İnsan hastalığında sağlığı arzular. Ve sağlığı belirli yollarla ararız: Günümüzde bilimsel tıp en geçerli yol olsa da homeopati, yabani çiçeği terapisi, evliyalık, cinci hoca… gibi farklı hikaye ve teknikler de hala mevcut. Bu yazıda homeopati nedir sorusunu soracağım. Önce homeopatiyi ortaya koyup bilimsel eleştirisine bakacağım. Ama bunu yaparken, homoepatinin içerdiği motif ve tekniklerin hikayesel yönünü de araştıracağım. Yani homeopatinin antropoloji boyutuna ilişkin amatör bir giriş çalışması yapmak istiyorum. Homeopati ne demek ve hangi hikayelerle ilişkili? Homeopatik remedilerin arkasında hangi inançlar var?
En baştan söylemek isterim. Homepopatinin bilimsel eleştirisinin son derece güçlü olduğunu düşünüyorum. Homeopatinin hem dayandığı teori, hem şifa teknikleri çok zayıf. Homeopatinin bir tür pseudo bilim ve şarlatanlık olduğuna hemen hemen eminim. Peki buna rağmen homeopati bugün nasıl taraftar bulabiliyor?
Bu soruyu cevaplamak oldukça güç. Ama günümüzde reiki, veganizm, şamanik şifa vs. gibi şifai öğretilerin ve yoga, budizm, şamanlık, kabala gibi mistik öğretilerin yükseldiğini görüyoruz. Burda cevap seküler dünyada dinin bıraktığı boşluğun doldurulması da olabilir, insanın kaygılarından kurtulma isteği de. Her halükarda, bugünün kültürü kriz içerisinde ve biz de arayış içerisindeki insanlarız.
Bu yazıda, homeopatinin hangi hikayeler ve inançlarla paralellik gösterdiğini inceleyeceğim. Böylece sadece homeopati nedir sorusunu sormuş olmayacağız. Aynı zamanda homeopatinin, spiritüellik ve simgesel / mitolojik düşünme bağlamında hangi motiflerle ilişkili olduğuna bakacağız. Gelin, bu eğlenceli yolculukta bana eşlik edin.
Not: Okumayı değil dinlemeyi tercih ederseniz, yazının podcast versiyonuna aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.
Homeopati ne demek?
Homeopati, 18. yüzyılın sonlarında Alman doktor Samuel Hahnemann tarafından geliştirilen bir alternatif tıp pratiğidir. Temel prensibi, “benzer benzeri iyileştirir” ilkesine dayanır ve hastalıkların tedavisi için çok seyreltilmiş maddelerin kullanılmasını önerir. Bu iki temel üzerine kurulu homeopati, kendine has ilaçlarla hastayı tedavi eder. Bunlar homeopatik remedi olarak adlandırılır.
Homeopati 250 yıllık bir öğreti. Doktor Hahnemann kendi döneminde eski tedavi tekniklerine ilgi duymaya başlar. Ve çeviri yaparken, benzerlik ilkesine ilgi duymaya başlar. Daha sonra pek çok ilaç geliştirir. Fakat bu ilaçların bir kısmını ilkel şifa tekniklerinden almış olabilir. Bu doktor, ilaçlarını deneylerle geliştirdiğini söylese de, bunlar bilimsel denecek düzeyde denemeler değildi.
Homeopatinin dayandığı temel ilkeler, benzerlik ilkesi, seyreltilmiş remediler (ilaçlar) ve yaşam gücüdür. Bence bunlar, son derece mistik ve arkaik kültürle bağlantılı motifler. Bunları birlikte inceleyelim. Böylece homeopati nedir ve homeopati hangi hikayeler ile ilişkili sorularını cevaplamış olacağız.
Homeopati, benzerlik ilkesi ve benzerlik büyüsü
Benzerlik ilkesi tarih boyunca insanları etkilemiştir. Homeopatinin dayandığı benzerlik ilkesini şu şekilde özetleyebiliriz: Benzer benzeri tedavi eder.
Homeopatlar, doğadaki bitkiler, madenler hatta vücut salgılarını kullanarak ilaç hazırladıklarını iddia ederler. Bu ilaçlar ise, hastalıkların semptomları incelenerek hazırlanır. Çünkü doğada her şey bir hastalığın ilacıdır. Biz bu ilişkiyi ancak bitkilerin ve maddelerin insan üzerindeki etkilerini inceleyerek kurabiliriz.
