Neo spiritüalizm, spiritüalizm ve paranormalin politikası hakkında ne söyleyebiliriz? Spiritüalizm nedir? Bedri Ruhselman’ın neo spiritüalizme katkıları nelerdi? Bu gizemli anlatıları neler sundu insanlığa? Bir 19. ve 20. yüzyıl gizemciliği olan spiritüalizm, sonsuzluğun ve ruhun araştırılması olarak sunulur. Peki bunun yerine sonsuzluktan ve kaçmanın bir yolu olabilir mi?

Artı değer mi paranormal hurafeleri besler? Ezoterizm ve spirütüelizmin üst sınıfların hobisine dönüşmüş versiyonları bu durumu örnekliyor gibi görünür. Çalışma yükümlülüğü olmayan bu sınıflar, aylaklık ve yaşamın anlamsızlığı yüzünden mi bu kültlere sığınır? Yoksa spiritüalizm daha genel, var oluşla ilgili sorunları mı tartışır?

Paranormal hikaye ve inançların kaynağı hakkında ne söyleyebiliriz? Ve bu kaynaktan çıkan hikayeler, politik olarak hangi tonları içerir? Spiritüalizm ve neo spiritüalizmin politika ile bir ilgisi olabilir mi? Bu alçak kültür fenomenleri hangi anlamda ve nasıl politiktir? Bu yazıda spiritüalizm nedir sorusunun peşine düşeceğim.

Spiritüalizm, ezoterizm ve burjuva gizemciliği

Büyü ve falcılık gibi inanış ve uygulamalara sadece fakir ve cahil insanlar inanmaz. İlk aklınıza gelen, sonradan zenginleşen toplum kesimleri belki de. Bunlar için feodal bağlar ve hikayeler belirleyici olabilir. Ama paranormalin üst sınıflarda başka bir karşılığı daha var.

Ezoterizm, tarihinde büyük bir kısmı boyunca kalburüstü ve aydın kesimlerin de ilgisini çekti. Newton, Goethe gibi pek çok aydının pek çok batıl inancı vardı ve aynı zamanda karanlık büyü, maji, simya, ezoterizm gibi olaylarla ilgilenmişlerdi.

Kimyanın, psikolojinin ve antropolojinin gelişmediği dönemlerde simya ya da hermetizm çalışan bir bilim insanına şaşırmayabiliriz. Ama bu konuların modern dönemde çalışılması, bir tür yeni çağ dinselliği halini alır. Bu arayışlar irrasyonel ve gizemcidir çünkü.

Altın Şafak gibi gizemci örgütler, büyüsel pratikler ve ayinler gerçekleştiren ve çok sayıda burjuva üyesi olan örgütlerdi. Bu tip örgütlerde ilahi varlıklardan ya da birtakım gizli ruhani üyelerden (üstadlar) mesajlar alınırdı.

Bu tarz örgütler, hermetik öğretiyle eski dinlerin Neolitik devirden kalma hikayelerini sürükleyici şekilde kombine etmişti. Ama bunlarda, kişisel tekamül yerine can sıkıntısının giderilmesi ihtiyacını daha ağırlıklı buluyorum ben.

Can sıkıntısınınsa artı değerin üretimiyle ilişkili olduğunu biliyoruz. Sınıflı toplum yapısı nedeniyle çalışmak zorunda olmayan kesim, tarım uygarlığının normatif değerlerinin de sınırında olduğundan, öteki hikayelere yönelmesi anlaşılırdır.

Ben spiritüalizmin ve neo spiritürlizmin de bu durumu çok iyi örneklerinin düşünüyorum. Zira bu inanç sistemi, hermetik öğreti, tekamül öğretisi ve paranormal hikayeleri çok iyi şekilde kombine eder. Sunduğu soft tekamül perspektifi ve karmik cehalet, burjuva sınıfına son derece uygun bir konformizme yaslanır. Bu yüzden bu yazıda spiritüalizm nedir sorusunu takip etmek, araştırmamız için faydalı olabilir.

Spiritüalizm kadim mitolojik ruhçu anlatılarla ilişkilidir.

