Paranormal hikayelerin etrafındaki sır perdesi sadece onların doğasından kaynaklanmaz, paranormal olay ve hikayelerde gizlilik ısrarla teşvik edilir. Yaşananlar, büyünün bozulmaması için kimseye anlatılmamalıdır. Gizlilik ilkesi neden gerekli görülür? Gizlilik ve sessizliğin büyüsü nereden gelir?

Gizlilik ilkesi, büyülü güçlerin kazanılması ve korunması noktasında da gerekli görülür paranormal anlatılarda. Özellikle iyi cinler ve perilerden ya da evliyalardan alınan yardımların gizli tutulmadığı takdirde kesileceği söylenir. Mistik görüler, herkesle paylaşılmamalıdır.

Paranormal gizlilik ilkesinin kaynağı nedir? Hayal gücü insan tek başına olduğunda çalıştığından, topluma sunulduğunda gülünç hale mi gelir? Kahraman, yolculuğunu ve gördüklerini anlatmayı göze alamadığından, anlatısını paranormal içerisinde mi gizler? Yoksa bu ilke, hermetik bilginin saklanması ilkesinin bir gölgesi midir?

Her halükarda paranormal bir hikayenin anlatılmamasının öğütlenmesi ilginçtir. Ne de olsa hikayeler paylaşıldığı oranda var olurlar. O halde paranormal ve büyüsel hikayelerdeki gizlilik ilkesini nasıl ele almalı?

Hayal gücü, yalnızlık ve gizlilik

Hayal gücü, çocuğun en önemli yönüdür. Çocuk, hayal kurarak geleceğe ve yetişkinlerin dünyasına hazırlanır. Hayal gücü, insanı harekete geçiren en önemli motivasyon kaynaklarındandır.

Hayalgücünün en önemli özelliği, çocuğun yalnızlığında gelişip boy atmasıdır. Birlikte oynanan bazı oyunlarda da hayalgücü kullanılır, örneğin evcilik oyunu gibi oyunlarda. Fakat çocuk tek başına olduğunda, hayalleri daha ölçüsüz ve kuvvetlidir.

… tüm çocuklar ilk başta uçabilse de, büyüdükçe bu yeteneklerini kaybederler çünkü sadece neşeliler, kalpsizler ve masumlar uçabilir.

Periler, Tehlikeli Bir Tarih, Richard Sugg, s.221

Bu etkiyi kendimizden de tanırız. Çocuksu yönü kuvvetli bir film ya da oyun izlediğimizde çocuk yönümüz uyanıverir. Ama bu yönü gündelik hayatımıza taşımak istemeyiz. Hayaller boş zaman uğraşıdır kapitalist yaşam koşullarında.

Bu bağlam üzerinden konumuzu tartışalım. Eğer paranormal hikayeler ve deneyimler hayalgücünden kaynaklanıyor ya da bundan besleniyorsa (ki hayalgücünün paranormal ile hiç ilişkisi olmadığını iddia etmek güçtür) hayalgücünün yalnızlıkla ilişkisinin, paranormalin gizlilik ilkesi ile alakalı olduğu söylenebilir.

… uzunca süredir anlatılan bir görüşe göre periler Havva’nın gizli çocuklarıdır. ”Birgün Tanrı yeryüzünde dolaşırken Havva’ya rastladı ve ondan çocuklarını ona sunmasını istedi.” Havva’nın o kadar çok çocuğu vardı ki onlardan utanıyordu. ”Havva onların yarısını saklanmaya gönderdi ve eli yüzü düzgün olduğunu düşündüğü çocuklarını Tanrı’ya sundu, ama onu aldatamadı.” Tanrı şöyle dedi: ”Benden gizlenen, insanlıktan gizlensin.”

Periler, Tehlikeli Bir Tarih, Richard Sugg, s.24

Bağlantı açıktır. Paranormal deneyimin uluorta herkesle paylaşılması bunun hayalgücüne hitabını ve gücünü zayıflatacağından, gizlilik ilkesi önerilmiş olabilir. Ne de olsa gölgeler, insanlar bir araya geldiğinde yeterince korkutucu görünmez.

Sonuç olarak, hayalgücü yalnızlıkta çok daha etkili olduğundan, paranormal deneyimlerde gizlilik ve sessizliğin öğütlendiği iddia edilebilir.

Bilinçdışı ve gizlilik

Paranormal ve sürreal anlatıların en önemli kaynaklarından birisinin, insanın / insanlığın bilinçdışı olduğunu yadsıyamayız. Prematüre bir hayvan olan insan, aklın yasalarına sahip olmadan önce binlerce yol boyunca doğanın güçleri ve insan olmanın sınırları ile mücadele edip durmuştur.