Örneğin grip ya da sıtma gibi hastalıklar, insanda belli semptomlar oluşturur. Bu hastalığın tedavi edici maddesi de, tüketildiğinde benzer semptomu oluşturan maddedir. Yani grip olduğumda ateşim yükseliyorsa, sağlıklı durumda tüketildiğinde ateşi yükselten madde; gribin ilacıdır.
Örneğin homeopatide, migren hastalığına karşı güzelavratotu ile hazırlanan bir remedi kullanılır. Migrenin semptomu belli bir tarzdaki baş ağrısıdır. Güzelavratotu ise sağlıklı insan tarafından kullanıldığında, migren ile aynı semptomu oluşturur. Bu yüzden homeopatlara göre güzelavratotu ile hazırlanan remedi, migrenin ilacıdır.
Bu ilkeyi takip eden homeopatlar, homepatik ilaçları yani remedileri hazırlar. Bugün İstanbulda’da bunları sınırlı sayıda eczane hazırlıyor. Bu ilaçların çoğu, klasik homeopati öğretisinde belirlenmiştir. Ancak bazı yenilikçi homeopatlar, ilerleyen yıllarda yeni ilaçlar eklemiştir listeye. Yine de ağırlıklı olarak klasik homeopati takip edilir.
Homeopatik remedi bilimsel mi?
Peki homeopatinin ilaç seçiminde kullandığı mantık geçerli mi? Şimdi modern tıbbın hastalıkları nasıl tedavi ettiğine bakalım. Örneğin grip hastalığı, bağışıklığın düştüğü durumda, virüslerin vücudu etkilemesiyle ortaya çıkar. Hastalığın semptomları da yükselen ateş, öksürük, yorgunluk olur.
Bu durumda doktor öksürüğü yani semptomu geçirecek bir tedavi uygulamaz sadece. Evet, hastanın öksürüğü onun üst solunum yollarına zarar veriyorsa, bir öksürük şurubu verilebilir. Ama doktorun asıl yapacağı, vücudun virüslerle savaşında onu destekleyecek takviyenin yapılmasıdır. Bunun için hem virüslere zarar verecek antibiyotik ve ilaçlar kullanılır, hem de bağışıklığı güçlendirecek takviyeler yapılır.
Peki doktor bu tedaviye nasıl karar verir? Çünkü tıp literatüründe hastalıkların nasıl oluştuğuna ilişkin bir bilgi toplamı vardır. Bu bilgi ise kapsamlı deneyler ve araştırmalar sonucunda oluşmuştur. Doktor bu kapsamlı teorik ve pratik bilgileri dikkate alarak, eldeki verileri neden sonuç ilişkisi kapsamında inceler ve bir tedaviye başlar. Yetkin bir doktora bu yüzden güveniriz.
Peki homeopatik remediler hangi mantığa dayanır? Cevap: hiçbir şeye. Vav tv’de yayınlanan homeopati programında, spiker homeopat hekime bu soruyu sorduğunda, cevap olarak bu remedinin yaşam gücünü arttırdığını söylüyor. Peki bu ne demek? Bilmiyoruz.
Spiker hekimi biraz daha sıkıştırınca, panzehir değil ama aşı mantığı ile düşünebilirsiniz diye cevap alıyor. Oysa aşının mantığı tamamen farklıdır. Aşı etki eder, çünkü vücut hasta olmadan önce zayıf mikropla karşılaşmış ve ona karşı antijen üretmeyi öğrenmiştir. Eğer karşımızda aşıyı sorgulayan birisi olsaydı, hekim bu mantığı rahatlıkla ortaya koyar ve spiker de ikna olurdu. Fakat homeopati mantığa değil, keyfi kurallara göre hareket eder. Bence homeopatinin asıl tehlikesi de bu.
Hekim, semptomun güçlenmesinin vücudun yaşam gücünü uyaracağını ve bunun bağışıklık için bir uyanma çağrısı olacağını söylüyor. Yani bağışıklık sistemi tembellik etmeye başlamış bir hastalıkla karşılaşmasına rağmen! Homeopat da vücudu uyandırmaya karar veriyor. Ama bunun için seçtiği yol vücudu güçlendirmek ya da ona zarar veren şeyi ortadan kaldırmak değil. Homeopat vücudun kendisinin ortaya çıkardığı semptomu güçlendirmeyi seçiyor.
