Cinlerin banyo ve tuvalette eyleştikleri inancı nereden geliyor? Tuvalet pis olduğu için mi? Yoksa cinlerin suyu sevmesi mi etkili burada? Banyo cinleri nedir? Peki bu inançla eski Türklerdeki hamam iyesinin bir ilgisi olabilir mi? Gelin bu yazıda cinlerin tuvalette ve banyoda fazla zaman geçiren insanlara musallat olması inancını inceleyelim. Bunu yaparken farklı kültürlerdeki inanışlara ve Türk mitolojisine de bakacağız.
Cinlerin banyoda bulunuşuyla ilgili pek çok anlatı var. Yakın zamanda bir hoca, banyo yapılırken çıplak olmanın tehlikeli olduğunu, çünkü cinlerin insanı rahatsız edebileceğini iddia etmişti. Yani insana banyoda en mahrem olduğu anda bile rahat yokmuş. 😀
Ama banyo ve tuvaletin, evde suyun en yoğun bulunduğu yer olduğunu da atlayamayız. Çünkü eski insanların pek çoğu nehir kenarlarının ruhlarla, cinlerle ve iyelerle (bknz. Türk Mitolojisi) dolu olduğuna inanıyordu. Eğer su paranormal varlıkları çekiyor ve bu dünyaya bağlıyorsa, evde bunun için en uygun yer banyodur. Ve banyo cinleri hikayesi belki de buradan doğar.
Cinlerin banyoda fazla vakit geçiren insanlara musallat olması inancını incelerken, bu inancın eski Türk kültüründen bugüne yolculuğuna da bakmış olacağız. O halde gelin, banyo cinleri ve hamam iyesi üzerinden halk hikayelerinin ilişkisine bakalım.
Cinlerin banyo ve tuvalette bulunmaları
Biz küçükken büyüklerimiz, banyo ve tuvalette fazla zaman geçirmeyelim diye, cinler şeytanlar çarpar oğlum fazla kalmayın derdi. Burada ana motivasyon su faturası mıydı, cinsel baskı mıydı (mastürbasyonun önlenmesi), basur tehlikesi miydi; bilmiyorum. Ama cinlerin banyoda eyleştiği inancı söz konusuydu.
Cin memoratlarında, cinlere karışmış insanların banyoda çok fazla zaman geçirdikleri söylenir. Bu yüzden banyoda fazla zaman geçirmenin tehlikeli olduğu anlatılır. Aynı inanç aynaya bakmakla ilgili olarak da geçerlidir.
Bazı inanışlara göre eğer tuvalet ve hamama besmele çekmeden girersek, banyo cinleri insanı seyreder. Ve bu cinlerin bazıları insana aşık olup musallat olabilir. (Bknz. Aşık cin musallatı)

Bu motifin bir yönü, tuvalet ve banyonun pis bir yer olarak görülmesi olabilir. Çünkü cinlerin çirkin varlıklar olduğu, hayvan pislikleri ve çer çöple beslendikleri ve pis yerlerde yaşadıkları anlatılıyor. (Bknz. Cinler, çirkinlik ve kötülük) Bu özellikle İslam etkisidir. Çünkü İslam kültüründe (kaynağı Arap kültürü mü bilmesek de) bu inancı görüyoruz.
Sual: Cinler tuvalette necasete bakana zarar verir mi?
Cevab: Helâda necasete bakmak uygun değildir. Hadis-i şerifte “Cin ve şeytanlar helâda insanlara ifsad ve eziyet için beklerler. Sizden biriniz helâya girerken (Eûzü billahi mine’l-hubûsi ve’l-habâis) (ikisi de peltek se ile) desin” buyuruldu. Hubûs, habîsin çokluk hâlidir. Kötü cinler kasdedilmiştir. Habâis (habîseler) bunların dişileridir. (Şir’atü’l-İslâm)
22 Kasım 2011 Salı
Ama bu motif sadece dışkılama konusuyla mı ilgili, yoksa suya ilişkin inançlarla mi ilgili, emin olmak zor. Çünkü pek çok kültürde (Türk mitolojisinde de) su ve göl kenarları ruh, peri ve cinlerle doludur.
Hamam iyesi
Banyo cinlerini Türk mitolojisine doğru takip ettiğimizde, bence iki hat görüyoruz. Bunlardan daha güçlü olan banyo iyesi. Daha zayıf olanı ise su kaynaklarının kenarındaki iyeler. (Su perileri ile benzer.) Önce hamam iyesine bakalım.