Doğanın karşısındaki çaresizliğimiz, insanın ölüm karşısındaki çaresizliği ile kardeştir. Bu sınırlılık ile akılsal olarak mücadele edemeyen insan, bu hayaletler ile mücadele etmek için mitosu ve paranormal anlatıları icat etmiştir. Paranormalin tek kaynağı bu olmasa da, en önemli kaynaklarından birisi budur.

Mitik ilksel dünyadır bilinçdışı, khaostur ve bir başlangıç noktasıdır. Bu yüzden bilincin zaman çizelgesine dahil değildir, arkaik bir mekana ve gerçekliğe sahiptir, kozmosun mantığından çok ötedir. İnsanın dünyadaki yaşamının büyük bölümünü kapsayan hayvan oluş döneminin kaotik gerçekliğini içerir. Bilinçli insanın korkusunun kaynağıdır, kaçmak, terk etmek istediği geçmişin ülkesidir. İnsan, dilin toplumsal baskısıyla terk ettiği biyolojik yaşamını buraya gömmüştür. Bu mezarlık insanın bilinç dünyasının ürkütücü zombilerinin üretim alanıdır. Kendini, kimliğini inşa ettiği mitos ve masal öykülerinin kaynağı bu karanlık yerdir. Buradan neşet eden mitler bilincin dünyasında sürreal öyküler olarak varlıklarını sürdürürler.

Homo Narrans, İsmail Gezgin, s.56

İşte bu mezarlık, hikaye anlatan hayvan, homo narrans olan insanın hem yaratıcılığının hem de korkularının kaynağıdır. Bu kaynağın korkutuculuğu ve utandırıcılığı göz önüne alındığından, gizlilik ilkesinin bir tür koruyucu filtre olduğunu varsayabiliriz. Kimse karanlığa tek başına bakmak istemez. Paranormal hikaye ve deneyimlerin gizli tutulması refleksi, belki de bilinçdışının örtülmesi refleksi ile paraleldir.

Bu konu ilginizi çektiyse ‘Paranormal olaylar bilinçaltı ile nasıl ilişkilenir?’ yazımı okuyabilirsiniz.

Kahramanın dönüşü ve gizlilik

Klasik hikaye anlatısında, kahramanın yolculuğunun ardından insanların arasına dönmesi, yolculuğunun bir parçasıdır. Bu dönem tam da Niçe’nin Zerdüşt’ünün köye dönüşüne denk düşer. Zerdüşt yüksek zirvelerde tefekkür ettiklerini, onu anlamayı reddedecek halka sunmalıdır.

Monomitin ölçütü olan tam çevrim gereği, kahraman, bilgelik tılsımlarını, Altın Post’u ya da uyuyan prensesini insanların dünyasına geri getirmelidir; bu ödüller burada topluluğun, ulusun, gezegenin ya da binlerce dünyanın yenilenmesine katkıda bulunabilecektir.

Kahramanın Sonsuz Yolculuğu, Joseph Campbell, s.179

Bu dönüşüne pek çok örneği vardır. Buda, Nirvana’ya ulaştığında sonsuz huzur içerisinde olsa da geri dönüp öğretilerini anlatmayı seçer… Hatta Buda bu Nirvana noktasındayken, onun insanlara dönüp bu aydınlığı onlarla paylaşmasını istemeyen bir kötücül ruhani varlık, onu bu halde kalmaya ikna etmeyi denemişti.

Kahramanın dönüşü son derece sancılı olabilir. Gündelik hayatla iştigal eden halk için; sonsuzluk, adalet gibi ilkeler ve bunların hikayeleri olsa olsa gülünç olacaktır çünkü. Dinsel literatürde pek çok peygamberin başarısız olduğu hatta öldürüldüleri anlatılır.

Kahramanın yolculuğunu ve elde ettiklerini, yani hikayesini anlatması sanıldığından daha tehlikelidir. Çünkü hikayeler, gün ışığında değil, ateş başında ve gece karanlığında etkileyicidir. Bu yüzden de pek çok kahraman, mitsel çevrimi tamamlamamayı yani dönmemeyi seçmiştir.

Dönen kahramanlardan bir kısmı ise, öğretilerini (hermetik öğreti gibi) daha sınırlı bir çevre ile paylaşmayı seçmiştir. Çünkü hakikat ve gerçeklik, gündelik hayatın içerisine koyulduğunda son derece çiğ ve rahatsız edici bulunabilir. Tehlike işte bu rahatsız ediciliktedir.

Belki de tam bu tehlike yüzünden, paranormal hikayelerin gizli tutulması öğütlenir. Ne de olsa cin, peri, hayalet, vampir ve büyü sadece gecenin ve belirsizliğin karanlığında korkutucudur. Ve bu korkutuculuk kalabalıkta değil, yalnızlık ve gizlilik içerisinde güçlenir. Paranormalin gizem ve gizlilikle ilişkisi, hikaye paylaşımına ilişkin bir tür otosansür olabilir.

