Fuzuli Bayat Mitolojiye Giriş kitabını çok zihin açıcı buldum. Bu yazıda sadece bu kitaba ilişkin bazı notlarımı kayıt altına alacağım. Eğer mitoloji ile ilgili kısa bir yolculuk yapmak isterseniz, gelin başlayalım.
Fuzuli Bayat hoca, bu kitabında mitoloji nedir sorusunu, Türk mitolojisi bağlamında soruyor. Ve Türk kültür alanında mitolojinin nasıl anlaşıldığını inceliyor. Böylece hem mitolojinin ne olduğunu, hem bizim ülkemizde nasıl anlaşıldığını anlıyoruz.

Mitolojiye Giriş – Fuzuli Bayat (Fuzuli Bayatlı: Türk mitolojisi, filoloji ve folklor alanında uzman Azeri araştırmacıdır. Türk mitolojisini aydınlatacak pek çok eser yazmıştır. )
Mitoloji nedir?
Fuzuli Bayat’ın kitabın başında yaptığı mitoloji tanım bence son derece etkileyici. Çünkü bu tanımlamayla, mitolojinin ne kadar geniş işlevleri olan, bir tür ilkel süper bilim ya da her şeyin bilimi olduğunu görüyoruz. Ama mitoloji bilim olmakla da sınırlı kalmıyor, o aynı zamanda felsefe ve dinle de bağlantılı.
Orta Çağ ve son devir âlimlerinin bir çoğu mitleri, bir nevi sembollerin şerhi olarak algılamaktaydılar. Bu algılamanın özünde mitlerin izäh, şerh karakte rinde olması, gerçekliğin ölçüsünü ve yönlerini sembollerle takdim etmesi vardı. Gizli bilgiler, mitolojik simgelere dönüşmüş şekli ile kuşaktan kuşağa aktarılmış, anlaşılması zor olan nesneler simgelerin dili ile açıklanmak isten miştir.
Şunu da belirtelim ki mit, yalnız eski insanı çevreleyen bir bilim dalı değildir. Aynı zamanda çevreyi, içerisinde yaşadığımız cemiyeti, insanın ken- disini ve davranışlarını kontrol eden, Tanrı’ya ve koruyucu ruhlara bakışların toplamı olan ilk bilim dalıdır. Hem de mükemmel olanın göstergesidir. Mitoloji, ilkel veya arkaik ilmi düşüncelerin ilk denemelerini, sözlü kül- tür dahilinde bile olsa kuşaktan kuşağa aktarmaya çalıştığından ilk bilimdir, kozmik bilgilerin sembolleşmiş kaynağıdır, denilebilir. Toplumda kutsal ola- rak nitelendirilen güçlerle ilişkiyi sağlayacak bir düzen oluşturduğu için aynı zamanda mitoloji ilk ideolojidir. Sosyo-kültürel açıdan insanın iyi ve kötü olarak sınıflandırılan unsurlar çerçevesinde en az zarar görmesini, dahası ev renin düzeninde kendine özgü bir yer edinmesini denediği için mitoloji ilk siyaset bilimidir de.
Mitoloji, gerçekleri aklın alamayacağı bir biçimde yansıtan dil ve düşün- cenin bütün imkânlarını bir araya getirmekle varlığın oluşumunun, ilkel top- lumların bu varoluş sürecinde yerinin ve kaosu kozmosa dönüştüren mutlak gücün öyküsüdür. Düşünce donuk olmadığı gibi dildeki ifade şekilleri de ye- nileşmeye, değişmeye, zenginleşmeye açıktır. Dolayısıyla mitoloji dinamik bir yapılanmaya sahiptir ve diyalektik bir yaşantı içerisindedir. İşte bu nedenle mitoloji bilinen en eski süregelen kolektif bilimdir. Bu diyalektik bilim dilde, ritüelde, deyimde, tek kelimeyle metinde kodlaşmıştır. Yöntem ve metodolo- jiler bu kodları açmak içindir. Açılan kodlar makro-kozmos olarak betimlenen evrenin ve mikro-kozmos olarak değerlendirilen insanın binlerce yıl boyunca algılanma şeklini, yani bilimini sergilemektedir. Mitolojinin sosyo-kültürel temelinde insan neslinin bin yıllar boyu yapmış olduğu deneyimlerinin, mü- cadelelerinin somut şekli dilde simgeye çevrilir, kavram soyutlaştıkça gizem- lilik boyutu artar, evren ve evreni oluşturan her şey sınıflandırmaya, anlam- landırmaya tâbi tutulur.
