Hemen hemen her gün, bir konuda bilgi almak için Google arama motoru‘nu kullanıyoruz. Peki Google arama moturu ile bize sunulan bilgi, ne kadar güvenilir? Hangi bilginin bize hangi sırada sunulacağına, google’ın algoritması karar veriyor. Google’ın bir şirket olarak bu sıralamayı yaparken ve bizim tüketici deneyimimizi kurgularken, öncelikleri neler? Ve bu soruların, hakikat ve doğrulukla ilişkisi ne? Pazarlama hakikatin yeni düşmanı olabilir mi?
Her şeyden önce, google’ın bir şirket olduğunu akılda tutmak gerekiyor. Google, sunduğu ücretsiz hizmeti, reklam gelirleri karşılığında sürdürüyor. Bu da son derece mantıklı, aksi halde google operasyonunu nasıl sürdürebilir ki? Siz bilgiye ulaşırken, google adsense vs. aracılığıyla, size reklam gösteriyor. Ve bu reklamlar için, reklam verenlerden ödeme alıyor.
Peki bu pazarlama hali, Google ile bir bilgiye ulaşma deneyimimizi nasıl etkiliyor? Reklam gösterimi Google’ın en önemli gelirlerinden birisi olduğuna göre,Google bize neyi ne zaman göstereceğine, iş modeli doğrultusunda karar veriyor.
Bu noktada sorun ise, hakikatin ve doğruluğun bu durumda nasıl etkilendiği oluyor. Google arama motoru bizi, doğru bilgiye değil, reklam gösterebildiği veriye ulaştırıyor. Bu sorunu ortaya koyduktan sonra, Sokrates ve Sofistler arasındaki hakikat tartışmasına döneceğim. Ve hakikat, doğruluk, bilgi ve pazarlama arasındaki ilişkiyi tartışacağız.
Google arama motoru bizi veriye nasıl ulaştırıyor?
Bir süredir içerik üretiyorum ve Google arama motorunun çalışma mantığı ilgimi çekmeye başladı. İlk dikkat ettiğim şu: Google bize araştırdığımız kelimelere bağlı olarak, karşıt fikirleri dışlayacak şekilde veri sunuyor.
Örneğin ‘homeopati nedir’ arama kelimelerini deneyelim. Homeopatiyi seçme sebebim şu: Bu şarlatanlık kategorisine giren ve hiçbir bilimsel temeli olmayan bir alternatif tıp (!) yöntemi. (Bknz: Homeopati nedir?) Fakat aynı zamanda günümüzde bazı doktorlar tarafından uygulanan bir yöntem. Yani reklam vereni bol bir alan.
Google arama motoruna homeopati nedir yazdığımızda, homeopati ile ilgili olumlu bilgiler reklamlarla birlikte çıkıyor.
Google sağ tarafta bize homeopati hakkında bilgi sunarken, en üstte reklam veren bir homeopatın sayfasını görüyoruz. Sayfanın devamına da bakalım.
Gördüğünüz gibi homeopati ile ilgili hiçbir eleştirel not ilk arama sayfasında bulunmuyor. Yani homeopatiyi merak eden ve bu tedaviyi almak isteyen bir kişi Google arama motoru kullanırsa, konu ile ilgili olumlu görüş kazanıyor. Şimdi de Google arama motoruna ”homeopati şarlatanlık mı? yazalım.
İlk sırada İstanbul Tabip odasının ‘homeopati en iyi bilinen şarlatanlık türlerindedir notu’ çıkıyor. Onu onedio sayfası ve Bilim ve Gelecek’in homeopati şarlatanlığı yazısı takip ediyor.
Sayfanın devamı da bu şekilde. Yani siz homeopatinin şarlatanlık olduğunu düşünene bir insansanız, görüşünüzü destekleyecek yazıya rahatlıkla ulaşabiliyorsunuz. Bu yönde içerikler, bu görüşü savunan kitaplar vs. bulunduğundan, bu görüşe dair de reklam veren mevcut elbette. Belki sayısı daha az, ama Google değerli reklamlarına ulaşmanızı her zaman sağlıyor.
Bu örneğin bu konuyu tartışmak için yeterli olduğunu düşünüyorum. Sonuç olarak Google arama motoru bizi bilgiye ulaştırıyor. Ama bunu deneyimimizin devam edeceği ve en çok reklam gösterebileceği şekilde yapıyor. Yani homeopati tedavisi ilginizi çektiyse, sizin karşınıza homeopatinin şarlatanlık olduğu bilgisini sunmuyor. En azından ilk sayfada.
Bu durumun hakikat ve doğrulukla ilgili çok ciddi sorunlar oluşturduğunu düşünüyorum. Ama önce benzer bir aramayı chatgbt’de gerçekleştirelim.
