Bugün bile yaşamın başlangıcı, evrenin yaratılışı ve değerlerin kökenleri ile ilgili takıntılı ilgisini koruyor insanlık. İlkel insan içinse kozmogoni mitleri kutsallıkla yakından ilişkiliydi. Kozmogoni nedir? Kökenler neden insanlar için önemli olmuştur? Nostalji duygusu ve geçmişe duyulan özlemin, insanlığın arkaik dönemlerinden kalan kaynakları olabilir mi? Evrenin sonuna ilişkin eskatoloji nedir ve kozmogoni ile nasıl ilişkilidir? Bu soruları Mircea Eliade Mitlerin Özellikleri ve Joseph Campbell Kahramanın Sonsuz Yolculuğu kitapları üzerinden konuşalım.
Mitoloji ve büyüsel şifa uygulamalarını, incelediğimizde, kozmogoni mitlerinin önemli bir yer tuttuğunu görüyoruz. İlkel insanlar, bir şeye hükmedebilmek için onun kökeninden haberdar olmak gerektiğini düşünüyorlardı. Büyücü, ruhların, maddenin ve evrenin tarihi hakkında bilgi sahibi olduğu için doğayı etkileyebiliyordu.
Bugünün siyasi popülizmine baktığımızda benzer yaklaşımlar görebiliyor muyuz peki? Siyasiler dinleri ve dinlerin altınçağlarını vaad ederek bizi hala etkileyebiliyor. Bir halkın kökeni, geleceğinden daha birleştirici? Ve nostaljik popülizmlerden neden bir türlü kurtulamıyorum?
Neden yaratılış ve kutsallık, içinde olduğumuz andan bu kadar uzak? Zaman algımız mı bizi sınırlıyor? Kutsala ulaşmak için neden geçmişe dönmek, ya da eskatolojinin cennet vaadi gibi gelecek projeksiyonlarına başvurmak zorundayız? Neden şimdide kalamaz insan bir türlü? Kozmogoni mitleri üzerine düşünerek bu konuyu tartışabilir miyiz?
Kozmogoni nedir?
İlkel insan, doğadaki dönüşümü fark etti ve bununla ilgili pek çok hikaye kurdu. Evrenin yaratılışı, dünyanın sonu, son savaş, altın çağın gelişi, Mesih inancı… gibi inançlar, kozmogoni ile ilgilidir.
Peki kozmogoni nedir? Kozmogoni kabaca, dünyanın yaratılışı ve son bulması ile ilgili mitosları işaret eder. Kökenlere ve sonlara yönelik bir hayal gücüdür. Ve dünyanın aşkınsal ama aynı zamanda mikrokozmosa da dair bir anlatımıdır. Kozmogoni mitlerine göre, dünya neredeyse sürekli yeniden yaratılır ve yok olur.
Kozmogonik çevrim genelde kendini yeniler şekilde, sonu olmayan dünya olarak temsil edilir. Uyku ve uyanmanın yenilenmesi gibi… dünyanın de dönüşümleri söz konusu. Azteklere göre dört element dünyanın dört çağını belirtir. Sular çağı tufanla, Toprak çağı depremle, hava çağı rüzgarla sonlandı ve şimdiki çağ alevle yok olacak.
Kahramanın Sonsuz Yolculuğu, s.233, Joseph Campbell
Joseph Campbell, kozmogoninin insanı büyülemesini, insanın uyku uyanıklık ve rüya deneyimlerini bağlar. İnsan uykudayken sonsuz bilinçsizlik ve ölümü, dünyanın sonunu yaşar. Uyanırken ise bu derin kaynaktan, dünyaya döner ve dünyası yeniden kurulur. Bu çevrim insanın kontrolünde değildir. Kontrol edemediği mekanizmaları, tanrılar ve mitsel güçler olarak temsil eder insan.
Cayna mitlerine göre, dünya 12 aşamamadan oluşan sonsuz bir çevrimdir. Bunların altısı yükseliş, altısı ise düşüş çağlarıdır. İlk çağda insanlar 1 mil uzunlukta, mükemmel ahlaka sahip ve mutluluk içindedir. Çöküş çağının sonunda ise insan boyu bir arşına düşer, dünya ahlaksız ve adaletsiz hale gelir. Fakat bu dönrm, cayna peygamberinin gelişi ile yeniden temizlenecek ve yükselen çağlar başlayacaktır.
Kozmogoni ve gündelik hayat
Eski insanlar, çok ilginç şekilde dünyanın yaratılışı ve yenilenişinin, dünyadaki gelişmelerle paralel olduğunu düşünüyordu. Tahta çıkan bir kralla birlikte evren yenilenir, şifacı hastalığın kozmik kökenini bularak hastayı tedavi eder ve zanaatkar şekillendireceği maddenin kökenini tanımak zorunda hissederdi kendisini. Bu örnekler kozmogoninin, arkaik dünyada ne kadar yaşamsal olduğunu gösteriyor.