Yunak İyesi Türk, Tatar ve Altay mitolojilerinde “hamam” ya da banyo mekanlarının koruyucu ruhu olarak bilinir. Farklı lehçelerde Cağlık İyesi, Hamam İyesi veya Çimek İyesi olarak da adlandırılır. Genellikle kısa boylu, yaşlı bir ihtiyar şeklinde tasvir edilir; insanlara temizlik ve hijyeni öğretmekle görevli olduğu söylenir.
Hamam iyesi, hamamların, suyun ve temizliğin kutsallığını simgeler. Burada fiziksel temizliğin yanında, ruhsal temizliğe de işaret ediliyor olabilir. Her halükarda hamam iyesi, banyo cinleri gibi banyoyu sahiplenen bir ruhtur. Ve onun varlığı şahsında, hamama ve temizliğe hürmet edilmesi gerektiğini öğretmiştir.
Hamam iyesinin mitolojide tasviri
Hamamda, günümüzde cinler gibi demonik varlıkların yaşadığına inanıyoruz. Fakat eski Türklerde hamam iyesi böyle bir karakter değildi. Hamam iyesi hamama gelenlere şakalar yapan, onların eşyalarını kaybeden ya da yerini değiştiren, yaşlı kısa boylu (cüce) sakallı bir adam olarak düşünülmüştü. (Türk Mitolojisi Atlası, Bartu Bölükbaşı, s.104)
Geceleri banyo yapılmaması inancı da hamam iyesi ile alakalıydı. Gece hamam iyesi banyo yaptığından, bu saatte hamama girmek tehlikeliydi. Ayrıca sabah banyo yapılacağı zaman önceki günkü kap ve lifler yıkanmalıydı. Çünkü hamam iyesinden insana hastalık geçebileceği inancı vardı. Tatar halk inanışında ise hamamda leğende kalan suyun kullanılmaması gerektiği söylenirdi. Çünkü bu su ile hamam iyesinin banyo yapacağı ya da buna tüküreceği söylenirdi. (Banyo cinleri için de aynı inanç söz konusu.)
Ayrıca Tatarlarda ikindi ile akşam vakitleri arasında banyo yapmak tehlikeli görülürdü. (Tatar Mitolojisinde İyeler) Ayrıca insanlar banyoya girerken öksürükle ya da destur vererek buraya girdiklerini banyo iyesine haber vermeliydi.
| Konu | Açıklama |
|---|---|
| Adları | Yunak İyesi, Cağlık İyesi, Hamam İyesi, Çimek İyesi |
| Görev | Banyonun koruyucusu, temizlik öğreticisi, hijyeni gözeten ruh |
| Davranışı | Rahatsız edilirse cezalandırıcı (sıcak su dökme, boğma vs.) |
| Kehanet Yetisi | Sırtınıza dokunma = iyi haber; tırmalama = uyarı/kötü haber |
| Mitolojik Rol | Su ve temizlik ruhaniyetine bağlı mezkur İyelerden biri |
Su iyeleri ve su perileri
Eski Türk mitolojisinde iyelerin Su kenarlarında da bulunduğunu görürüz. Su İyesi, Türk, Tatar ve Altay mitolojilerinde su kaynaklarının—ırmak, göl, dere, kuyu ve pınar gibi—koruyucu ruhu olarak kabul edilir. Her suyun kendi ayrı bir İyesi olduğu inanılır. (Bknz. Vikipedi)
Genellikle cisimsiz, saçsız, kaşsız, sakalsız bir ruhani varlık olarak tanımlanır. Ak giysiler içinde tasvir edilir. (Bknz) Bazen insan ya da balık benzeri formda (örneğin denizkızı gibi), boynuzlu ya da mavi tenli olarak betimlenir. Etrafında ışıldayan mavi balıklar dolaşabilir. (Bknz) Su iyesi bazen erkek olarak düşünülmüştü ama çoğunlukla dişiydi.

Eski Türklerin en popüler ve en büyülü varlıklarından birisidir su iyesi. Dişi olanları belden aşağısı balık formunda ya da balık formunda ama kadın yüzlü olarak düşünülmüştü. Kara çıktıklarında ise çıplak ve çok güzel kadın formu alırlardı. Ancak bu güzelliğin arkasında yaşlı ve tehlikeli bir iye bulunurmuş. (Türk Mitolojisi Atlası, Bartu Bölükbaşı, s.96)
Su perilerinin güzelliklerine aldanan ve kendilerini rahatsız etmiş kişileri suya çekip boğacağına inanılırmış. Ama bazı zamanlar su perilerinden yardım da istenir. Çünkü su iyesinin yaşam verme gücü olduğuna inanılırmış.