Spiritüalizm nedir

Spiritüalizm, genellikle ölümden sonra yaşamın var olduğu ve ruhların canlılarla iletişime geçebileceği inancına dayanan bir düşünce sistemidir. Bu inanç sistemi, metafizik ve ötesini, yani maddi dünyanın ötesindeki gerçeklikleri araştırmayı amaçlar. Spiritüalizm, bir din, felsefe ve bilim olarak kendini tanımlayan çeşitli akımları içerebilir.

Modern spiritüalizm, 19. yüzyılda, ölümden sonra hayatın varlığına ve öteki dünyayla iletişim kurma imkanına dair inançlarla ortaya çıkmıştır. Neo spiritüalizm ise daha çok New Age hareketiyle ilişkilendirilen, özgürleştirici ve bireysel ruhsal deneyimleri vurgulayan bir akımdır.

Spiritüalistler, medyumlar aracılığıyla ölen kişilerin ruhlarıyla iletişime geçilebileceğine inanırlar. Bu iletişim seansları sırasında, ruhların kişisel mesajlar, yaşam ötesi dünyanın doğası hakkında bilgiler veya manevi rehberlik sağlayabileceği düşünülür. Spiritüalizm, 19. yüzyılın ortalarında Amerika Birleşik Devletleri’nde popülerlik kazanmış ve daha sonra Avrupa’ya yayılmıştır. Bu hareket, özellikle ölümden sonra yaşama ve ruhun ölümsüzlüğüne dair kanıtlar arayışı ile bilinir.

Spiritüalizmin temel öğretileri arasında, tüm canlıların birbirine ve evrene bağlı olduğu, yaşamın bir öğrenme ve evrim süreci olduğu ve herkesin kendi manevi yolculuğuna sahip olduğu fikirleri yer alır. Ayrıca, bu düşünce sistemi genellikle karma, reenkarnasyon ve ruhsal gelişim gibi konuları da kapsar.

Spiritüalizm, bilimsel kanıtlarla desteklenemeyen iddialar içerdiği için eleştiriye de maruz kalmıştır. Ancak, taraftarları için, spiritüalizm hayatın anlamını ve ölümün doğasını anlama yolunda önemli bir araçtır.

İslam ve Spiritüalizm

İslam’daki ruh inancı ile modern ve neo spiritüalizmin benzerlikleri, temel inanç sistemleri ve yaşamın manevi yönlerine verdikleri önem açısından değerlendirilebilir. İslam, ruhun varlığını ve önemini kabul eder; bu, Kur’an’da ve Hadislerde çeşitli şekillerde ifade edilir. İslam’da ruhun Tanrı tarafından insana verildiği ve bu ruhun bedensel ölümden sonra da yaşamaya devam ettiği inancı bulunmaktadır. Ölümden sonra ruhun ahirete geçiş yapacağı ve burada yapılan davranışlara göre hesaba çekileceği inancı vardır.

Modern ve neo spiritüalizm, daha geniş bir yelpazede ruhsal inanç ve uygulamaları içerir. Bu akımlar, genellikle özgür ruhun varlığını, reenkarnasyonu, meditasyon ve ruhsal gelişimi içerir. Ayrıca enerji, aura ve evrensel bir bilinçle bağlantı gibi konulara da odaklanırlar.

İslam ile modern ve neo spiritüalizmin benzerlikleri:

  1. Ruhun Varlığı: Her iki inanç sistemi de ruhun varlığını kabul eder. İslam’da ruhun Tanrı tarafından yaratıldığına inanılır. Spiritüalizmde ise ruh genellikle evrensel bir enerji veya bilinç parçası olarak görülür.
  2. Ruhun Ölümsüzlüğü: İslam ve spiritüalizm, ruhun bedensel ölümden sonra da var olmaya devam ettiği inancını paylaşır. İslam ahiret inancıyla, spiritüalizm ise çoğu zaman reenkarnasyon ya da ruhsal dünyayla iletişim kurma inancıyla bu görüşü destekler.
  3. Manevi Gelişim: Her iki inanç sistemi de bireyin manevi gelişimine ve ruhsal arınmaya önem verir. İslam, ibadet, dua ve iyi davranışlarla bu gelişimi destekler. Spiritüalizm meditasyon, enerji çalışmaları ve kişisel keşif yoluyla buna ulaşmayı önerir.