Fiji’de kralın tahta çıkması “creation of the world” olarak adlandırılır. Hint kralının kutsanma göreni, kozmogonik yaratımın izlerini taşır. Kral kolunu kaldırdığında axis mundiye (dünya ekseni) işaret edilir, kollarını gökyüzüne kaldırınca yerle gök arasındaki birliği kurar, yere serptiği kutsal su, toprağın gök tarafından döllenmesidir. Kralın tahta çıkmasının, kozmosu canlandıracağına inanılırdı.
Mircea Eliade Mitlerin Özellikleri, s.63
Bu örneklerde hükümdarlığın, tanrısal yönünü görürüz. Eski Mısır’da da firavunların, doğanın dengesinin sağlanmasında çok önemli rolü olan kutsal kişiler olduğuna inanılırdı. Aynı sümerlilerin ilk krallarını sonradan tanrılaştırmaları gibi, Eski insanlar yöneticilerine bir tür kutsallık atfetmişler.
Benzer şekilde, ilkel şifacılar da kozmogoni mitlerini kullandılar. İlkel şifaci birisini tedavi ederken, hastalığın arkaik dönemde insanlara musallat olması ile ilgili bir hikaye anlatıp buna dayanan ritüeli gerçekleştirirdi. Bu hastaların başında kozmosa ilişkin temel semboller çizilir ve yaratılış hikayeleri okunurdu.
Büyücü hastanın yatağını çevresini arındırır ve Mısır unuyla bir mandol resmi çizer. Mandol bir tür mandaladır ve imogo mundi (dünyanın imajı) dir. Hem minyatür halindeki Kozmos’u hem de tanrılar topluluğunu temsil eder. Oluşması dünyanın büyülü olarak yeniden yaratılmasını temsil eder… böylece büyücü, kozmogoniyi yinelemiş olur. Hasta o en eski bütünlük içine dalar… akıl almaz büyüklükteki güçlerin benliğini sarmasına izin verir.
Mircea Eliade Mitlerin Özellikleri, s.43
Peki hastalığın kozmosun yaratılışıyla ne ilgisi var? İlkel şifacı, hastayı yaratılıştaki temel güçleri kullanarak canlandırmak ister çünkü. Hastalığın kökeni anlatılarak hastalık kontrol altına alındıktan sonra, yaratıcı güçlerle hasta güç kazanmaya çağrılır.
Tedaviye yönelik ritüel sırasında şaman, yalnızca kozmogoniyi özetlemekle kalmaz, aynı zamanda Tanrı’ya yakarır ve Dünya’yı yeniden yaratması için yalvarır.
Mircea Eliade Mitlerin Özellikleri, s.47
Kozmogoni nedir sorusunu sorduğumuzda, tüm bu inançları göz önüne almalıyız bence. Çünkü eski insanlar, kökensel ve yüce olanın, yaratılış ve kozmogoni ile ilgili olduğuna inanıyordu.

Kozmogoni mitleri ve kutsallık
Kökene dair mitler, neden kutsallıkla yakından ilişkili? Bunun kesin cevabını bulmak mümkün değil. (Ps: Bir sonraki bölümde muhtemel cevaplardan birisini inceleyeceğiz.) Ama arkaik insanların kültürüne baktığımızda, kozmogoniye büyük bir önem verdiğimizi görüyoruz.
Belki de kutsallığın zamansallıkla ilişkisi söz konusu burada. Anın sonsuz genişliği ve yaşamın bilmecesi, insanda mistik bir sonsuzluk duygusu yaratabilir. Bu duyguyu felsefe, simya, sanat, hermetizm, din… gibi pek çok öğreti ile ürüne dönüştürdü insanlık. Ve insanın yaratıcılığı, kozmosun sürekli yeniden yaratılışı ile üst üste geldi.
Avusturya yerlileri, yılda bir kere kozmosu canlandıracak bir tören yapar. Böylece doğaüstü varlıklar tarafından hayvanların ve bitkilerin yaratılışı, ritlerle yeniden canlandırılır. Kimlerle yerlileri ise atalarının mitlerini takip ederek, onların yaratılış esnasında kullandıkları kaya resimlerini yeniden üretirler. Böylece yaratıcı güç harekete geçer.
Mircea Eliade Mitlerin Özellikleri, s.65
Eski insanlarda doğanın belirli dönemlerde yeniden yaratılması ya da canlandırılması gerektiği inancı vardı. Yani kozmogoni mitleri ve ritleri kullanarak, ilkel insan doğayı verimli hale getireceğini, kuraklığın önleyeceğini vs. düşünüyordu. Aksi halde doğa yorulur ve verimsizleşirdi. Yeni yıl törenlerinin kökeni de bu inanca dayanıyor olabilir. Örneğin Eski Babil’de yeni yıl kutlamasında, kutsal bir tören yapılır ve Marduk’un Taimat’ı öldürmesi canlandırılırdı.
