Bir süredir kendi yolculuğumda kaybolmuş durumdayım. Ama kaybolunca da bulduğu bir şey oluyor insanın. Ülkenin yoğun gündemi, deprem, iş güç… hepimiz yorulduk. Hızlı gündemde bomboş kalıveriyoruz. Yine de düşünerek şeyler var. Bir süredir kendi çalıştığım ofisteki ilişkiler üzerine ve egoizm – yardımlaşma diyalektiği üzerine düşünüyorum. Ve bunlar belki ülkenin dünyanın gündemi ile de bir şekilde ilişkili. O halde egoizm nedir ve nasıl tezahür eder sorularına bakalım.
Topluluk halinde yaşamanın güçlüklerini hepimiz yaşıyoruz. Metrobüste, bir muhabbette bodyshaming yapılırken ya da kadınsak esnaf oramıza buramıza bakarken… ama topluluk halinde yaşamayı vahşi hayvanlarla savaşırken, birlikte hayatta kalabilmek için icat ettik insanlığın şafağında. İnsan türü aklıyla ve organizasyon yeteneği ile hayatta kaldı.
Dahası biz her memeli gibi bir arada, sosyalleşerek evrimleştik. (Hatta sosyal ilişki geliştirebilen memelilerin daha hızlı evrimleştiği iddia ediliyor.) Dili ve kültürü hiçbir insan tek başına icat edemezdi. Çünkü kültür öteki ve yabancılaşma ile mümkün. Ama bu icatlar egolara sahip tikel kişilerin katkılarıyla gerçekleşti. Yani egoizm ve yardımlaşma hep oradaydı. Ve birlikte çalıştı.
Ve bugün de egoizm ve yardımlaşma hala yürürlükte. İçinde olduğumuz kapitalist koşullarda hala hem egolarımızı çarpıştırmak, hem yardımlaşmak zorundayız. Tabii kapitalizmin giderek ilkelleşen koşulları iklimi acımasızlaştırıyor. Ama Lalalar grubunun söylediği gibi, kapitalizmin etkisi olsa da, kölelik kafada başlıyor. O halde gelin, bu koşullarda egoizm nedir sorusunu soralım ve egoizm – yardımlaşma diyalektiği üzerine nasıl düşünebiliriz, ona bakalım.
Egoizm nedir ?
Egoizm, bireyin kendi çıkar ve projelerini gözeterek hareket etmesini öneren bir görüştür. İlk bakışta bu son derece makuldür. Ne de olsa hepimiz birisiyiz ve kendimiz olarak ilerlemeliyiz.
Fakat egoizm nedir sorusu, sandığımız kadar basit değil. Egoizm, kabaca kendi çıkarlarını grup ve toplum çıkarlarının önüne koymayı varsayar. Bu yine makul görünür ilk bakışta. Fakat burada bir sorun var. Toplumun, klanın, ailenin çıkarları gerçekten de aktörün çıkarları ile sürekli olarak çelişiyor mu?
Eğer bu doğruysa egoizm haklı ve mantıklıdır. Fakat biz insanın hem evrimine, hem yapısına baktığımızda bunları görmüyoruz. İnsan ötekiyle birlikte evrildi ve onunla yaşama ihtiyacı içerisinde.
İnsan öncelikle bir memeli bu yüzden de sosyal bir canlı. Milyonlarca yıllık evrimi boyunca klanı, ailesi, eşi ve kabilesiyle birlikte hareket etti. Ve bu süre boyunca dili, kültürü, kendisini ötekiyle birlikte inşa etti. Bireysellik ve egoizm ise son birkaç yüzyılın icadı.
Kendimize baktığımızda da bunu görmüyor muyuz? Hem mutlulukları, hem hüzünleri paylaşma ihtiyacı içinde değil miyiz? Yalnızlıkta insanlarla kurduğumuz ilişkiler sürekli yankılanıp durmuyor mu? Hatta insanın kendisi bile bir bir yankı olamaz mı?
Gündelik hayatta egoizm
Giderek bencilleştiğimiz ve yalnızlaştığımız bir çağda yaşıyoruz. Burası kesin. Fakat yine de insan doğası gereği sosyal bir canlı. Sevincimizi, hüznümüzü, adımlarımızı paylaşmak istiyoruz.
Ama öfke de yaşamın bir parçası. Zaman zaman öfkeye kapılıp birbirimize zarar vermek de isteyebiliyoruz. Kaldı ki çalışma hayatında pek çok kez çıkar çatışması da yaşarız. Bu çatışmaların geçiciliği esas ve çatışma olmayan durum imkansız diyebiliriz.
Öfke kişiye bir mesaj verir ve belli bir miktarda kaldığı sürece sağlıklıdır. Bir egoya sahip olan herkes zaman zaman öfkelenir. Öfkelenmelidir. Ama öfke yükselip kişiyi paralize ettiğinde, egoizm egonun çıkarlarının ötesine taşar. Ve özyıkıma sebep olabilir.
Peki bu nasıl olur? Ben ve ötekinin arasındaki etik sınırların aşılması ile tabii ki. Kişi öfkeye yenik düştüğünde, bu sınırları aşıp karşısındakine haksızlık etmeye, onun hakkını yemeye, mobbing yapmaya başlar… yani etik sınırın ötesine geçer.