Belki de bazı kahramanlar, dönüşlerinin yaratacağı tehlikeleri, bir tür gizem ile maskelemek istemişlerdi. Yahut dönüşün bu meyveleri, halk tarafından ancak gizemli ve mistik hale getirilerek kabul edilebiliyordu. Ne de olsa halk, kendi içlerinden çıkmış basit bir insan olan kahramanın getirdiklerini, mistifize etmeden kabullenmeye gönüllü değildi. Gizlilik ve gizem, kahramanın paylaştıklarına iyi bir kılıf sunuyor olmalıydı.

İnanç ve gizlilik

İnanç fenomeni, koşulsuz bağlılık gerektirir. Bu yüzden hem sağaltıcı, hem de din adamı düzenlediği ritüel ve tedavilerin içeriğini gizli tutar. Bu gizlilikte pek çok ihtiyacın bir arada olduğunu tahmin edebiliriz: Ritüeli düzenleyenin ve öğretinin sorgulanamazlığının sağlanması, inancın performatif yönünün placebo etkisini ve toplu sağaltımı sağlayabilmesi için gizemli hale getiririlmesi, rasyonel boyutun askıya alınması gibi.

İşte bu gibi sebeplerle, inanca dayalı ritüellerin gizlilik içerisinde tutulduğunu düşünebiliriz. Paranormal ögeler de gizemin bir parçası olarak bu anlatıların kolaylıkla parçası olabilirdi. Eski İstanbul’un şifacı hocalarının tedavi teknikleri de bu gizliliğin uygulandığı örneklerden birisi:

Hocaların sıtmayı, baş, göz, kulak ağrılarını, yılancık sancılarını, iştahsızlık , uykusuzluk, ishal, nefes darlığı, sarılık gibi hastalıkları tedavi için ne okudukları belli değildi. Kendilerinden bu hususta kimse bir şey soramaz, onlar da kimseye bir şey söylemezlerdi. İnanıldığına göre hoca okuduğu veya yaptığı şeyi söylerse, nefesinde kuvvet kalmaz, hastalığın giderilmesi imkanı olmazdı. Onun için hocalar okuduklarını ve yaptıklarını sır gibi saklarlardı. Bunun gibi yazdıkları muskaların neden ibaret olduğu ve verdikleri ilaçların nasıl tertip edildiği de karanlıkta kalırdı.

İstanbul Folkloru, Mehmet Halit Bayrı, s. 110

Hermetik örtülülük ilkesi

Hermetik öğretiler, kendi özgün gizlilik ilkelerine sahipti. Bunun sebebi, Hermetizm’de simgesel bir yolun tutulmasıdır. Bu öğreti, insanın simgesel yönüne, arzu ve nefsinin eğitilmesine ve eylemsel öğrenmeye önem verdiğinden, bilgiler saklanmış olarak talebeye sunulurdu.

Bu örtülülüğü, özellikle simyacıların uygulamalarında görürüz. Simyacılık tarih boyunca pek çok sahte para basma ve kolay yoldan zengin olma performansına karışmış olsa da, simgesel yönü olan bir pratikti. Simyacı, belirli ritüelleri belirli bilgileri elde ettikçe gerçekleştirir ve maddeyi saflaştırırken, aynı zamanda kendisini de saflaştırırdı. Öyle ki simyanın zahiri yönü tamamen sahteyken, batıni tarafı tasavvufi bir öğretiydi.

Simya mesleğini simyacılar simgesel bir kodlama ile ifade ederler, bu kodlama V.I.T.R.O.L. diye bilinir: İçine seyahat et, toprağının içindeki felsefe taşını bul ve rektifiye et (arıt).

Tüm bunlardan anlaşıldığı üzere, simyacı ”kendiliğin doğası”nı gözler (iç gözlem) ve bir varlık öğretisi (ontoloji) oluşturur. Bu süreçte, simyacı metalleri simge olarak kullandığı gibi, deney, gözlem ve çalışmalarını da belirli bir ritüeli (disiplini) izleyerek yapar. Simyacı, mesleğini mabet yapımı için geliştirir.

Simgesel Düşünce, Metin Bobaroğlu, s.21

Yani hermetizm, pedagojik eğilimleri sebebiyle kendi doğası gereği gizlilik ve mitos ile ilişkilidir. Mitos söz konusu olduğundan, paranormal motiflerin kolaylıkla bu anlatılara musallat olacağını beklememiz gerekir. (Eğer hermetizm ile ilgiliyseniz ‘Simyacıların gizli amacı neydi?‘ yazımı okuyabilirsiniz.)

Bir yanıt yazın

Trending