Mitoloji eski insanın eğitim sistemidir. Dünya ve çevredeki olaylar insanı eğiten, onu yaşama hazırlayan birer felsefi kanıt rolündedir. Bu anlamda mitoloji gerçekliğin yansıması gibi, anlam bildiren mitolojik bilgiye dönüşmüştür.
Mitolojiye Giriş, Fuzuli Bayatlı, s.12
Mitleri açıklayan teoriler
Mitlerin açıklanmasında aşağıdaki temel teorilerden söz ediliyor. Bu teorileri bu şekilde açık seçik görmek çok önemli. Çünkü mitoloji okumalarında, yorumcuların her birinin kendi yorumunu katarak mitleri ele aldıklarını görüyoruz. Fuzuli Bayat Mitolojiye Giriş kitabı, teorik bilgiyi çok net ve açık sunması bakımından çok faydalı bence.
Mitolojik düşüncenin ortaya çıkması ve mitlerin öyküsü hakkında birkaç teori oluşturulmuştur. 20. yy.da mitolojinin araştırılmasında yeni yeni yöntem ve teoriler ortaya atılmıştır. Onlarca araştırma yöntemlerinden bir kısmı psikoanalitik ve arketip (Z. Freud, Yung), ritüelist (J. Frazer, B. Malinowski, sembolist (E. Cassirer), etnografik (L. Levi-Brul), formalist (V. Propp), dil- ci (O. Freydenberg), yapısalcı (C. Levi-Strauss), post-yapısalcı (R. Bart, M. Fouco) vb. miti değişik açılardan araştıran ekoller ortaya çıkmıştır.
Mitlerin ortaya çıkması ile ilgili gelişen mitolojik teoriler ana hatlarıyla aşağıda verilmiştir. Bunların farklı ve benzer yönlerine değinmeden genel olarak kabul edilebilecek aşağıdaki teorileri göstermek mümkündür:”
1- Scriptual teori. Bu görüşün savunucularına göre mitler semavi dinle- rin anlatılarından esinlenerek oluşturulmuştur. Yunan veya Mısır mitolojik tanrıları ve kahramanları birer bozulmuş ve kimlikleri gizlenmiş ilâh ve peygamberlerdir.2- Tarihsel teori. Bu teoriye göre mitin konu edindiği kahramanlar bir zamanlar yaşamış tarihî şahsiyetlerdir. Zamanla çeşitli süslemeler ve ilâveler sonucunda bu şahıslar tarihi hüviyetlerini kaybederek mitolojik kahramanlar haline gelmiştir.
3- Alegorik teori. Mitlerin alegorik, daha doğrusu sembolik olduğunu sa- vunan bir teoridir. Nitekim bazı gizli bilgiler, ahlâkî, felsefi ve tarihi konular, alegorik bir biçim alarak, zamanla yaygınlık kazanır.
4- Fiziksel teori. Buna göre fiziksel teori, doğa güçlerinin (hava, ateş ve su) kişileştirilmesi yolu ile ortaya çıkan fenomenolojik olguları öğrenir. Ayrıca doğa güçleri zamanla doğa ruhları veya koruyucuları inancına dönüşmüştür.Mitolojiye Giriş, Fuzuli Bayatlı, s.34
Yapısalcılık ve Levi-Strauss’un mitoloji yorumu

Levi-Strauss, yapısalcı antropoloji alanında çok önemli bir isim ve çağımız düşüncesine etki etmiş bir düşünür. Özellikle ilkel insanla modern insan arasındaki sınırın çok da keskin olmadığı yönündeki fikirleri ilginçtir. Bu fikrin anti kolonyalist politik yönü bir yana, bu fikir sayesinde günümüz kültürünü ilkel mitoloji ile karşılaştırmalı olarak yorumlama şansını elde ederiz.
Aslında Fuzuli Bayat Mitolojiye Giriş kitabında, mitoloji literatürü ile ilgili çok daha geniş bir özet var. Fakat ben buraya, daha çok ilgimi çeken Levi-Strauss’la ilgili bölümden bir parça alacağım.