Benzerlik yasasının hiçbir bilimsel dayanağı ve açıklaması olmadığı için, homeopatlar -bir tür deneme ve yanılma yöntemi kullanarak- akıllarına esen her maddeyi sağlıklı insanlara verip ne tür belirtilere yol açtığını gözlemlemişler, bunlar arasında bildikleri hastalıklarınkine benzer belirtilere yol açanları o hastalıkların ilacı saymışlar.
Bilim ve Şarlatanlık, s. 329, Hüseyin Batuhan
Ateş yükselmesi, bilimsel açıklama ve homeopati
Vücut kendi ürettiği semptomu unutmuş da, homeopat bunu vücuda tekrar hatırlatıyor sanki. Biyoloji alanında getirilmiş en ilginç açıklamalardan biris bu herhalde. 🙂 Üstelik bu mantık her semptoma da uygulanamaz. Grip sırasında ateşin yükselmesini inceleyelim:
Ateş yüksekliği, virüs ve bakteriler gibi hastalık oluşturma potansiyeline sahip patojenler ile mücadele sırasında vücudun aldığı bir önlemdir. Vücut sıcaklığının artması bu patojenlerin bölünme hızını yavaşlatıcı etki gösterir.
Florence Nightingel Hastanesi
Yani yüksek ateş, vücudun enfeksiyona yol açan etken ile mücadelesinin sonucudur. Yüksek ateş, patojenlerin hızlı çoğalmasını önlediği için vücut bu önlemi alır. Bu umurumda ateşi daha da yükseltmenin bir anlamı var mıdır? Hayır. Normal durumda ateşi yükselten herhangi bir maddeyi vücuduma almamın bir anlamı var mı peki? Hayır. Vücut zaten mücadele ediyor.
Bu tedavi şeklinin bu mantıksız ama semptom odaklı tarzı ise, bize hemen arkaik dönemdeki ilkel şifa tekniklerini hatırlatıyor. O halde homeopati nedir sorusunu, antropolojik ve kültürel dedektiflik yönünde takip edelim.
Halk hekimliğinde neden-sonuç ilişkisi aranmaz. Mantıksal ve bilimsel bağ yerine inançlar ve yaşantıya bağlı bilgi ve uygulamalar rol oynamaktadır.
Kazak Halk Hekimliğinde Animistik İnanca Dayalı Benzeri Benzer İle Sağaltma Pratiği, s.3

İlkel şifa teknikleri ve benzerlik ilkesi
Geleneksel şifa, görsel referanslar üzerinden başlamıştır. Örneğin eskiler, cevizin beyin gelişimi için faydalı olduğunu söyler. Çünkü ceviz, insan beyni ile görsel olarak benzerdir. Fakat bugünkü bilimle araştırdığımızda, bu ilişkinin geçerli olmadığını söyleyebiliriz. Fakat arkaik insanlar mineral, vitamin, element gibi kavramlara sahip olmadıklarından, bu bağlantıyı yanlışlayamazdı.
Çünkü arkaik dönemde insanlar tedaviye ilişkin yeterli bilgiye sahip değillerdi. Bu yüzden, hastalıkları önlemek ve tedavi etmek için, benzerlik ilkesine dayanan, mistik ritüeller uygularlardır. Aşağıdaki ritüelde göreceğiniz gibi, ilkel şifacılar benzerlik ilkesi ile insanları hastalıklar karşısında güçlendirmeye çalışırdı. Arkaik dönemde yaşayan bir insan olsam, bundan inanılmaz etkileneceğimi sanıyorum. Üstelik ilkel şifacı gizemli kıyafetler de giymiş olacaktır.
Çocuğunun olmasını isteyen kadın, tavuğun ilk defa yumurtladığı kanlı üç yumurta üzerine oturtulur. (Hal, Elazığ) Burada yumurtaya oturtulmasının nedeni tavuğun verimli olması gibi kadının da doğum yapması
Erginleme Törenlerinde Sempatik Büyü, Emine Taş, s.10
düşüncesi hâkimdir.
