Bu yazıda, Anadolu’da cinlerin varlığına ilişkin inanç ve cin hikayelerinin yaygınlığı üzerine düşünmek istiyorum. Türk mitolojisinde daimonik varlıklar, ruhlar ve cinlerin çokça görülmesi ile bugün Anadolu’da cin inancının yaygınlığı arasında bir ilişki olabilir mi? Cin inancı’ nın Bunu da Fuzuli Bayatlı’nın Mitolojiye Giriş kitabında gördüğüm bir iddia üzerinden inceleyeceğim. Gelin, cin hikayeleri ve cinlerin varlığına ilişkin inançtan Türk Mitolojisine bir yolculuk yapalım. Ve cinlerin neden hala popüler olduğu sorusunu soralım.
Geçen günlerde Fuzuli Bayatlı’nın Mitolojiye Giriş kitabını okuyordum. Ve orada şu fikri gördüm. “Eski türk mitolojisinin en baskın türleri, türeyiş, koruyucu ruhlar ve daimonik varlıklarla ilgilidir”. Sonra şunu düşündüm: Günümüz Anadolu kültüründe cin inancı ve cin hikayeleri çok yaygın.
Acaba bu inançların güçlü olmasında, eski türk mitolojisinde ruhlarla ilgili çok anlatı olması etkili olabilir mi? Türk mitolojisi ve cin inancı arasındaki benzerlikler ne? Ve bugün cin hikayelerindeki hangi motifler eski türk mitolojisi ile benzerdir?
Fuzuli Bayatlı’nın “Mitolojiye Giriş” kitabındaki gözlemi oldukça ilginç ve doğru bir noktaya temas ediyor. Eski Türk mitolojisinde türeyiş mitleri, koruyucu ruhlar ve daimonik varlıklar önemli bir yer tutar. Günümüz Anadolu kültüründeki cin inancının köklerini ve benzerliklerini anlamak için eski Türk mitolojisiyle ilişkisini incelemek oldukça faydalı olacak bence.
Eski Türk Mitolojisi ve Cin İnancı:
- Koruyucu Ruhlar ve Daimonik Varlıklar: Eski Türk mitolojisinde ruhlar (iyeler) ve daimonik varlıklar önemli bir yere sahiptir. Herhangi bir doğa unsurunun, evin, ormanın, dağın bir ruhu olduğuna inanılırdı. Ve bu ruhlar, iyiliksever ya da kötücül olabilirlerdi. Anadolu’daki cin inancı da benzer şekilde, cinlerin doğada, evde, dağda, ormanda yaşadıklarına inanır. Ve bu varlıkların hem iyiliksever hem de kötücül olabileceği düşünülür.
- Doğa Ruhları (İye): Eski Türklerde belli bir ulu dağın, büyük bir nehrin, bir gölün koruyucu ruhu yani iyesi bulunurdu. Bazı hikayelerde yaralanan kahramanlar bunlara sığınır ve yardım görürdü. Bu inanç, cinlerin sahiplendiği yerlere ilişkin hikayelere benzer. Cinler bir yeri sahiplenirse, buraya girmek tehlikeli görülür. (Issız yerler,
- Atalar kültü ve ölümden dönenler: Eski Türklerde ölülerin uygun şekilde törenle defnedilmesi ve ölümü kabullenmeleri çok önemliydi. Çünkü ölen ruhların, çocuksa 7 gün, yetişkinse 40 gün aldacı (Erliğin hizmetkarı) ile birlikte yeryüzünde dolaştığına inanılırdı. (Günümüzde Anadolu’da yaygın olan ölenin 7’sinin ve 40’ının çıkması adetleri buradan geliyor olabilir.) Zira ölen kişi uygun şekilde defnedilmezse ve ölüme ikna olmazsa, yaşayanlara musallat olabilirdi.