C. Levi-Strauss’un en önemli keşiflerinden biri mitlerde aşikâr edilen ya- pının, insan tefekkürünün matematiksel yapısının özeti olduğu ve muasır in- sanın şuurunun, mitte tezahürünü bulan tefekkürden, yapısına göre değil, yalnız istifade edilen materyale göre farklılaştığıdır.
Diğer bir Fransız araştırmacıyı meraklandıran esas problem, iptidai insa- nın psikolojisinin muasır Avrupalının psikolojisinden farklı yönde olmasıdır. O, ilkel tefekkürün temelini, onun mistisizmi gibi yani fevkalade kuvvetlere inanç gibi belirler ve onu ortaya çıkarır. Bu inanç muasır cemiyette de yayılmıştır. Levy-Bruhl, ilk olarak tarihi açıdan, kültürel yönden geride kalan halkların psikolojisinin muasır insanın psikolojisinden farklı olduğu tespi- tinde bulunur. 33 Bu nokta bazı mitolojik olguların anlaşılmasında önemli bir gelişme olarak görülmüştür.
B. Malinowski’nin değerlendirmesi ile “Levy-Bruhl bize, kısaca söylersek, ilkel insanın hiçbir zaman gerçekten yalın bir ruh durumu içinde olmadığını, onun tamamen ve umutsuz biçimde mistik bir anlayışa gömülmüş olduğunu açıklar. Soğukkanlı ve tutarlı gözlem yapma yeteneğinden yoksun, soyutlama yapmayı beceremeyen, ‘mantıklı düşünmeye karşı kesin bir antipatiyle engellenmiş ilkel insan, deneyimden sonuç çıkarmak ya da en temel doğa yasalarını kavrayıp anlamak durumunda bile değildir. ” Ancak ilkel insan, Bruhl’ün sandığı kadar da basit ve bilinçsiz değildir.Mitolojiye Giriş, Fuzuli Bayatlı, s.49
Mitoloji ve fetişizm
Fetişizm mitolojinin önemli kaynaklarından birisi. Fetiş konusu özellikle ilgimi çekiyor. Çünkü günümüzde fetişizm muskacılık, nazar boncuğu, enerji taşı gibi şekillerde hala sürüyor. Ben de mitolojinin paranormal ve batıl inançlardaki rolünü incelediğimden, fetişizm ve totemcilik konularını özellikle ilginç buluyorum. (Bknz Muska nedir)
İlk insan, fetişe sihirli gücün merkezi gibi bakıyordu. Eğer bütün eşyalar canlıysa, demek ki ondaki sihirli güç bütün âlem üzerine yayılmıştır ve eşya- nın içerisinde yaşayan üstün varlık hiçbir zaman eşyadan ayrılmaz. Felsefe Ansiklopedisi’nde “Mitolojinin en önceki şekli fetişist tasavvurlardır.” diye yazılıdır. Fetişizm, esasen ilk insanın gündelik faaliyeti ve onun tabiat hak- kındaki ampirik bilgileri ile bağlantılıdır. Fetişizm, gündelik hayattaki bütün zorlukları defetmeye yardım eden tabiat hadiseleri ve eşyanın fevkalade key- fiyetleri hakkındaki ilk insanın sade düşünce sistemidir. İlkel insanlar fetişe hürmetle yaklaşır ve inanırdı. Fetişizmin ilk şekillenmesi, doğal olarak in- sanların ilkel inançları ile ilgili idi. İlkel fetişlere örnek olarak baş, ayak, ke- mik, muayyen hayvanların bazı uzuvları, kuşların kanadı, derisi vs. sayılabilir. Fetişist mitoloji, fetişin materyalleştirilmesini tasvir eder ve bu da esasen ide- olojide ve motifte veya zıtlıkların çözülmesinde kendisini gösterir. Mitlerin bir grubu doğrudan doğruya fetişe dayanırsa, ikinci bir grup da yalnız fetişin elemanları ile bağlantılıdır. Sihirli güce sahip olan eşyanın mucizevi keyfi- yetleri ilkel düşünce bakış açısıyla izah edilir. Hatta bu eşya-fetişler insanın mitolojik kötü güçlere karşı mücadelesinde onun koruyucularıdır. Bazen fe- tişe fantezinin realitesi veya “bediî vasıtalar ve usul” gibi bakılır. Şu halde birincisi, mitoloji ile fantezi arasındaki geçilmez sınır yok olur; ikincisi, mitin özensiz bir fantezisi vardır.
