Uzun süredir bu sitede cin hikayeleri ve paranormal olayları inceliyorum. Yakın zamanda bu anlatı türünün memorat olarak sınıflandırıldığını öğrendim. Böylece bu anlatı türünün efsane, mitos, folklorik anlatılar ile ilişkisi de açıklık kazanıyor. Ama fazlası var. Memoratlarla ilgili kendi jest teorimi de ortaya koyacağım. Çünkü memoratların muhtelif temel jestlerle ilgili olduğunu düşünüyorum. Gelin memorat nedir sorusunu soralım ve memoratların ilişkili oldukları jestleri inceleyelim.
Küçükken pek çoğumuz cin hikayelerini heyecanla dinlerdik. Bunlar dini hikayelerden de, edebiyattan da, filmlerden de daha korkutucu gelirdi. Çünkü bunlar yaşanmış olaylara dayanıyordu.
Kuşku uyandıransa bu olayların hep ikinci elden anlatılar olmasıydı. Yani cin musallatı hep bir tanıdığın, bir uzak akrabanın ya da arkadaşın arkadaşının başına gelirdi. Yine de bunu sorun etmezdik. Çünkü paranormal olaylarda, kendimizden bir şeyler bulurduk. İşte bunun sebebi, memoratların hayata yönelik bazı temel duygulanımsal / psikolojik momentlere ve bunlara cevap olan jestlere dayanmasıdır.
Memoratlar (cin hikayeleri) hangi temel duygusal / psikolojik momentlere yerleşir? Bizi nasıl kazanır anlatıcı? Bu temel motifler anlatı kuramından farklı olarak memoratlarda nasıl işler? Memorat nedir? Ve bizi nasıl kendisine çeker?
Memorat nedir
Memorat, antropoloji ve folklor çalışmalarında kullanılan bir terimdir. Bir toplumun veya grubun üyeleri tarafından paylaşılan, genellikle kişisel deneyimlere dayanan, kısa ve deneyime dayalı anlatılardır. Memoratın efsaneden farkı, birincil ya da ikincil ağızdan anlatılan bir hikaye olmasıdır.
Memoratlar, genellikle olağanüstü, sıra dışı veya dikkat çekici olayları konu alıyor. Örneğin Anadolu’da en yaygın memoratlar cinler, cadılar ve alkarısı gibi karanlık ruhlarla ilgilidir. Memoratın konusu olan paranormal olaylar, dinsel figürler içerebileceği gibi, şamanist / paganik dönemden kalan arkaik inanç motiflerini de içerebilir. Ve bu motifler karmaşık şekilde iç içe geçmiştir.

Memoratın en ilginç yanı, canlı bir kültürel ürün olmasıdır. Bu yüzden memorat nedir sorusu zor bir sorudur. Memoratların hem sosyal bilim açısından incelenmesi güçtür, hem de katmanlarının karmaşıklığı fazladır.
İlginç olansa memoratın efsanelerle ilişkilisi. Efsaneler daha geniş kesimlere malolmuştur ve sonlanmış hikayelerdir. Memorat ise geçici ve değişkendir. Memoratlar zaman içerisinde efsanelere dönüşebilir. Ya da unutulabilirler.
Anadolu’da Memorat çeşitleri
Özkul Çobanoğlu’nun memoratlarla ilgili olarak Türkiye’de yapılan ilk ve şimdilik en kapsamlı çalışma olan eserinde cinlerle ilgili tespit ettiği 14 ayrı memorat tipi şöyledir:
1.Cinlerin elleri ve ayakları terstir.
2. Cinler, bağ ve bahçe arasında veya ıssız yerlerde çeşitli hayvan şekillerinde görünebilir
3. Özellikle kırsal kesimlerde özellikle çobanlara, köylülere küçük ve garip şekilli insancıklar şeklinde görünürler
4. Kırsal kesimlerde görünmezler; ama davul zurna sesi duyulur.
5. Tanıdık biri şeklinde görünerek veya seslenerek kandırdıkları kişileri uçurum kenarına götürürler.
6. Tanıdıkları biri şeklinde görünüp konuşurlar; ama daha sonra gerçek ortaya çıkar.
7.Kızdıklarını çarparlar veya başa bir şekilde cezalandırırlar.
8. Evlerde veya tenha yerlerde oyun oynarlar.
9.Cinlerce sahiplenilmiş “huylu” veya “cinli” yerler vardır ve oraya gelenleri cezalandırırlar.
10. Evlenecekleri insanları seçip onlarla evlenirler.
11. Çıplak veya giyinmiş güzel kızlar şeklinde görünürler.
12. Evlere, camilere girerek insanları korkuturlar.
13. Zor durumda kalınca insanlardan yardım isteyebilirler ve yardım edenlere bunun karşılığında ödül verirler.
14. Büyü yapmak veya bozmak için çeşitli kişilerce cinler kullanılır .
Kaynak: Türk Halk Kültüründe Memoratlar ve Halk İnançları (2003), Özkul Çobanoğlu
Memoratlar ve jestler
Yukarıda alıntı yaptığım, Çobanoğlu hocanın tasnifi bence oldukça detaylı. Cin hikayeleri ile bir süredir ilgilendiğimden, bunu görebiliyorum. Hoca gerçekten geniş bir alanı taramış. Ve kitabında bu alana ilişkin memorat örneklerini de (çoğunlukla cin hikayeleri) paylaşıyor.