Su iyesinin memnun edilmesi
Su iyesi, sulak yerlerin koruyucu ruhudur. Bu yüzden onun memnun edilmesi öncelikle sulak alanlara saygı gösterilmesi, buraların kirletilmemesi, hacet giderilmemesi gibi durumlara bağlıdır. Ancak bunlar yapılsa bile, su iyesi öngörülemez olabilir.
Diğer iye inançlarında da görebileceğimiz üzere, su iyesi memnun edilmesi gereken bir ruhtur. (Özellikle Hakas su iyesi inancında.) Kendisini memnun edenleri ödüllendirir. Ancak aynı zamanda kıskanç ve acımasız bir ruhtu. Kendisini rahatsız edenleri öldürebilirdi. Bu yüzden su iyesine belirli aralıklarla kurbanlar sunulur ve ritüeller yapılırdı. Ayrıca geceleyin su kenarına yaklaşıldığında, öksürerek ya da başka bir şekilde Su İyesi’ne haber verilmesi gerektiğine inanılırdı.
Görüldüğü gibi Su iyesi öngörülemez bir ruhtu. (Su Dedesi ve Su Atası’ndan farklı olarak.) Su iyeleri çok güzel havalarda birdenbire fırtına çıkarabilirdi. Ayrıca Su iyesi suya girenlerden rahatsız olursa onlara hastalık verebilirdi. Bu yüzden deride su kabarcıklı hastalık görüldüğünde, bun uygun bir ritüel yapılması gerekirdi. (Tatar Mitolojisinde İyeler, s.886)
Su iyesi, büyük ihtimalle hamam iyesi ile ilişkili değildi. Ancak yine de ikisi de su ile ilişki kuran insanın hayalgücünde nüvelenmişti. Bu yüzden bu yazıda incelemiş olduk.
| Özellik | Açıklama |
|---|---|
| Kimdir? | Suyun koruyucu ruhu / sahibi |
| Görünüş | Cisimsiz, insan/denizkadını formunda, mavi tonlu |
| Cinsiyet Rolleri | Dişi (Su Anası), Erkek (Su Ata) |
| Görevleri | Bereket sağlama, temiz tutma, ceza verme |
| Tehlikeli Yön | Sel, boğma, su kaynaklarını bozma |
| Kültürel Bağlam | Suya saygı, şamanik doğa inançları içinde |
Türk Mitolojisi ve paranormal hikayelerdeki süreklilik
Hamam cinlerini, hamam iyesine doğrudan bağlamak kolay değil. Ama bu bağlantıyı tamamen reddedemeyiz de. Peki bu durumda Türk mitolojisinin paranormal hikaye ve memoratlardaki devamlılığı arasında ne düşünebiliriz?
En önemli nokta, cin anlatısının son derece geniş kaynaklardan beslenmesi. Cin anlatısı içerisinde Mezopotamya mitolojisi, Anadolu kaynaklı mitoloji, Arap ve İslam etkisi, Yahudi anlatıları, İran kültürü, Türk mitolojisi ve Turani halkların hikayeleri üç içe geçiyor. Bu yüzden bu anlatının geniş bir havuz olduğu söylenebilir.

Ayrıca bugün cin anlatısına baktığımızda, eski Türk mitolojisinden iye ve yer-su tanrıların ilişkin pek çok anlatının izlerini görebiliyoruz. (Bknz. Ev İyesi ve Cinlerin Eve Musallat Olması) Banyo cinleri ile banyo iyesi arasındaki benzerlik de bu devamlılığa kısmen örnek bence.
Bence paranormal hikayeler içerisindeki bu devamlılık, kültürel devamlılığı açık şekilde gösteriyor. Turani halkların kültürel açıklığı ve uyum kapasitesi, bence bu devamlılıkta oldukça önemli. Ama bu geçişkenliğin tüm mitolojiler için farklı ölçülerde de olsa var olduğu da bir gerçek bence. Çünkü insanlık tarihi boyunca, halklar birbiri ile ilişki kurdukça mitoloji ve inançlar da melezlenmiş.





Bir yanıt yazın