Chatgbt, hakikat ve pazarlama
Chatgbt ve diğer yapay zeka yardımcıları, özellikle teknik problemleri çözmek için çok faydalı. Ama yazılımcı olan kardeşim, soru sorarken dikkatli olmam gerektiğini söylemişti. Çünkü soruyu olumlu tarzda sorduğumda (örneğin homeopati fayda sağlar mı ya da homeopati ne kadar faydalı? gibi) bu yardımcıların realist ve mantık çerçevesinde cevap vermediğini söylemişti. Soruyu olumlu sorduğumuzda, bu yardımcılar olumlu cevap verme eğilimdeymiş.
Bunu aklımızda tutalım ve biz kendi örneğimize dönelim. Chatgbto’ya ‘homeopati nedir’ sorusunu soruyorum.
Dört paragraflık bir cevap veriyor. İlk üç paragraf homeopatinin tarihi ve anlatısıyla ilgili olumlu yorumlar. Dördüncü paragrafta ise bu konunun tartışmalı olduğuna değiniliyor. Şimdi soruyu tersinden soralım.
Homeopati şarlatanlık mı sorusunu sorduğumuzda, chatgbto bilimsel cenahın eleştirilerini daha derinlemesine ele alıyor. Yani Google arama motoru ile benzer bir tablo ile karşılaşıyoruz.
Bu durumun sebebini açık ve seçik şekilde tespit edecek teknik bilgim yok. Ama yapay zeka yardımcılarının, verinin veriliş şeklinden çok büyük oranda etkilendiğini biliyoruz. Ayrıca bu yardımcıların, büyük oranda internette mevcut datadan beslendiklerini de biliyoruz. Yani Google’ın verileri sıralama biçimi, yapay zekanın eğitimini de şekillendiriyor olabilir.
Sonuç olarak elimizde bir problem var. Google arama motoru ve yapay zeka yardımcıları, verileri ‘tüketicinin’ ona yönelme biçimine uygun olarak sunuyor. Bu durumda hakikatle ilgili ciddi bir problem ortaya çıkıyor. Bilginin doğruluğu, pazarlama tarafından manipüle edilmiş oluyor.
Google arama motoru ve daha büyük sorunlar
Bu noktada benim dikkat çektiğim problemden daha büyük problemler de söz konusu. Örneğin ya Google, kendi şirket politikasına uygun olmayan bilgileri gizler ve tüketicisine sunmazsa?
Şurdaki haberden, Google arama motorunu Apple’ın Safari ürününde kullanılması için, reklam gelirlerinin üçte birini Apple’a aktardığını okuyoruz. Örneğin Apple ile ilgili olumsuz bir bilgi söz konusuysa ve Apple, Google’dan bunu gizlemesini isterse; Google buna karşı çıkmayacaktır.
Bu sorun daha geniş bir problem. Kaldı ki 2016 ABD başkanlık seçimlerinde, Facebook’un gündemi ve seçmen eğilimini nasıl manipüle ettiğini hala hatırlıyoruz. (Şuradan ulaşabilirsiniz.) Fakat biz bu büyük sorunu şimdilik erteleyelim. Ve tartışmamıza geri dönelim.
Platon ve sofistler
İlkçağ felsefesinden, Sokrates ve sofistler arasındaki gerginliği hatırlıyor olabilirsiniz. Hem felsefeciler, hem de sofistler öğretmenlik yapıyorlardı Eski Yunan’da. Fakat tarzları farklıydı. Ve Platon, sofistleri çok ağır şekilde eleştiriyordu.
Sofistler gezici öğretmenlerdi. Öğrencilerine siyasette başarılı olmayı, devlette üst kademelere gelmeyi ve tartışma sanatı ile dinleyenleri ikna etmeyi öğretiyorlardı. Elbette dil eğitimi gibi farklı bilgileri de öğrencilerine sundular. Ama eğitimlerinin amaçları, öğrenciyi ne pahasına olursa olsun toplumda başarılı kılmaktı.
Platon Devlet’te hakikat ve doğruluğun bozulmuş görüşünü şöyle özetler: ”Doğruluk güçlünün işine gelen şeydir.”(s.17) ”Doğruluk her yerde birdir: Yönetenin işine gelendir. Güç de yönetende olduğuna göre, düşünmesini bilen bir adam bundan şu sonucu çıkarır: Doğruluk güçlünün işine gelendir.”(s.18)
Platon ve Sokrates’i takip eden gelenek ise, bu öğretmenlik şeklinin tehlikeli olduğunu düşünüyorlardı. Çünkü onlara göre, sofistlerin öğrettikleri Polis’in toplam mutluluğunu ve harmonisini arttırmadığı gibi, öğrencilerini de daha mutlu etmiyordu. Onlar erdemi değil rakibini kandırabilmeyi, doğruluğu değil doğruyu eğip bükebilmeyi öğretiyorlardı.
Fakat Platon hiç de naif değildi. O güçlü olanın mahkemeleri bile etkilediğini, din adamları ve düşünürleri satın aldığının farkındaydı. Bu yüzden de, doğruluğun gerçekleşebilmesi ve erdemi bir yasa olabilmesi için, Polis’i ve devleti filozofların yönetmesi gerektiğini iddia etmişti.