Egoizm açısından bu sahne mantıklı mıdır peki? Hem evet hem hayır. Ötekini yok sayan uç bir egoizm için ötekini yok etmek mantıklıdır denebilir. Ama ötekiyi ortadan kaldırıp hukuki sınırı aşmak, evrende tek başına yaşamak, vicdanı yük taşımamak insana göre değilse… Ötekini ortadan kaldırma – silme çabası egoizm açısından da uygun değil. Çünkü egoist, ötekilerin içerisinde kendi çıkarını gözetebilir ancak.

Bütün ötekileri yok edersek ego da ortadan kalkmaz mı? Ama tek sorun bu da değil. Aslında bir ötekiyi de ortadan kaldırsak ego sarsılır. Çünkü bütün ötekiler tek ve birdir. Şimdi bunun nasıl olduğu üzerine düşünelim.
Egoizm, kendilik ve öteki
Öfkesine yenilip etik sınırı aşan ve ötekiyi yaralayan kişi, kendilik ve öteki diyalektiğini sarsar. Çünkü kendi olarak kendi, boş bir kategoridir ve egonun oturduğu kaptır. Ve hem beni, hem ötekini; yani tüm egoları kapsar.
Ötekinin kendiliğini yaralayan, kendi kendiliğinde de bir yarık açar. Çünkü tek ve geniş bir ufuktur kendilik. Ve bu yarıktan, kişinin kendi zararlı düşünceleri ve tüm diğer zararlı düşünceler sızıverir.
Felsefeci Levinas’ın başkalık etiği bu anlamda ilginçtir. Levinas Öteki’nin bizim bu hayatta tam olarak anlayıp indirgeyemeyeceğimiz tek şey olduğunu söyler. Bu yüzden Öteki’nin yüzünde tanrının yüzü yani zamansız koşulsuz olanın yüzü belirir.
Ötekine zarar verip kendiliği yaralayan, kendisini de yaralar. Yaralamak bir alışkanlıktır. Ve kendilik de her egonun, her insanın kabı olduğuna göre, bıçak çift taraflıdır.
Ve bu bıçak, egoistin çıkarına değildir. Egoist bir dansı kendi tarafına çekmek ister. Doğru ya da yanlıştır bu. Ama dansı kesmek, tamamen başka bir şeydir. Ve bambaşka sorunlar doğurur.
Kendilik ve yardımlaşma
Bu modeli takip edersek, yardımlaşmayı kendiliğe yapılmış bir katkı olarak görebiliriz. Yardımlaşma egoizme aykırı olabilir. Ama kişinin iyi olma halini arttırıyorsa, egoistin amacıyla uygundur. Yani egoist aslında öteki ile yardımlaştığı durumda egosuna daha çok ihtimam göstermiş olur.
Egoizm nedir sorusu burada tekrar gündeme gelir. Egoizm eğer kişinin kendi çıkarını gözetmesi ise, burada kritik olan soru çıkarların ne olduğudur. Ve bu çıkarların süresidir. Çünkü hepimiz biliyoruz ki, vicdan güçlüdür ve uygun şekilde gömülmeyen her şey geri döner.
Sadece kendi çıkarımı göz önüne alırsam, eksik kalmaz mıyım? Birlikte gelişmek, paylaşmak ve açılmak egonun daha uzun erimli çıkarıdır. Ama kısa vadede egoist karlı çıkabilir.
Hızlı gitmek istersen tek başına / uzağa gitmek istersen hep beraber.
Lalalar grubu şarkı sözü
Ek: Hikayelerde kötü karekterler ve bencillik
Bu bağlamda dikkatimi çeken bir şey daha var. Korku ve cin hikayelerinde kötü karakterler ve onlara yönelenler, çoğu zaman etik sınırları aşmış kişiler oluyor. Bu karakterler istekleri için vicdanı bir yana bırakmıştır.
Kara büyü yapan cindar ve cinci hoca zaten bunun farkındadır. Ama bu kişilerden yardım alan kişi de etiğin ve yaşamın sınırını aşar. Çünkü hayat hepimiz için sınırlı ve hayal kırıklıkları ile dolu. Ama sadece bazılarımız, kara büyüye yönelerek gerçekliği değiştirmeye çalışır.
Fakat cin hikayelerinde, çoğu zaman bu çaba başarı ile sonuçlanmaz. Kara büyü ve kafir cinlerden medet umanlar, başkalarına zarar vermekle kalmaz. Aynı zamanda kendileri de zarar görür. Çünkü kötü cinler yardım etmek için insan kurban verilmesi gibi büyük kurbanlar ister ve buna uyulsa bile, zaman zaman kendileri anlaşmayı bozarak medet umanları da kandırır.
Bu hikaye motifi, tam da egosunun yönlendirmesiyle gerçekliği kabul etmeyen ve etik olmayan şekilde değiştirmeye çalışan kişinin kendisine zarar verecek olmasını anlatır. Egoizm nedir sorusunun bir cevabı da bu olabilir. Egoizm, kendi sınırlarını ya da yaşamın sınırlarını kabul etmeyerek, onu değiştirme isteği. Bu da insanın kendi çıkarını yaşamın önüne koymaya çalışırken, aslında kendisine zarar vermesine benziyor.
Egoizm konusunun paranormal hikayeler / korku hikayeleri ile ilişkisi üzerine ileride daha fazla düşüneceğim. Şimdilik egoizm nedir konusunu yeterince tartışabildiğimizi umuyorum. Sevgiler.
Bir Cevap Yazın