- Türeyiş Mitleri: Türeyiş mitleri, insanların veya çeşitli varlıkların nasıl ortaya çıktığını anlatır. Eski Türk mitolojisinde insanlar ve diğer varlıklar, doğaüstü olaylar ve varlıklar aracılığıyla türemiştir. Bu mitlerde, doğaüstü varlıklar önemli rol oynar. Ki bu da günümüzde cinlerin ve diğer doğaüstü varlıkların varlığına olan inancın temelini oluşturabilir. Ayrıca şunu söylemek gerekir ki, türeyişin doğaüstü varlıklardan kaynaklanması, ilkel mitolojilerde çok önemli bir motiftir. (Bknz. Mircea Eliade Mitlerin Özellikleri)
Günümüz Cin Hikayelerinde Eski Türk Mitolojisinden Motifler:
- Yeraltı Dünyası ve Kara Kuvvetler: Eski Türk mitolojisinde yeraltı dünyası ve burada yaşayan kötü ruhlar (kara iyeler) önemli bir yer tutar. Günümüz cin hikayelerinde de cinlerin genellikle yeraltında, karanlık yerlerde yaşadığına inanılır. Bu alanlar cinlerin etkisi altında olduğuna inanılır. Erlik, oğulları ve kızları, hem ölüler dünyasını düzenler. Hem de yeryüzündeki kötücül ruhları kontrol altında tutar. İlginç şekilde, Erlik kendi izni olmadan hareket eden kötücül ruhları da cezalandırır. Tam da bu yüzden kara şamanlar, hastalık gibi durumlarda Erlik’e yakarır ve ona kurban keserdi.
- Koruyucu Varlıklar: Türk mitolojisinde koruyucu ruhlar, belirli yerleri ve insanları korurlar. Benzer şekilde, Anadolu’daki cin inancında da cinlerin hem koruyucu hem de zarar verici olabileceği düşünülür. İslam öncesi Türk inançlarında, koruyucu ruhların dualarla ve ritüellerle çağrılır. Günümüz cin inancında dua ve ritüellerle cinleri çağırır cinci hoca. Koruyucu cinler, İslam inancına göre hadim cinleri ve diğer Müslüman cinlerdir. Bu varlıklar, eterik beden temizliği, takvaca yükselme ve cinleri kontrol etme gibi yollarla yardıma çağırılabilir.
- Doğa ve Cinler: Eski Türk mitolojisinde doğa unsurlarının ruhları olduğuna inanılır. Su, ağaç, dağ gibi doğal varlıkların ruhları vardır ve bu ruhlar bazen insanlarla iletişime geçerler. Günümüz cin inancında da cinlerin genellikle doğada, ağaçlarda, su kenarlarında yaşadığına inanılır. Çünkü cinleri insanlar yaratıldıktan sonra deniz ve çöllere sürülmüştür. Ancak bazıları eski yerlerini hatırlayarak geri döner. Özellikle incir ağacının cinlerle ilişkili sayılması ilginçtir. (Bknz: Ağaç kültü ve cinler)
Türk mitolojisinden günümüz cin inancına
Sonuç: Eski Türk mitolojisindeki ruh ve daimonik varlık inançları, günümüz Anadolu kültüründeki cin inançlarının kökenlerini anlamada önemli ipuçları sunar. Bu benzerlikler, kültürel devamlılığın bir göstergesi. Çünkü cin hikayelerindeki pek çok motif, eski Türk mitolojisindeki anlatılardan izler taşır.
Yine de şunu hatırlamak gerekir. Cin ve peri motifi mezopotamyanın önemli kültürel ögeleridir ve bu fikirleri Sümerlere kadar takip edebiliyoruz. Fakat bu motifi eski Türk kültüründe de görebiliyoruz. Ve bu motiflerin üst üste gelmesi cin inancını daha da güçlendirmiş olmalı.
Özellikle doğa ile ilişkili ruhlar, koruyucu ve zarar verici varlıklar arasındaki paralellikler dikkat çekicidir. Bu nedenle, Anadolu’daki cin inancının güçlü olmasında eski Türk mitolojisinin etkisi yadsınamaz.
Eski Türk Mitolojisi ve cin hikayeleri arasındaki benzerlikler
Eski Türk mitolojisi ve günümüz Anadolu kültüründeki cin inancı arasında oldukça ilginç benzerlikler ve paralellikler bulunmakta. Bence bu benzerlikler, cin inancının kökenlerini ve sürekliliğini anlamamız açısından önemli ipuçları sunuyor. İşte bazı temel benzerlikler ve ilişkiler:
1. Ruh İnancı ve Daimonik Varlıklar:
Eski Türk mitolojisinde, doğa unsurlarının ruhları olduğuna inanılırdı. Bu ruhlar iyiliksever veya kötücül olabilirdi. Aynı şekilde, Anadolu’daki cin inancı da doğada, evde, ormanda yaşayan iyiliksever ve kötücül varlıklara dayanır. Bu ruhlar, Türk mitolojisinde “iyeler” olarak adlandırılır. Günümüz inancında ise “cin” olarak bilinirler
2. Albastı ve Lilith:
Türk mitolojisindeki Albastı figürü ile Yahudi mitolojisindeki Lilith arasında benzerlikler bulunur. Albastı, yeni doğum yapmış kadınlara ve bebeklere zarar veren kötü bir ruhtur. Bu inanç, Anadolu’da da korunmuş ve cinlerin özellikle lohusalık döneminde kadınlara ve bebeklere zarar verdiği düşünülmüştür. Bu yüzden, korunmak için dikenli gül veya bıçak gibi nesneler kullanılmıştır
3. Yeraltı Dünyası ve Erlik Han:
Eski Türk mitolojisinde yeraltı dünyasının efendisi Erlik Han’dır. Bu yeraltı dünyası, cinlerin yaşadığı karanlık ve gizemli yerlerle benzerlik gösterir. Yeraltı dünyasının sakinleri, yeryüzüne çıkabilir ve insanlara zarar verebilirler. Bu, cinlerin yeraltından gelip insanlara musallat olması inancıyla paralellik gösterir
4. Şamanizm ve Cinler:
Türk mitolojisinde şamanlar, ruhlarla iletişim kurabilen kişilerdir. Cinler de genellikle şamanlar aracılığıyla çağrılır veya uzaklaştırılır. Bugün hala Anadolu’da da, hocaların veya medyumların cinlerle iletişim kurduğu inancı yaygındır. Bu, eski şamanik uygulamaların günümüze kadar devam eden bir yansımasıdır (OzhanOzturk) (STRASAM).
Şamanın rituelleri ile cinci hocanın ritüelleri arasındaki benzerlik ve farklılıkları düşünmek ilginçtir. (Bknz Cinci hoca ve şamanik kaynakları). Çünkü Cinci hoca, şaman gibi belirli ritüelleri belirli şekilde yerine getirir. Belirli kutsal sözleri söyler. Hastaya ve yakınlarına bir hikaye anlatır. Ve bu hikayeyi çözüme bağlayarak bir tür iyileşme ilüzyonu yaratır. Yani cinci hoca aslında, ilkel şifa tekniklerini sürdürür. (Bknz. Christoper Dole’nin Seküler Yaşam ve Şifacılık kitabı)
5. Doğa ve Cinlerin Yaşam Alanları:
Eski Türk inanışında doğanın her köşesinde bir ruh olduğuna inanılırdı. Dağlar, nehirler, ağaçlar gibi doğal unsurların ruhları vardı. Ama günümüzde de cinlerin özellikle belirli doğa unsurlarında yaşadığına inanılır. Bu inanışın kökeni, Türklerin eski doğa merkezli inanışlarına dayanır
Bu benzerlikler, eski Türk mitolojisi ile günümüz cin inancı arasındaki güçlü bağlantıları göstermektedir. Çünkü cin hikayelerinde yer alan motiflerin birçoğu, eski Türk mitolojisinin unsurlarından etkilenmiştir. Bu kültürel devamlılık, Anadolu’daki cin inancının neden bu kadar güçlü ve yaygın olduğunu anlamamıza yardımcı oluyor.
Bitirirken bir de soru / perspektif bırakmak istiyorum. Kafkasya’daki cadı / obur motifleri ve balkanlardaki upir / vampir / cadı / kurtadam motifleri de bu tartışmayla ilgili bence. Kafkas ve Balkan Türkleri arasında da bu tür paranormal inançlar yaygın bence. Bu konuyu bu bağlamlarda da tartışmak gerekiyor.
Bir yanıt yazın