Benzerlik ilkesine dayanan şifacılık
Benzer benzeri tedavi eder fikri, ilkel büyücü hekimliğin önemli bir tekniğidir. Bu yüzden homeopatinin kurucusu Hahnemann’ın bu fikri, eski metinleri incelerken bulmuş olmasına hiç şaşırmıyorum. İşte bazı örnekler:
Sihirle tedavi eden şifacılar benzeri benzer tekniği ile tedaviyi yaygın kullanmışlardır. Mesela hastayı hastalığa benzeyen malzemelerle tedavi etmenin en kısa yolu sayılır. Geçmişte Rus şifacıları kanı kırmızı pancarla durdurmaya çalışmışlar. Sarılık hastasını turna balığına baktırmışlar (balığın alt tarafı sarı renkli olduğu için). Sarılık hastalığını tedavi etmenin başka bir yolu da akvaryumdaki balığa bakmaktır, böylelikle hastalığın balığa geçeceğine inanırlardı. Böbrek hastalığının tedavisinde ise böbreğe benzeyen yaprakları toplayıp ilaç yapıp içmişlerdir.
Kazak Halk Hekimliğinde Animistik İnanca Dayalı Benzeri Benzer İle Sağaltma Pratiği, s.7
Bu tekniklerde, birbirine benzeyen şeylerin arasında güçlü bir bağ olduğuna inanılıyor. Örneğin sıtma tedavisinde hasta üstünde turna balığı kesilir. Burada benzerlik balığın titremesi ile sıtma semptomu olan titreme arasındadır.
Bence homeopatinin temel ilkesi ile bu uygulamalar arasında güçlü bir benzerlik var. Homeopati, hastada bir hastalığın semptomunu oluşturan maddenin ilaç olduğunu söylüyordu. Evet, burada mantık bir nebze daha karmaşık. Ancak homeopatik remedinin seçilmesini sağlayan ilke yine mantık ve bilim değil, benzerlik ilkesine dayanan keyfi bir uygulama var burada.
Benzerlik ilkesinden benzerlik büyüsüne
Benzerlik ilkesinin çok daha heyecanlı kullanımlarına geçelim. Çünkü bu ilke, benzerlik büyüsünün kaynağında olduğundan, arkaik dönemde pek çok ilkel şifa tekniği ve büyü tekniği ile ilişkilidir.
Uyuşumlu büyü (symphatetic magic): Eski yunanlılara göre doğal büyü, nesnelerin gizli ve bilinmeyen yönleriyle yapılır ve bunun için de nesnelerin birbiriyle birleşme ya da birbirini etkileme anlamına gelen sempati sözcüğü kullanılırdı.
Büyünün, Cadılığın ve Okültizmin Tarihi, Crow, s. 17
Hala günümüzde kullanılan bir uygulama ile başlayalım. Ben doğduğumda, annem göbek bağımı hastane bahçesine gömmüş. Bunun sebebi, doktor olmamı istemesiydi. Doktor olmadım. Ama bu hikayenin temelindeki benzerlik ilkesini tespit edebiliyorum.
Bu adetin kaynağında ne var? Neden göbek bağına etki ederek, bir insanın geleceğini etkileyebileceğimizi düşünürüz. Arkaik insanlar, geleceği etkileyebilmek için, bunun gibi simgesel adetler geliştirmişti.
Türkiye’de çok yaygın olan ilk erkek çocuğa babanın adını, ilk kız çocuğa annenin adını verme adeti yine sempatik ilişkiye dayanır. Aynı bunun gibi, sevilen bir şahsiyetin ismini çocuğa vermek de aynı ilişkiye dayanır. Döl ve tohum, kendi içinde ardıllarının özünü taşımakta, birinden canlının varlığı, saçı, kanı, diğerinden bitkinin varlığı, meyvesi, dalı çıkmaktadır. Bu durum zihindeki parça bütüne aittir şeklindeki psikososyokültürel düşünme ilkesine doğal gözlem yoluyla pekiştireç olan sürece işaret etmektedir. Doğan çocuğun göbek bağını ileride olması istenen meslek grubuna ait bir mekânın toprağına gömmek, parça bütüne aittir ilkesine dayanan temas büyüsü uygulamasıdır .