Ancak, İslam’ın temel kaynakları olan Kur’an ve Hadislerde modern spiritüalizm veya neo-spiritüalizmle doğrudan bir ilişki veya karşılık bulunmamaktadır. İslam, belirli inançlar ve ibadet şekilleri ile tanımlanmış monoteist bir dindir. Spiritüalizm ise genellikle daha esnek, kişisel deneyime dayalı, gizemci ve çeşitli inanç sistemlerinden etkilenen bir yaklaşımı temsil eder.

Sonuç olarak, İslamla neo spiritüalizm arasındaki benzerlikler, maneviyat ve ruhun varlığı gibi kavramlar etrafındadır. Uygulamalar ve inançların detayları açısından önemli farklılıklar bulunmaktadır. İslam, kendi doktrinleri ve uygulamaları ile kendine özgü bir inanç sistemidir ve doğrudan spiritüalizmle ilişkilendirilemez

Türk spiritüalist Ruhselman’ın hayatı ve araştırmaları

Bedri Ruhselman, Türkiye ve Avrupa spiritüalizmi için önemli kurucu bir figürdür. Ruhselman’ın hayat hikayesini ve neo spiritüalizmini incelemek, bence burjuva gizemciliği için iyi bir örnek.

Bedri Ruhselman‘ın spiritüalizmle ilgili çalışmaları, özellikle yaşamdan sonra var olan spiritüel dünya ve ruhlarla iletişim kurma konularına odaklanmıştır. Aynı zamanda, medyumluğun ve psişik yeteneklerin doğasını araştırmış ve bu konular üzerine kapsamlı bilgiler sunmuştur. Türkiye’de spiritüalizmin tanınmasında ve anlaşılmasında kilit bir rol oynar Bedri Ruhselman. Bu alanda birçok kitap ve makale de yazmıştır.

Ruhselman, yıkılan Osmanlı’nın aydın bir ailesinden gelir. Avrupa’daki eğitim alarak keman virtüözü olur. Doktorluğu önce yarıda bırakıp ardından bitirmiş ve müzik öğretmenliğinin ardından doktorluk yapmıştır.

Ruhlar Arasında’nın yazarı  Bedri Ruhselman, laik bir aileden gelse de, hayat hikayesinde fal, kehanet ve işaretlere yatkınlık gösterir Ruhselman. Gençliğinde ani bir kararla askere yazılmış, bir falcının şehit olacağı kehaneti üzerine kaydını askerden sildirir.

Keman virtüözü olarak, gençlik yıllarında müzik öğretmenliği yapar. Bu mesleği bırakma hikayesi yine çok ilginçtir. Okulda verdiği bir keman konseri sırasında, salonda bir balonun uçtuğunu görür Ruhselman. Ve bunu bir işaret olarak kabul ederek bir kere daha çalmamak üzere kemanını bırakır.

İlerleyen yıllarda tıp eğitimini bitirip doktorluk yapar Bedri Ruhselman. Doktorluğu bırakması ise yine bir işaretle olur. Bir meslektaşının cahil bir hastayı nasıl yıllarca sömürdüğüne ve tedavisini uzatarak kazancını sürekli kaldığına tanık olan Ruhselman, doktorluğu bırakır.

Sonraki yıllarını sadece spiritüalist araştırmalara ayırır. Hayat hikayesinden de anlayabileceğimiz üzere, hassas bir insandır ve işaretlere önem veren bir kaderciliği vardır. Bu özellikleri, ürettiği düşünceler ve gizemciliği ile de uyumludur. Bu kaderci kişinin ‘spiritüalizm nedir‘ sorusunu sorması bir rastlantı değildir.