Mitolojiye Giriş, Fuzuli Bayat, s.56
“Mitoloji” ve Türk mitolojisi
Fuzuli Bayat Mitolojiye Giriş kitabının en önemli sorusu, mitoloji dediğimizde dün ve bugün hangi kültürün mitolojisini kast ettiğimiz. Bayatlı haklı olarak, Cumhuriyet döneminde Yunancılık ve Mavi Anadoluculuk gibi adımlarla, Yunan-Roma mitolojisini merkeze alındığını tespit ediyor. Peki yapılması gereken bu muydu?
Geçmişi yargılamak niyetinde değilim. Batılılaşma süreci, aydınlarımızın batı ile ilişki kurduğu ve Osmanlı geri kalmışlığını aşmaya çalıştığı bir dönemdi. Üstelik Osmanlı döneminde Türk kültürü özellikle ezilmiş ve İslami sünni melez bir sistem kurulmuştu. Bu sürece tepki olarak ortaya çıkan akımın Türk mitolojisine ulaşamaması olağandı.
Fakat bugün daha farklı bir dönemdeyiz. Günümüzde sekülerlik karşılığının kültürel kaynaklarından birisi Türk mitolojisi olabilir. (Bartu Bolükbaşı’nın yaptığı gibi sol değerlerin Türk kültürü ile birlikte okunması bile mümkün.) Çünkü bu mitolojinin ve ritüellerinin, hala pek çok batıl inanç ve dini adette örtülü de bulunduğunu görebiliyoruz.
Bu yüzden ben kendi adıma, eski Türk mitolojisini okumayı ve araştırmayı önemli buluyorum. Hem oldukça keyifli. Hem de bugünün kültüründe, Türk mitolojisini günümüz inanışları ve fenomenleri ile karşılaştırmak son derece verimli olabiliyor. (Bknz Cinler ve Türk mitolojisi)
21. yy’da Mitoloji
Bir diğer önemli nokta ise günümüzde mitolojinin yeniden popülerleşmesi. Küreselleşen dünyada kimlik bunalımı ve aidiyet sorunsalı, doğal olarak bu gibi arayışlara sebep oluyor.
Günümüzde ülkemizde de Türk mitolojisine yönelik bir ilgi oluşması da bununla ilgili kanımca. Her kültür, kendi değerlerini beslediği ve onlardan beslendigi oranda evrensel kültüre de katkı yapabilir. Bu yüzden Bayat hocanın söylediklerine kulak vermeliyiz.
Sözün özü, son zamanlarda mitolojik unsurlara bu kadar dönülmesinin ve malzeme haline getirilmesinin elbette birçok sebebi vardır. Her geçen gün farklılaşan ve kökleri unutulan, kültür ortaklığı mefhumunun yitirildiği bir zamanda, insanların daha sistemli, kurallarına sahip çıkan milletlerin dö- nemine dönmek, kısacası kökene dönmek istemeleri mitolojiye rağbetin en önemli kanıtıdır.
21. yy uygarlığında sanata, felsefeye, resme, heykele, müziğe, tiyatroya, edebiyata baktığımızda tıpkı sinemada olduğu gibi yoğun bir mitolojik mal- zeme kullanıldığını veya mitolojinin yeniden canlandırıldığını görürüz. Bu yüzden mitolojiyi bilmek, ona sahip çıkmak gerektiği düşüncesi daha da yo- ğunlaşmakta, insanlığı kutsal başlangıçla başbaşa bırakmaktadır.
Bütün bunların baş verdiği bir zamanda dünyada kendi yerimizi, kendi kimliğimizi korumak için biz de tefekkürümüzün özünü oluşturan mitolojimize sahip çıkmalıyız. Türk Milleti olarak yeni çağa, bilgilerimizin eski yorumu olan mitolojimizi öğrenmekle ve mitolojimizi Türk kültür ekolojisinin temel taşı yapmakla girebiliriz.
Mitolojimizi, geniş anlamda ise kültür değerlerimizi hafife almamız, hafife alınmamıza eşittir. Küreselleşen dünyada gizli bir şekilde medeniyetlerin çatışması, karşılaşması ve diyalogu ortamında mitolojimizin toleranslılık mesajı bizlere bütün konularda büyük destek olacaktır.
Mitolojiye Giriş, Fuzuli Bayat, s.135





Bir Cevap Yazın