Filozoflar bu devletlerde kral ya da şimdi kral, önder dediklerimiz gerçekten filozof olmadıkça, böylece aynı insanda develt gücüyle akıl gücü birleşmedikçe, kesin bir kanunla herkese yalnız kendi yapacağı iş verilmedikçe, sevgili Glukakon, bence bu devletlerin başı dertten kurtulamaz. İnsanoğlu da bunu yapmadıkça tasarladığımız devlet mümkün olduğu ölçüde bile doğamaz, kavuşamaz gün ışığına. (Platon, Devlet, s.182)
Peki bu durum ve anlatı bizim örneğimizle nasıl bağdaşıyor?
Google arama motoru ve sofistler
Sofistler kötü insanlar değildi. Sadece bireyleri başarıya ulaştıracak olanı öğretiyorlardı. Yani burada bireysel çıkarla toplumsal harmoni çelişiyor. Google arama motoru konusunda da olan bu bence.
Google arama motoru ister istemez, şirketin çıkarları ve pazarlama ilkeleri doğrultusunda çalışıyor. Ve bu durumda hakikat ve doğruluğa, bir belirsiz değişken eklenmiş oluyor. İnsanların ulaşabildikleri bilgi, Google’a para kazandıran bilgi oluyor.
Kabaca baktığımızda, Google bilgiye ulaşmamıza olanak sağlıyor elbette. Fakat kendi çıkarları doğrultusunda veriyi tasnif ederek ve sıralayarak bize sunuyor. Haliyle Google’a çıkar sağlayan veriler ve doğrular, motorun tüketicisi için de aynı sıralamada doğru oluyor.
Açıkçası ben buradaki belirsiz değişkeni son derece tehlikeli buluyorum. Bu kadar güçlü şirketler, elbette kendi istediklerinin propagandasını yapabilir. Bu son derece mantıklı. Ancak Google’ın bize bilgi sunma biçiminde bu propaganda son derece örtülü. Ve benzer şekilde, Chatgbto gibi yapay zeka yardımcılarının bize veriyi nasıl işleyerek sundukları da gizli kalıyor.
Bilginin hegemonya ile ilişkisi elbette her zaman, her çağda sorunluydu. Ancak ben bunun, yeni bir tarz tehlike olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu şekilde, kültürel alanın belirlenmesinde yapıcı rolü görüyor bu mekanizmalar.
Bilgi, iktidar ve hegemonya
Bilgi her zaman iktidar ile ilişkili oldu. İmparator Sigismund, ”ben Roma’nın kralıyım ve gramer’in üstündeyim” demişti. İktidar, kendisini dilin ve kültürün üzerindeki kutsal bir yerde gördü. Ve bilim insanlarıyla din adamlarını himaye etti.
Ama 20. yüzyılda bu süreç bambaşka bir hal aldı. Televizyon gibi toplu iletişim araçları ve sosyal medya, çağın en büyük gücü olan şirketlere yeni araçlar sundu. Artık bir sigara firması kraldan izin almadan sigaranın sağlığa zararı olmadığının propagandasını yapabiliyordu. Hatta sigara içmeyi kadın erkek eşitliğinin önemli bir işareti haline getirip, kadınları da tüketicisi haline getirebiliyordu. Krallar feminist olmasa da, sigara şirketleri satışlarını arttırdığı oranda sevimli bir feministliği onaylıyorlardı.
Günümüzde bu süreç, rıza üretimi noktasına kadar geldi. Gramsci’nin hegemonya kavramı, egemenlerin iktidarlarını ezilenlerin gözünde meşru olarak göstermesi olarak ortaya koyar. Günümüzde bu teknikler son derece ileri gitti. Kapitalizmin eşitsizliğine isyanın yerini depresyon ve zengin olma hayali aldı.
Google arama motoru, bu gelişim sürecinin en ileri noktasında duruyor. Ve insanlığın sahip olduğu ve ürettiği verileri; kendi çıkarları doğrultusunda tasnif edip sıralıyor.
Sonuç: Google arama motoru ve hakikat
Günümüzün mitolojisini, Herodotus ya da Dede Korkut gibi şairler değil, şirketler oluşturuyor. Bence bu tehlike son derece açık ve ama nelere yol açacağı belirsiz.
Evet, şirketlere güvenmiyoruz. Özellikle sağlık şirketlerinin ve ilaç firmalarının güvenilmezliği, alternatif tıbba yönelişi bile tetikledi. Ve bu olay pek çok farklı alanda da yaşanıyor. Ama asıl dikkat edilmesi gereken, şirketlerin bilgiyi ve kültürümüzü belki de gizliden gizliye yeniden yazdıkları.
Sonuç olarak, Google arama motoru’nun kendi şirket politikası gereği, insanların veriye ve doğru bilgiye ulaşımını manipüle ettiğini söyleyebiliriz. Pazarlamanın hakikate bir değişken olarak eklenmesinin sonuçlarını hepimiz yaşamak zorundayız. Mücadele etmediğimiz sürece, dünyamızı şirketlerin yazdığı hikayelerin doldurması ve dönüştürmesi kaçınılmaz bence.
Bir Cevap Yazın