Türkiye’de neo spiritüalizm

Neo spiritürlistler, bir medyum ve bir operatör yardımıyla ruh çağırma celseleri yaparlar. Bu celseler, öldükten sonra spatyoma geçmiş ruhlarla iletişime geçilmesini içerir. Bu ritüelde medyum kendisinden geçer ve ruhların sözcüsüne / yazıcısına dönüşür. Operatör ise onunla iletişim kurar.

Neo spiritüalizmin kurucusu Bedri Ruhselman
Bedri Ruhselman

Ritüel, üst boyutlara geçmiş üstad ruhlardan tekamül için gerekli bilgilerin alınması ve diğer düşük ruhlardan farklı boyutlar ile ilgili bilgilerin alınmasını hedefler.

Yani neo spiritüalizm, ruhsal tekamül ve reenkarnasyon fikirlerini, hipnoz gibi teknikler ve diğer ezoterik külliyat ile harmanlar. Bu tabloya göre, Mevlana, insanlar, hayvanlar, peygamberler ve hatta tanrılar farklı boyut ve tekamül seviyesindeki ruhlardır. Yani Ruhselman’ın spiritüalizmi, bir tür tekamül felsefesi de içerir.

Bedri Ruhselman, spiritüalizmi sadece bir inanç sistemi olarak görmez. Aynı zamanda insanın kendini ve evreni anlama çabası içinde önemli bir araç olarak görmüştür. Onun çalışmaları, kişisel gelişim, maneviyat ve öz farkındalık konularında ilgilenenler için kaynak teşkil etmiştir. Ruhselman’ın spiritüalizme katkıları, Türkiye’de bu alana olan ilginin artmasında önemli bir etken olmuştur.

Bu külliyat, aynı zamanda ilkçağ ve ortaçağdan kalma fizik, astronomi vs. gibi bilgileri bir kozmoloji haline getirerek masalsı, büyüsel bir evren yaratır. Peki bu masalların tamamladığı tekamül felsefesinin temelinden politik duruş nedir?

Neo spiritüalizm ve anlam arayışı

Kanımca burada, toplumsal ve tarihsel boyutundan soyutlanmış bir içe kapanma refleksi görüyoruz. Bu refleks, özellik ülkemizdeki gibi burjuvazinin belli kesimlerinin zenginliğin paylaşımından dışlandığı ve gelecekle ilgili karamsarlaştıkları noktalarda ortaya çıkıyor olabilir.

Ne de olsa her düşünce ve felsefe, insana toplumsal bir boyut da çizer. Bu boyutun yadsınması ise ancak dünyevi boyutun yok sayıldığı, spiritüel akımlarda görülür. Hatta bu akımlar bu görüşlere, toplumların ruhani tekamül gibi ikincil ve belirsiz söylemleri de ekler.

Yani neo-spiritüalizm ve spirütüalizm, uykuyu ve gerçeklikten kaçışı sunar burjuvaziye. Ruhselman, kitabı Ruhlar Arasında’da yaptığı celselerde ruhlarla ettiği sohbetleri aktarır. Bu sohbetlerin ağırlıklı olarak tekamül üzerine olması ise şaşırtıcı değildir. Sorulan soru, cevabı da belirler çünkü.

Ama burada bir eksikliği de tespit edebiliriz. Bedri Ruhselman ve neo spiritüalistler eğer kurumsal bir dinin taraftarı olsalardı, bu arayışlarını onun sınırları içerisinde de sürdürebilirlerdi. Ne de olsa İslam inancı da cin inanışı ve büyü gibi gizemcilikleri tamamen yok saymamıştır.

Ama bu seküler yaşayış sahibi insanlar, dinin hayatlarında önemli yer etmemesine rağmen, dinsel bir arayış gerçekleştirir. Ve seküler bir spiritüalizm anlayışı geliştirirler. Bence Ruhselman’ın spiritüalizmi kurumsal dinlerden fazla etkilenmemiş gibi görünse de, son derece dinseldir.

Sonuç olarak, neo spiritüalizmin, bir tür burjuva hurafesi ve gerçeklerden kaçış stratejisi olduğu söylenebilir. Spiritüalizm ruhçu bir din görüntüsü sunar. Peki din gerçeklikten kaçmak için midir? Yoksa gerçekliğe şehadet etmek için midir? Bu sorular bu bağlamda tartışmalıdır.