Halk Bilimi Temelinde Büyü Düşüncesi ve Türk Sosyokültürel yaşamında büyünün yeri, Aytekin Alpaslan, (yayınlanmamış yl tezi, s.20)
Voodoo büyüsü de bununla ilişkili. Voodoo bebeği yapılırken, bebek bir kişiyle iliskilendirilir ve bebeğe o kişinin vücut parçaları (saç, tüy gibi), resmi, ismi vs. eklenir. Daha sonra büyücü, bu bebeğe etki ederek o kişi üzerinde etki uyandırmaya çalışır. (Bknz. Voodoo büyüsü ve benzerlik büyüsü) Burada benzerlik bir heykel ile bir insan arasında kurulmuştur.
Arkaik dönemde benzerlik büyüsünün binlerce örneği vardır. İlkel kabile ava çıkmadan önce, mağara duvarlarına başarılı avlara ilişkin resimler çizerek avı kolaylaştırmak çalışırdı. Şaman ise hayvanların midesinden çıkardığı Yada taşlarına etki ederek, meteorolojik olayları etkilemeye çalıştı. (Bknz. Benzerlik büyüsü nedir?)
Homeopatik ilaçlar, homeopatik remediler ve seyretilmiş maddenin gücü (!)
Homeopatik ilaçlar yani remediler, suyla çok yüksek seyreltmeler uygulanarak uygulanırlar. Bunun sebebini bilmiyoruz. Anlatılanlara göre alman doktor çok uzak köylere gidiyormuş tedavi için. İlacının bitmemesi için ilaçlarını sürekli seyreltilmiş. Denemeleri neticesinde bu ilaçların seyreltildikçe daha etkili olmaya başladıklarını fark etmiş.
Bu ilkenin Hahnemann’ın tedaviden kazandığı parayı büyük oranda arttırdığı tahmin edilebilir. Peki dozu defalarca seyreltilmiş ilaçların insanları nasıl tedavi edeceğine ilişkin mantıksal bir açıklama var mıdır?
Hahnemann’a göre, ilacın maddesi ne kadar azalırsa manevi gücü o oranda artarmış. Dolayısıyla ilacı başlangıçtaki maddeden tek bir molekül kalmayıncaya kadar inceltmek en iyisiymiş!
Bilim ve Şarlatanlık, s. 330, Hüseyin Batuhan
Tabii ki hayır. Bazı homeopatlar, homeopatik ilaçların suyun hafızası yoluyla etki ettiğini söyler. Bazı modern homeopatlar ise bunun Einstein’ın görelilik teorisine göre savunulabileceğini söyler. Kuantuma göre her şey enerji ise, homeopati de az miktarda müdehale ile suya ‘esrarengiz’ bir müdehalede bulunabilir bu kişilere göre.
Fakat bu kişilerin asıl yapmak istediğin, homeopatik remedileri inanılır kılmak ve bunun için hikayeler yaratmak. Çünkü görelilik teorisi, bu şekilde her yere eğilip bükülecek bir teori değil. O sadece atom altı maddeler için kullanılabilen, detaylı ve doğa yasalarını açıklayan bir teori. Bizim deneylediğimi dünyada ise ona göre çok daha öncelikli kimya ve fizik yasaları var.
Homeopati ve mistisizm
Homeopatların, az miktardaki madde ile suyun hafızasına bir bilgi eklemeye çalıştıklarını söylemiştik. Yani homeopat, suyun hafızasına bir bilgi ekler. Bu bilgi de hastanın vücudunun yaşam gücünü ya da enerjisini yükseltir. Bu kadarı bile, homeopatinin ne kadar mistik olduğunu göstermeye yeter.
Homeopati temelde, yaşam gücü gibi bilimsel olmayan bir kavrama dayanıyor. Bu kavram, arkaik dönemde beden ve ruh ilişkisini açıklayan bir kavramdı. Fakat bugün ne insanda, ne de diğer canlılarda böyle ortak bir güç bulunmadığını biliyoruz. Canlıları birbirine bağlayan, yaşama gücü ya da ilahi kudret değil, evrim teorisi. Hatta evrim teorisi, canlıları cansızlara bile bağlayabiliyor.