Burada inanç nesnesi olan mit, dünyayı büyüler ve kökensel güçleri harekete geçirir. Bu yerliler için, hayvan ve bitkileri yemek bile basit bir eylem değildir. Çünkü bunlar da yaratıcılar tarafından var edilmiştir. Onlarla beslenen, yaratıcı ataların onları yediği gibi onları tüketir. Yani bu aslında kutsal ve zaman dışı bir eylemdir.
Kozmogoni mitlerinin psikolojik kaynakları
Eski insanların köken ve başlangıçlara bu kadar önem vermesi, sadece bir rastlantı ya da folklorik öge olmayabilir. Çünkü bu önem, psikolojinin çocukluğa yani insan hayatının başlangıç dönemine gösterdiği ilgi ile paraleldir.
Psikologlar, insanın anne karnındaki tam tatmin dönemi ya da sütten kesilme dönemine kadar süren, bir tür cenneti andıran mutluluk ve tatmin deneyimi yaşadığını söyler. Bu dönemde bebeğin arzusu ondan ayrılmamış, kişi babanın yani kültürün yasası ve baskısı ile tanışmamıştır. Tüm istekleri ebeveynleri tarafından karşılanır.
Eski insanları ve hatta modern insanı, geçmiş dönemde yaşanmış bir altın çağa, bir tür kutsal yaratılış dönemine ya da bir tür cennete yönelten, işte bu temel bebeklik travması olabilir. Bu fikir makul olabilir, ne de olsa bu deneyim her bir insan tarafından yaşanmaktadır. Öyleyse neden şarkılarımıza, folklorümüze, mitolojinize sızmasın.
Psikanaliz tekniği, köken zamanına bireysel bir dönüşü olanaklı kılar. Oysa bu varoluşsal geriye dönüş arkaik toplumlar tarafından da bilinir ve Doğu’daki özgü kimi psikofizyolojik tekniklerde önemli rol oynar… Ayrıca eski hekimlerin hastayı köken ve yaratılış dönemine geri döndürerek iyileştirme tekniği de, bu teknikle benzerlik gösterir.
Mircea Eliade Mitlerin Özellikleri, s.111
Bu kaynağı takip ettiğimizde, nostalji duygusuna bile çıkabilir yolumuz. Ne de olsa nostalji de hayal edilen bir mutlu geçmişi ve çatışmasızlık durumunu vaad eder.
Nostalji neden bu kadar güçlü?
Kozmogoni mitleri ve nostalji duygusunun bir ilişkisi olabilir mi? Bu spekülatif soruyu cevaplarken sadece mitolojik analizlere ve antropolojiye sığınamayız. Bence nostalji, daha çok güncel kültürel durumla ilgili. Geleceği yakalayamayan ve ancak geçmişi ile bir araya gelebilen bir kültür, yani geleceği olmayan bir kültür ister istemez nostaljiye kapılır.
Bu nostalji, günümüzde camilerin Osmanlı mimarisi ile inşa edilmesi, geçmişle orantısız ve popülist ilişki kurma biçimleri, geçmişini sahiplenmeyenin kültürel alandan dışlanması gibi pek çok fenomenle ortaya çıkıyor. TRT Diriliş gibi Osmanlı’yı ihtişamlı gösteren dizilere harcayabileceği kadar para harcıyor.
Kültürel alan, yeni üretimlerin değil, tekrar ve kopyanın alanı olmaya devam ediyor. Oysa özenilen kültürün büyüklüğü, farklı kültürel alanlarla ilişki kurabilme ve kendi içindeki kültürleri kaynaştırabilme gücüydü. Bugün ortaya çıkan pastiş ise son derece dışlayıcı.
Yine de kozmogoni, nostalji duygusu ile ilişkisiz de değil. Belki de bugün sahip olduğumuz geçmiş özlemi, ilkel insanın simgesel dünyasında bazı kritik noktalara denk düşüyor. Günümüz insanın hayal kırıklığı ile yöneldiği nostalji, eski insanın kutsallıkla ilişkili gördüğü kozmogoni mitleri ile ilişkili olabilir.
Yaşamın içinde ve ürettiklerinde kutsalı bulamayan kişi, onu geçmiş ve gelecek altın çağlarda arar. Oysa yaşamın kendisi bizzat sonsuz zenginlikte, sonsuz gizemde ve arayan için inanılmaz kaynaklar sunuyor. Bu zenginliğe ulaşmamız, geçmişe ve nostalji gibi duygulanımlara saplanıp kalmamak dileğiyle. Selamlar.





Bir yanıt yazın