Yaşamı hikaye ile aşmak

Gizemcilik ve paranormal anlatılar hurafeleri besler. Ve hurafeler, insanın akla güvenin yerine, hikayeye inancını kuvvetlendirir. Fakat tüm bu dezavantajlarının yanında bir işlevi ve faydası olmalı gizem anlatılatı ve paranormal hikayelerin. Yoksa bunların hala varolmasını açıklamak, sadece cahillik ile mümkün değil.

Çünkü insanlar, kültürel gelişimleri sebebiyle hikayeye ihtiyaç duyar. Evet, ilk çağda yıldırımlardan zeusa sığınmıştı insanlar. Bugün hava durumu bize bazı güvenceleri verse de, dinler ve paranormal hikayeler hala işliyor. Çünkü hikaye anlatmanın kökenindeki ölüm korkusu, arzunun kayıp nesnesine ulaşmak, geleceğin belirsizliğini azaltmak gibi arkaik kökleri sahip.

… mit insana, çevreye tahakküm edeceği maddi gücü vermekte açıkça başarısızdır. Yine de mit insana, çok önemli bir şeyi, evreni anlayabileceği ve evreni anladığı ilüzyonunu verir. Bu elbette sadece bir ilüzyondur.

Mit ve Anlam, Levi-Strauss, s.51
Spiritüalizm ruhların bedenden ayrılabileceği inancına dayanır.

Tam bu noktada, hikayelerden asla tamamen kurtulamayacağımızı kabul etmeliyiz. Eğer bunu yaparsak, farklı hikayelerin insanı, toplumu ve kültürü nasıl etkilediğini daha doğru analiz edebiliriz.

Ben neo spiritüalizmde, akli ideallerin ve hümanist değerlerin anlamını yitirdiği bir dünyanın krizini görüyorum. Dünyanın adaletsizliğini ve acılarla dolu olmasını yorumlayamayabilir insan zihni. Bu durumda masallara geri dönerek burada kendisine huzurlu bir alan kurmak bir savunma mekanizmasıdır.

Burada dünyayı yeniden büyülemek için bir girişim vardır. Ama bu girişim, yaşamın büyülü zenginliğini ıskalayarak onun arkasında ve ötesinde bir büyü arar. Böylece yaşamın sıkıntıları aşılmaya çalışılırken,  yaşamın kendisi de ıskalanır.

Sonuç: Sonsuzluğun ıskalanması ve spiritüalizm

O halde spiritüalizm nedir sorusunu son kez soralım. Spiritüalizm ve neo spiritüalizmin dinsel ve gizemci bir üst sınıf kültürel sapması olduğunu söyleyebiliriz. Dinsel alanda istediğini bulamayan seküler kesim, gizemcilikte yeni bir dinsellik bulur bu örnekte.

Burjuva gizemciliginin, bir tür burjuva entertainment’ı ve kültürel yozlaşması olduğunu açıkça gördük. Neo spiritüalizmin en önemli iki kurucusundan biri olan Bedri Ruhselman, bu durumu çok iyi örnekler. Varoluşun gizemi ve büyüsü, nihilizm ve bireysellikle zehirlenince geriye sadece masalların büyüsü kalır.

Ama anlatılan hikaye, aynı hikayedir. İnsan yaşamı kendi zenginliği ile onurlandırmak ister. Bunun yolu ise, insanların eşit ve özgür olacağı ve kendilerini ifade edebilecekleri dünyanın kurulmasıdır. Bu dünyanın kurulması için yapılacak mücadele, evrenseli ve sonsuzu duyumsamak manasına gelir. Bu da ölümsüzlüktür.

Ama ölümsüzlüğün böylesini duyumsayamayan, sonsuzluk ihtiyacını masallardan karşılamak zorundadır. Bu yüzden de spiritüalizmin ve ruhların peşine düşer. Spirütüalizm nedir sorusunu sorduğumuzda, benim gördüğüm sadece bu tablo.