Bilim insanları, homeopatik tedavide başarıların placebo etkisine dayandığını iddia ediyor. Homeopatlar bu eleştiriyi kabul etmeseler de, kendi tezlerini güçlendirmek için şu iddiaları sıklıkla kullanıyorlar. ‘Homeopati hem bedene, hem ruha, hem zihne etki ettiğinden üç boyutlu bir tedavi yöntemidir.’ ya da ‘Her şey enerji olduğuna göre homeopatik remediler hastanın enerjisine çok küçük dozlarla etki edebilirler.’ Homeopatinin inançlarlar ilgili yönü, bu örtülü argümanlarda etkisini sürdürmeye devam ediyor.
Yani sonuç olarak, homeopati nedir sorusuna, placebo etkisi üzerinden etki eden mistik bir şifa tekniği cevabını verebiliriz. Bu yüzden homeopatinin zaman zaman başarılı sonuçlar almasına şaşırmamalıyız. Çünkü benzer yöntemle cinci hoca (bknz. cinci hoca ve ilkel şifa teknikleri) ve evliya da (bknz. Zöhre ana ve ilkel şifa) hastalarını hala tedavi ediyor.
Homeopati nedir? Homeopati neden şarlatanlık?
Önce homeopatinin kurucusunun sıtmayı tedavi etmeye hikayesine dönelim. Hahnemann ilkel şifa metinleri üzerine çalışırken, kinin maddesinin (kınakına böceğinin kabuğu) sıtma ilacı olarak kullanıldığını öğrenir. Kinini kendi üzerinde denediğinde, bu maddenin sıtma semptomları yarattığını görür. Böylece benzerin benzeri tedavi edip etmeyeceği hipotezini kurar. Bunun ardından deneyler yaparak kendisini teorisine ikna eder.
Sıtma ve kinin konusunda… Üstat bunun bir rastlantı olamayacağını düşünmüş olmalı ki hemen bir genelleme yaparak, bundan bir hastalığın belirtilerine benzer belirtilere yol açan maddelerin o hastalığın aynı zamanda ilacı olduğu sonucunu çıkarır. Burada mantıkçıların acele genelleme (hasty generalization) dediği yanlış çıkarımların en tipik örneklerinden birini görüyoruz.
Bilim ve Şarlatanlık, s. 328, Hüseyin Batuhan
18. yy’daki bilimsel tekniklerin geriliği doktor için bir özür olarak kabul edilebilir. Ama bugün, kininin sıtmayi tedavi ettiğini söylemek için fiziksel kimyasal açıklamalar getirmek, kontrollü deneyler yapmak gerekir. Peki homeopatik teknikler bize böyle mantıksal açıklamalar ve bilimsel (kontrollü) deney sonuçları sunabildi mi? Hayır. Bilim pek çok homeopatik iddianın geçersiz olduğunu gördüğü için, onu kaale bile almıyor.
Ama bugünün homeopatları, hala tedavi uygulamaya devam ediyor. Bunun tek bir açıklaması olabilir. Homeopati pseudo bilimdir, şarlatanlıktir ve kamusal düzeyde bir kandırmacadır. Hasta insanların umutlarını ve duygularını sömürmek, hiç de vicdani bir hareket değil bence.
O halde homeopati nedir sorusuna, şarlatanlık cevabını verbiliyoruz. Bu cevabımızın sebeplerini listeleyelim. Homeopati neden şarlatanlıktır?
- Çünkü homeopati, biyolojik – kimyasal manada bir teori ortaya koymaz. Tedavileri, biyolojik ya da kimyasal doğa yasaları ile ilişkili değildir. Homeopatinin ortaya koyuğu teori, daha çok yaşama gücü, vücudun iyileşme gücü, suyun ve maddenin hafızası… gibi belirsiz kavramlar üzerinden ilerler.
- Benzer benzeri tedavi eder ilkesi, teorik düzlemde kanıtlanmamıştır. Bu teori, semptomlarla tedavileri belirli bir şekilde bağlamaktadır. Fakat buradaki mantık, bilimsel açıdan fayda sağlayacak bir değere sahip değildir.
- Homeopatik remediler, yeterli sayıda kontrollü deney ile kanıtlanmamıştır. Sağduyusu olan homeopatlar bunu kabul ederler, homeopati uygulayan kurumların bu denli kapsamlı araştırmalar yapacak güçleri olmadığını öne sürerler. Fakat bu deneylerle desteklenmemiş bir öğretinin, insanlar üzerinde uygulanması etik değildir. Homeopati, yeterli sayıda hayvanlar üzerinde deney yapılmadan, insanlar üzerinden uygulanmaya başlamıştır.

Homeopati ve bilim dünyası
Bilim, herhangi bir teori ve tezi, zorlu sınamalardan geçirerek kabul eder. Bilimin güvenilirliği de buradan gelmektedir. Fakat bilim ‘homeopati nedir‘ sorusunu sorup araştırdığında, hiç de tartışılabilir ve kabul edilebilir öğreti ve uygulamalar bulmaz.
Homeopati konusunda bilimsel topluluk arasında ciddi anlaşmazlıklar bulunmaktadır. Eleştirmenler, homeopatinin temel prensiplerinin modern kimya ve fizik yasalarıyla çeliştiğini ve pek çok kontrol edilmiş klinik çalışmanın homeopatik tedavilerin plasebodan daha etkili olmadığını gösterdiğini savunur. Özellikle, homeopatik çözeltilerin o kadar seyreltilmiş olması, etkin maddenin moleküllerinin çözeltide bulunmaması ihtimalini gündeme getirir, bu da tedavinin nasıl bir etki mekanizmasına sahip olabileceği konusunda sorular doğurur.
Diğer yandan, homeopatiyi destekleyenler, geleneksel tıp tarafından açıklanamayan birçok vaka üzerinde olumlu etkiler gözlemlediklerini ve bunun bireysel hastalar için güvenli ve etkili bir tedavi yöntemi olabileceğini iddia eder. Ancak, bu tür anekdot kanıtlar genellikle bilimsel olarak yetersiz kabul edilir, çünkü plasebo etkisi, teşhisin yanlış konulması veya hastalığın doğal seyrinin yanı sıra birçok değişkenin etkilerini dışlamak için kontrollü koşullar altında yapılan deneyler gereklidir.
Genel olarak, bilimsel topluluk homeopatiyi genellikle etkisiz bulmuştur ve tedavi yöntemi olarak kullanımını destekleyen yeterli kanıt olmadığını belirtir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve çeşitli ulusal sağlık kurumları, belli ciddi hastalıkların tedavisinde homeopatinin kullanımına karşı tavsiyede bulunmuştur, çünkü bu tür tedavilerin geleneksel tıbbi müdahalelerin yerini alması, tedavide gecikmelere ve potansiyel olarak zararlı sonuçlara yol açabilir.
Ayrıca homeopatlar, bilimin homeopati nedir sorusunu tarafsız olarak sormadığını da iddia etmiştir. Fakat bu klasik bir şarlatan stratejisidir. Çünkü bir iddia ortaya atan, bunu kanıtlamakla mükelleftir. Karşı taraf iddiayı çürütemediği için, hiçbir tez kendi kendine kanıtlanamaz.
Sonuç: Homeopati ve hikayenin gücü
Bu yazıda homeopati nedir sorusunun cevabını, önce bu mistik öğretide ve onun bilimsel eleştirisinde aradık. Fakat bu araştırma esnasında, homeopatik inançların ve homeopatik remedilerin çok daha derin kültürel bağlamları olduğunu gördük. Homeopati, benzerlik büyüsü ve mistik yaşam ggücü inançlarına dayanıyor. Bu yüzden de homeopatinin antropolojik kültürel yönü, bence araştırılmaya değer.
Bence homeopati ne demek sorusunun cevabını, biyoloji alanında değil, kültürel alanda aramalıyız. Böylece insanın inanma ihtiyacını ve hikayelere bağlılığını bir kere daha görebiliriz.
Eğer zihinsel ve ruhsal destek almak istiyorsanız, homeopatiyi tercih edebilirsiniz. Hikayelere inanmak bir ihtiyaç. Fakat zihinsel ciddi sorunlarda bir psikoloğa başvurmak, fiziksel sorunlarda ise modern bir doktora görünmek çok daha faydalı (ve daha az zararlı) görünüyor.
New age dinlerin mistik boyutları ile ilgili bir diğer yazımı okumak isterseniz bakınız. Çetin Çetintaş kitapları neden tehlikeli?





Bir Cevap Yazın