Ama bu tasnif başka bir açıdan daha yapılabilir. Bu açı bence şu: Her memorat insanın bir psikolojik / duygulanımsal bir/kaç ihtiyacını karşılar. Çünkü bir ihtiyaç karşılamayan şey var olamaz. Hikayeyi kuran, aktaran ya da dinleyiciler, kendilerinden bir parça bulmasalar bu hikayelerin içerisinde kalmazlardı.
Yani her bir memorat, bir duygulanım geçişine, bir psikolojik mekanizmaya ilişir. İşte bu geçiş anını jest olarak adlandırmak istiyorum. Bu tanımla geçiş anını iyice sıkıştırıp, hikayenin gönderdiği hayal dünyasını ve gerçekleştirdiği sağaltmaya yönlendirmeye çalışıyorum.
Bu açıdan memorat nedir sorusu da yeni bir anlam kazanır. Çünkü bence her bir memorat ya bir hayal kırıklığını sağaltır ya da eksik bir tatmini gerçekleştirir. Yani temel olarak hikayelerin sağaltıcı etkisi olduğunu düşünüyorum.
Bu yüzden her birimizin favori hikayeleri ve kahramanları var. İnsanlık bu yüzden şamanizmi ve mitolojileri icat etti. Ve daha sonra bunları, kendi türünü kontrol altına almak için kullandı. Yine de Joseph Campbell’ın Kahramanın Sonsuz Yolculuğu kitabında anlattığı gibi, hikayelerin kişisel hikayemizle bir ilişkimiz olduğunu düşünüyorum.
Bu yüzden eşinden şiddet gören bir kişiye cinlerin aşık olması, bir aile üyesini kaybeden kişinin büyüden şüphelenmesi, fakirlerin hazine ile umut bulması (bknz. Yılmaz Güney Umut) olağandır. Benim memoratın temel işlevi ile ilgili teorim işte bu. Memoratların ve halk hikayelerinin, bilinçaltı motifler ve psikolojik zorlantılar ile psiko-politik gerilimlerde çoğaldığını iddia ediyorum. Tam da bu yüzden, memoratların tasnifi buna göre yapılmalı bence.
Memoratların jestlere göre tasviri
Memoratların, hikayeyi deneyimleyen ya da benimseyenlerin ruh halinde / psikolojisinde oynadığı işlev ve bunun jestine göre tasviri bence şu şekilde olabilir:
- Kara büyü ile ekonomik durumun ya da sağlığın bozulması. Yahut bir yakının hayatını kaybetmesi. İhtiyaç: Hayal kırıklığının aklileştirilmesi. (Kabul edilemeyen frustrasyona hayali bir sebep bulmak.) İşlev: Hayal kırıklığının bir ilüzyon ile aklileştirilmesi. Cinlerin musallat olması ile bir kaybın yaşanması şeklinde gerçekleşir. (Bknz. Muskacılık nedir)
- Cinsel sorunlar (cinsel isteksizlik vb.) ya da ilişki içi şiddet gibi sebeplerle eşler arasındaki ilişkinin bozulması. İhtiyaç: Romantik ilişkiye dair hayal kırıklığının aklileştirilmesi. İşlev: Büyü ile ilişki ya da cinselliğin bozulması, cinlerin aşık olması ya da cinsel ilişkiye girmesi şeklinde gerçekleşir. (Bknz. Aşık cin musallatı)
- Travmalar ya da uygun olmayan ebeveynlik yüzünden, hayal dünyasına yönelen çocuk. İhtiyaç: Ebeveynlerin güvenlik duygusu sağlamaması sebebiyle, çocuğun güven bulacağı bir dünyaya çekilmesi. İşlev: Cinlerle kişisel olarak ilişki kurma, cinlerin çocuğa musallat olması.
- Vicdan azabı sebebiyle cinlerin bir kişiye musallat olması. İhtiyaç: Acı çekerek ve bedel ödenerek vicdanın rahatlatılması. İşlev: Bir kişinin ölümüne sebep olan ya da çok büyük kötülük yapan kişinin, cinlerin musallatına uğraması. (bknz. Cinler neden kötü insanlara musallat olur?)
- Toplumdan izole olan kişinin cinlere karışması. İhtiyaç: Sosyallik ihtiyacının karşılanması ya da gerekçelendirilerek yok sayılması. İşlev: Yalnız kişinin cinler alemine çekilmesi. (bknz. Cinler neden yalnız insanlara musallat olur?)
- Topluma yönelik düşmanlığın, dışlanmışlığın ya da direnişin cinlere karışmakla sonuçlanması. İhtiyaç: Toplumun değerlerini reddetmek ve kabullenilme ihtiyacını başka bir aidiyetle ikame etmek. İşlev: Tehlikeli kara büyücünün davetiyle karanlık bir yolculuğa çıkılması, sonuçta aktör ve düşmanlarının birlikte zarar görmesi. (Bknz. Cinler ve uygarlığın huzursuzluğu,)





Bir Cevap Yazın