Oysa yaşam, insan olmanın ve yaşamanın onurlandırılmasını talep eder. Dinlerin kurucuları bile bundan fazlasını hedeflemediler. Ve ruhlara değil, canlılara ihtimam gösterilmesini öğütlediler. Ama insan, gözleri olduğu halde görmeyen, kulakları olduğu halde olmayan bir varlıktır. Spiritüalizm ve neo spiritüalizm ise olsa olsa bir ağrı kesici olabilir.

Eğer bu konu ilginizi çektiyse, new age dinlerle birlikte popülerleşen alternatif tıp tekniklerinden homeopati ile ilgili youtube videom için bakınız:

“Spiritüalizm nedir? Neo spiritüalizm üzerine” ögesine 4 yanıt

  1. Merhaba Anıl, bir süredir yazdıklarınızı takip ediyorum. Doğaüstü olanı ötekilik üzerinden okumaya meyletsem de sizin yazdıklarınızı da büyük bir keyifle okuyorum. Son zamanlarda ötekilik üzerinden okuduğum Richard Kearney’in “Yabancılar, Tanrılar ve Canavarlar” kitabını okumanızı öneririm. Yorumlarınızı merak ediyorum. Tekrardan emeğinize sağlık 🧿

    1. Kitap önerisi için çok teşekkur ederim, incelerim tartışırız, ben de yeni bakış açıları arıyorum. Bu kadar geniş ve fantastik bir anlatı külliyatının bu kadar çok insan tarafından benimsenmesi gerçekten çok ilginç olay. Üzerine düşünülmeyi hak ediyor.

      1. Belki de yazınızı okuyan herkes kendisinin konuya eklemlendiği noktayı açıklarsa, bu kültüre ilişkin ilgilerin benzerliği ya da ayrılığı da ortaya çıkar. Benim ilgim aslında Japon kültürü ve baskı sanatına duyduğum ilginin dallanıp budaklanmasıyla gelişti. Hepimiz Anadolu’da büyümüş çocuklar olarak cin kültürünü biliyoruz. Japonların animizm kültürü ile tanıştığımda ise aynı kavramsallaştırmanın daha barışçıl bir tarafıyla karşılaşmış oldum. Bu barışçıllık meselesi şöyle açıklanabilir; onlarda ‘yokai’ denen düşkün tanrılar çocukların oyun arkadaşı da olabiliyor, kanlı şeytanlarda… benim çocukluk hatıralarımda ise adını bile söyleyemediğimiz korku hikayeleri cinler… oyuncu ve koruyucu cinlerde olduğu halde… Bunun temelde ‘ötekine’ karşı duyduğumuz derin bilinmezlik hissi ile ilgisi olduğunu düşünerek de ‘ötelilik’ üzerinden nasıl okuyabiliriz diye araştırmaya başladım. Mehmed Siyah Kalem minyatürlerindeki çalan söyleyen cinler, benim korkularımın ötesinde şirinler ve o kadar ilgilendiğim Japon kültüründen önce bunlara bakmam gerekirdi diye düşünüyorum artık. Ama yine de yasaklı ve müstehcen bir alana da işaret ediyor bu şirin cinler… yaşadığımız mekana paralel bir boyutta(mekanda) yaşayan ama asla biz olamayan ve böylece bir şekilde varoluşumuzu da meşru kılan varlıklar… Her neyse konuya ilişkin daha öznel yorumlar bir yandan da ağır bir kuramsallığın dışında samimi bir dil de oluşturur belki 🙂

      2. Evet herkes ayrı bir yönden yaklaşıyor. Benim için bir parça çocukluğumda dinlediğim korku hikayeleri, bir parça da kutsallık ve inanç fenomenlerinin ilginçliği girizgah oldu. Normal bir ağaç nasıl dilek ağacına dönüşüyor mesela? Dilek ağacı haline geldiğinde insanların hangi ihtiyaçlarını karşılıyor? Gerçek ne? Kutsal ne? Bu sorular doğaüstüyle ilgili gibi olsa da, insanlarla ilgili aslında.

Bir Cevap Yazın

Trending

Alçak kültür sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin