstanbul’unda geçti ve günümüz orta-alt sınıfının dertlerini anlattı.

Aynı zamanda dizideki tüm karekterler dizi boyunca evrildiler. Ve her biri kendi yaşamının gölgeleri ve fay hatları ile çarpıştı. Ayrıca dizi kültüre de sayısız selam çaktı. Dostoyevski, Fuzuli, Edison gibi tarihsel figürler diziye karekter olarak katıldı. Dizide Shekaspear tiradları ve sayısız başka şiir okundu.

Bu kadar geniş bir hikayeyi bir arada tutacak sadece iki güç vardı. Bunlardan birincisi mizahsa, ikincisi absürttü. Ve Leyla ile Mecnun, bir Türk popüler bir dizisinin ağdalı, şiddet içerikli, cinsel gerilime dayanan arkaik anlatılara saplanmak zorunda olmadığını göstermiş oldu. Hümanist ve geçmişe selam çakan bir absürdün popüler kültüre dahil olabileceğini bize göstermiş oldu.

Leyla ile Mecnun dizisinin en sevilen karekterleri.

Leyla ile Mecnun gerçek hikayesi

Orta Doğu edebiyatının en ünlü aşk hikayelerinden biridir Leyla ile Mecnun. Ve genellikle aşkın mistik ve tutkulu doğasını simgeleyen bir efsane olarak kabul edilir. Leyla ile Mecnun hikayesinin kökenleri 7. yüzyıla dayanmaktadır.

Ancak hikaye, yüzyıllar boyunca farklı şairler ve yazarlar tarafından yeniden anlatılmış ve çeşitli versiyonları oluşturulmuştur. En meşhur versiyonlarından biri, 12. yüzyıl Pers şairi Nizami Ganjavi tarafından yazılmıştır.

Leyla ile Mecnun Hikayesi Hangi Kültürlerde Görüldü?

  • Orta Doğu: Hikaye, özellikle Arap dünyasında, Pers kültüründe ve genel olarak İslam dünyasında yaygındır. Arapça’da “Layla wa Majnun” olarak bilinir.
  • Pers Kültürü: Nizami Ganjavi’nin Farsça yazdığı versiyon, hikayenin en ünlü versiyonlarından biridir ve Fars edebiyatında önemli bir yere sahiptir.
  • Güney Asya: Hikaye, Hindistan ve Pakistan’da da popülerdir. Ve bu bölgelerdeki dillerde birçok kez yeniden anlatılmıştır.
  • Türk Kültürü: Türkiye ve Azerbaycan’da da hikaye oldukça popülerdir ve Türkçe birçok farklı versiyonu mevcuttur.

Hikayenin Özellikleri:

  • Aşk ve Ayrılık: Hikaye, Leyla ve Mecnun’un derin aşkını ve karşılaştıkları toplumsal engelleri anlatır. Aileleri ve toplum tarafından ayrı tutulurlar. Bu da Mecnun’un çılgına dönen bir aşık olarak çöllerde dolaşmasına ve Leyla’nın da kendi içsel acılarıyla baş etmesine neden olur.
  • Mistik ve Manevi Boyutlar: Hikaye, sadece dünyevi bir aşk hikayesi değildir. Aynı zamanda aşkın manevi ve mistik yönlerine de dikkat çeker. Mecnun’un Leyla’ya olan aşkı, zamanla daha çok bir Tanrı aşkına, bir arayışa dönüşür.
  • Edebi ve Sanatsal Etki: Leyla ile Mecnun, şiir, müzik, tiyatro ve sinema gibi çeşitli sanat formlarında işlenmiştir. Hikaye, aşkın ve sevdanın sembolü haline gelmiştir. Ve birçok dile çevrilerek küresel bir fenomen haline gelmiştir.

Leyla ile Mecnun, yüzyıllar boyunca birçok kültüre ve dile yayılmıştır. Bu hikaye sürekli yeniden yorumlanan ve anlatılan bir hikaye olarak kalmıştır. Farklı coğrafyalarda ve zamanlarda, insanların aşka, fedakarlığa ve ruhani arayışa olan evrensel ilgisini yansıtan bir öyküdür.

Dizinin temel kaynak olarak yararlandığı Leyla ile Mecnun gerçek hikayesi işte bu şekilde özetlenebilir. Dizide Leyla ile Mecnunun bir türlü kavuşamamaları, Mecnun’un çektiği aşk acıları sayesinde kendisini daha iyi tanıyıp olgunlaşması ve kendisine yardım eden mistik ak sakallı dede motifleri; Leyla ile mecnun gerçek hikayesini hatırlatır.

Not: Leyla ile Mecnun hikayesi ilginizi çektiyse bakınız: Aşk büyüsü ve Mecnunun cinleri

Popüler sanat ve Yüksek sanat

Bu bölümde Leyla ile Mecnun dizisi üzerinden, popüler sanat ve yüksek sanat ilişkisini tartışmak istiyorum. Leyla ile Mecnun dizisi gibi popüler bir yapım, Leyla ile Mecnun gibi bir antik kültürel ögeden yararlanarak nasıl popülerliği de yakalayabildi?

Popüler ve sığ sanatı yüksek sanattan ne ayırır? Bir yanda sıkıcı sanat filmleri, bir yanda Recep İvedik mi duruyor? Bu uçurum gerçekten bu denli büyük mü?

Popüler sanatı daha kolay anlayabiliriz herhalde. Burada tüketicinin yani halkın beğenisini önemli bir girdi olarak kabul eden üretimleri anlıyoruz. Ama yüksek sanatı şimdilik sadece popüler sanatın karşıtı eğilimlere işaret etmek için kullanalım. (Daha büyük bir tartışma açmamak için.)

Sanatın beğenilmek ve tüketilmek dışında hangi motivasyonları olabilir peki? Bu soruya karşı çok geniş bir cevap yelpazesi var literatürde. Örneğin Platon kişinin güzellikle karşılaştığında daha erdemli olacağını söyler. Ve sanatın ahenginin toplumun ahengi için örnek olabileceğini söyler. Schiller sanatın insanları daha özgür ve ahlaklı yapacağını söylerken, Goethe insanların sanat sayesinde daha yüksek değerleri benimseyebileceğini iddia eder.

Schiller, okurun sadece rahatlama gereksinimini doyurmaya hizmet eden bir edebiyata sanat denilemeyeceğini söyler.

Leo Lowental, Edebiyat, Popüler Kültür ve Toplum, s.66

Ama sanatın işlevi ile ilgili çok daha pesimist düşünürler de vardı. Örneğin Montaigne, sanatın işten yorgun dönen kitlelerin hayatın zorluklarından kaçış isteğine cevap verdiğini söyler. Ve bu yüzden de sanata daha alçakgönüllü görevler verir. Aynı sebeple Pascal başka bir sonuca varır: sanat tehlikelidir çünkü insanların kendilerinden kaçışına vesile olur.

''Edebiyat, Popüler Kültür ve Toplum'' kitap kapağı.

Sanatın büyük görevler başarabileceğine ilişkin bir diğer pesimist görüş ise, sanatın işlevinin seyirciyi memnun etmek olduğu bu yüzden de yüksek sanatın sınırlı kitlelerle sınırlı olmak zorunda kalacağını iddia eden, popülist sanat görüşüdür.

Günümüzde popüler sanat ve yüksek sanat

Popüler sanat ve sanatın değerine ilişkin tartışma 19. yüzyıldan beri sürüyor. Burda iki temel eğilimden birisinin sanata özel ve yükseltici bir görev atfeder. Ve böylece seyirciyi zenginleştirmek ve özgürleştirmeyi amaçlar. İkinci temel eğiliminse seyirciyi edilgen bir alıcı / tüketiciye indirgeyerek onun ihtiyaçlarını karşılamayı tek amaç olarak gördüğüdür. (Bknz. Leo Löwenthal‘in Edebiyat, Popüler Kültür ve Toplum kitabına bakabilirsiniz.)

Hazlitt’e göre popüler kültür, müşteri beğenisinin buyrukları altında yüksek kültürün yozlaşması ile oluşur.

Leo Löwenthal, Edebiyat, Popüler Kültür ve Toplum, s.68

Bu geniş tartışma günümüzde ise bambaşka bir boyut kazanır. Sosyal medyanın bu kadar etkili olduğu ve artık seyircinin yorumlarının çok daha fazla ciddiye alındığı bir çağda, popüler sanat ile yüksek sanatın ilişkisi nasıl olmalıdır? İçerik üreticileri bu hızlı sistemde, kitlenin istediğini vermek zorunda mıdır? Yoksa seyircinin ne istediğini tanımıyor olabilir miyiz?

Ama sanat, eğer insanlara ulaşmak istedikleri o en yüce ve en iyi duyguları aktarmak amacı taşıyan bir insan etkinliğiyse, o zaman nasıl oldu da insanlık belli bir süre, uzunca denilebilecek bir süre –kilise öğretisine inanmaya son vermelerinden günümüze dek– bu önemli etkinlikten yoksun olarak yaşayabildi ve onun yerine insana tek verdiği şey haz olan, bayağının bayağısı bir sanat etkinliğiyle yetinebildi?

Tolstoy, Sanat Nedir?, s.50

Leyla ile Mecnun ve Yüksek sanat

Leyla ile Mecnun gibi popüler ve çok izlenen bir dizi, aynı zamanda özgün, yaratıcı ve sanatsal olarak dolu dolu olmayı nasıl başarmıştı?

Bu sorunun basit bir cevabı yok muhtemelen. Ama başarılmıştı bu. Ve bu başarıldığında şu anlaşıldı: Seyirci sanıldığı kadar aptal değildi. Üstelik Shakespeare de sanıldığı kadar sıkıcı değildi. Sadece sıkıcı salonlara hapsedilmişti Shakespeare oyunları. Ama bir Leyla ile Mecnun dizisinde bu oyunun tiradları okunduğunda hiç de sırıtmadı. Kimse bu ne deyip Shakespeare’in oyununu bile araştırmadı hatta. O kadar doğal yaşandı bu olaylar.

Bu fenomen bana, popüler sanat ile yüksek sanat arasındaki uçurumun o kadar da büyük olmadığını düşündürüyor. Belki de sadece yapımcılarımız ve televizyoncularımız gelenekçi. Oysa seyirci taş gibi edilgen olarak kabul edilmediğinde ve güçlü bir hikayenin içine çekildiğinde, Aşk-ı Memnu’dan fazlasını seçebiliyor / sevebiliyor belki de.

Aslında Leyla ile Mecnun‘u önemli bulmamın asıl sebebi bu. Dürüst olmak gerekirse, Leyla ile Mecnun dizisi Feyyaz Yiğit’in Gibi’sinden sonra, son 10 yılın en önemli mizah olayı. (Gibi ile ilgili yazım için şuraya bakabilirsiniz ya da aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.) Ama bu mizah kalitesini, Recep İvedikvari bir kültürel kinizm ile birlikte sunmadığı için değerli benim için.

Leyla ile Mecnun dizisi ilk sezon afişi.

Sonuç: En büyük Leyla ile Mecnun

Sonuç olarak ben kendi adıma, Leyla ile Mecnun dizisinin hem özgün hikayesi ve kahramanları, hem özgün mizahı hem de kültürel seviyesi ile Türk dizileri arasında parladığını düşünüyorum. Onur Ünlü‘nün adım adım geliştirdiği özgün tarzının meyveleri olmalı bu kalite. Aslında popüler sanatla yüksek sanat arasındaki taklayı da Onur Ünlü‘nün oyun bozan tavrına borçluyuz.

Goethe, 19. yüzyılda su soruyu sorar. “Halk gerçek sanatın gerektirdiği entelektüel çabayı sarf etmeye nasıl ikna edilebilir? Ve sanatçının kendisi bu süreci kolaylaştırmak için ne yapabilir?” Leyla ile Mecnun dizisi bu soruya iyi bir cevap verdi bence. En iyi cevap bu muydu, ya da bu doğru bir soru muydu vs. bunlar tartışılabilir. Ama biz yine de Leyla ile Mecnun‘a hakkını teslim etmek zorundayız.

Eğer bu yazıyı beğendiyseniz, The Bear dizisi, iş hayatı ve depresyon ile ilgili yazıma aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:

“Leyla ile Mecnun dizisi neden en iyi Türk dizisi?” ögesine 2 yanıt

  1. Betül Çakıroğlu avatarı
    Betül Çakıroğlu

    Leyla ile Mecnun benim en sevdiğim dizidir. Bunu değiştirecek bir dizi olmadı. Çok güzel bir yazı olmuş. Benim yeni blog yazımda Leyla ile Mecnun dan bir kesit ile ilgili bir deneme yazısı olacak. Ama sizin yazınızı genel bir inceleme olarak çok beğendim. Emeğinize sağlık.

    1. Ben de çok seviyorum 3 kere izledim tüm bölümleri 🙂 güzel yorumunuz için teşekkürler

Bir Cevap Yazın

Trending

Alçak kültür sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin