Neden yeni evlenenlerin, kara sevdalıların, lohusaların cinlerin musallatına daha açık olduğuna inanılır? Cinler kimlere musallat olurlar? Halk arasında yeni evlilerin cinler tarafından kıskanıldığına, kara sevdalıların cinleri çektiğine inanılır. Alkarısı cini ise en çok hamile ve loğusa kadınlara sıkıntı verir. Neden bu kişilere cinler musallat olur?

Yaşamlarında ciddi dönüşüm yaşayan bu insanların yaşadıkları duygusal kırılganlık, psikolojk travmadan da kaynaklanıyor olabilir, paranormal olaylardan da. Bu iki yorumun farkı nedir? Ve bu yorumlar üzerinden, paranormalin ve büyüsel düşüncenin kaynaklarını inceleyebilir miyiz? Bu yazıda, yaşamdaki dönüşümlerin ve kırılganlıkların, paranormalin ve doğaüstünün kaynakları haline gelip gelmediğini tartışalım.

İnsanın aidiyeti sarsıldığında, bu zelzele ile nasıl baş eder? Aidiyetin yenilenmesi ya da sağlamlaştırılmasında doğaüstü hikayelerin işlevi nedir? Aidiyet yenilenmeyecek kadar sarsıldığında, hangi paranormal hikayelere sığınırız? Cinler bu sarsıntılardan nasıl sızar?

İnsan, zaten kaygılı iken, neden korkusunu tetikleyicek hikayeler uydurur? Baş edemediği kader, doğa, uygarlık, kapitalizm gibi güçlere bir anlam atfetme isteği mi rol oynar bu noktada? Yoksa ne olursa olsun bir hikayeye ve açıklamaya sahip olma isteği mi rol oynar burada? Cinler kimlere musallat olurlar ? 3 harfliler nereden sızar hayatımıza?

Cinler kimlere musallat olurlar?

Cin musallatını hangi olayların çağırdığı ile ilgili çok fazla anlatı var. Ama bu anlatılar, belirli olayları ve dönemleri yaşayan insanlarda yoğunlaşır. Bu inanışlardan bir kısmını incelemeye çalışalım. O halde sorumuz şu: 3 harfliler neden musallat olur?

Halk anlatılarında, cinlerin hamile ve lohusalara sıklıkla musallat olduğu anlatılır. Çünkü anneler, taşıdıkları yükten dolayı vesveseye daha açıktırlar Ayrıca bir can daha taşıdıklarından, normal bir insana göre enerji düzeyleri de daha yüksektir. Bu yüzden alkarısı gibi 3 harflilerin hamile insanlara musallat olabileceği, bu yüzden hamilelerin fazla yalnız bırakılmaması gerektiğine inanılır. (Benzer hikayeler, pek çok farklı mitolojide ve kültürde de bulunur.)

Cinlerin musallatına karşı kırılgan olan bir başka insan ise, yeni evlidir. Anadolu inançlarında, nişan ve evlenme sırasında muskaların yapılması ve dua edilmesinin sebebi budur. Çünkü halk, yeni evlilerin cinlerin ve ruhların ziyaretine açık olduğuna inanır. Yeni evliler nazara karşı da savunmasız görülür.

Cinler ne zaman musallat olur

Cin musallatının bir diğer sebebi ise, kara sevdalı bir insanın sevdiğine kavuşamamasıdır. Uzun süre sevdiğine kavuşamamış kişilerin delirmesinin sebebi olarak bu durum görülür. Leyla ile mecnun hikayesinde mecnunun akıbeti, sufiler tarafında allah aşkı uğrunda kendinden geçme olarak yorumlansa da, başka bir kesim hikayeyi Mecnun’un delirmesi olarak yorumlar.

Bir diğer yorum ise, cinlerin kötülük yapmış insanlara musallat olmasıdır. Bu fikrin altında, özellikle kötü cinlerin bu kişileri yoldaşları olarak görmesi vardır. Ancak bu durum, aynı zamanda bir ceza olarak da görülebilir.

Cinlerin kime musallat olacağı ile ilgili bir diğer fikirse, cinlerin yalnız insanlara musallat olacağıdır. Çünkü yalnız insan, cinlerin vesveselerine çok daha açıktır.

Şimdi bu iddiaları, daha detaylı şekilde inceleyelim. 3 harfliler neden musallat olur? Kimler cinlerin musallatına daha açıktır?

Kırklanmak ve Cin Musallatı

Ağrı, Van, Muş, Hakkari bölgelerinde, her erkeğin bir perisi olduğuna inanılırmış. Bu peri, evlenme, doğum, ölüm zamanları azgınlaşır. Bu azgınlıksa 40 gün sürer. (Türk Mitolojsinde, 40 sayısının kutsal olması bununla ilgili olabilir.)

Bu yüzden de yeni evlilikte gelin ve güvey, doğumda anne ve bebek, ölümde yakın akrabalar kırklı sayılırlar. Bu kişiler 40 gün boyunca bazı tedbirlere uymak zorundadır. Aksi halde cinler ve periler onları rahatsız eder.

Cinlerin lohusalara musallat olması

Doğum fenomeni, kimlikle ve bireysellikle ilgili ilk duraktır. İnsan prematüre doğduğundan, doğum sırasında kimliklenmez, hatta annesinden müstakil bir canlı da sayılmaz.

Fakat bu birliktelik ve ardından gelecek kopuş, insanın hem bilinçaltı düzeyinde, hem de çocukların doğmasına tanık olduğumuzdan gözlem ve aile bağı düzeylerinde karşılık bulur. Çünkü ölüm fenomeni gibi, doğum fenomeni de gizemli ve anlaşılmazdır.

Bebek ve lohusa kadınlara ilişkin en çarpıcı hikayelerden birisi, Albastı ya da Alkarısı olarak bilinen varlıktır. Bu varlık kimi zaman kötü bir ruh, kimi zaman bir cin olarak kabul edilir. Anadoluda sıklıkla karşılaşılan Albastı, eski Türk mitolojisinde de görülür. (Alkarısı cini ile ilgili yazıma buradan ulaşabilirsiniz.) Halk hikayelerine göre cinler ne zaman musallat olur sorusunun cevaplarından biri, hamileliktir.

Albastı’nın en çok lohusalara ve bebeklere düşman olduğuna, lohusanın ciğerini sökerek suya attığına veya yediğine, bu yüzden elinde ciğer bulunan bir kadın görülürse hemen yakalanması ve üzerine iğne, çuvaldız gibi bir metal parçası takılması veya zift dökülmesi gerektiğine inanılır (Şakir 1939: 32). Onu yakalayan kişi ocaklı olur ve ‘alcı’ adını alır. Al karısı, alcının soyundan gelen kadınlara zarar veremez.

Alkarısı cininden korunmak

Alkarısından korunmak için doğum yapan kadın kırk gün kırk gece dışarı çıkmaz. Ayrıca evde de yalnız bırakılmaz. Aynı zamanda baş ucuna Kur’an asılır. Yastığının altına bıçak, makas, demir para, iğne, çuvaldız, maşa gibi metal eşyalardan biri veya çörek otu, soğan, sarımsak kabuğu, süpürge konur. Bu ruhu kandırıp, şaşırtmak için orta yere erkek elbiseleri de bırakılır (Acıpayamlı 1974: 83).

Şayet anneyi değil çocuğu al basarsa bu çocuk ‘ayyaş’ olacağı yani kendinden geçip bayılacağı için ‘ayyaş aşı’ pişirilip dağıtılır. Bu aş sokaktan geçenlerin yakılan ateşe bir odun atmasıyla pişirilmektedir (Gökbel 1998: 95).

Alkarısı kırmızı renkten korktuğundan lohusanın başına al tülbent örtülüp, yakasına kırmızı kurdela takılır. Ziyarete gelenlere kırmızı renkli şekerden (nöbet şekeri)yapılan şerbet ikram edilir. Gagavuzlar ise doğumdan üç gün önce ve üç gün sonra lohusaya su yerine rakı içirirler (Güngör 1991: 43). (Yard. Doç. Dr. Ayşe DUVARCI, Türklerde Tabiat Üstü Varlıklar ve Bunlarla İlgili Kabuller, İnanmalar, Uygulamalar)

Sonuç olarak, doğum yapılması gibi kişinin kimliğini ciddi bir şekilde dönüştüren durumlara ilişkin, paranormal literatürün olması bir rastlantı olmayabilir. Eski insanlar, bu gibi durumlardaki kırılganlığa ve kırılganlık içindeki kişiye destek sunulması gerekliliğine; bu hikayeler ile işaret etmiş olabilirler. (Lohusalara musallat olan bir diğer varlık Lilith ile ilgili yazıma buradan ulaşabilirsiniz.)

Yeni evlenenlere cinlerin musallat olması

Evlilik gibi yeni kurulan aile bağları, kimliğimizi dönüştürebilecek güçtedir. İlginç olmayansa, evlilik ve aileyle ilgili ciddi bir paranormal literatürün olmasıdır. Halk inanışlarında, yeni evlenen ya da doğum yapan kişilerin cinlerin şerrinden korunması için üretilmiş önlemleri içeren paranormal eylemler vardır.

Cinlere karşı korunaksız olduğu düşünülen ve hayatın önemli geçiş dönemlerini yaşayan yeni gelinler, lohusalar ve bebeklerin üzerlerinde, yastıklarının altında veya odalarında bu malzemeler bulundurulur. Cinler saydığımız bu insanlarda yoğunlaşarak büyük zararlar verebilirler.

Çünkü yeni hayat daima bilinmezlerle doludur. İkinci defa evlenen insanlar bu tehlikelerle karşılaşmazlar (Westermarck 1962: 17). Zira evlilik yeni değildir ve sırlarını kaybetmiştir. (Yard. Doç. Dr. Ayşe DUVARCI, Türklerde Tabiat Üstü Varlıklar ve Bunlarla İlgili Kabuller, İnanmalar, Uygulamalar)

Ölüm deneyiminin de benzer bir kırılganlık olduğu söylenebilir. Yakınını kaybeden kişilerin yalnız bırakılmaması da bu duruma örnek gösterilebilir. Sonuç olarak, kişinin hassas dönemlerinde belirsiz ruhsal tehlikelere muhatap olacağı bir sır değildir. Bu tehlikelerin zihinsel olması, Psikoloji biliminin ortaya çıkmadığı bir çağda ancak paranormal hikayelerle ifade edilebilmelerine yol açmış olabilir.

Cinler kimlere musallat olurlar sorusunun cevabının, doğum ve ölüm gibi zorlayıcı deneyimler yaşayan kişiler olması ilginçir. Halk anlatılarına göre, 3 harfliler ne zaman gelirler sorusunun cevabı, insanın yaşadığı önemli dönüşümlerdir. Ama bu ilişkiyi sonuç bölümünde detaylı olarak değerlendirelim.

Kara sevdalılara cinlerin musallat olması

Halk inançlarına göre, uzun süre sevdiğine kavuşamayan kara sevdalıların, cinlerin musallatına uğrayabileceklerine inanılır. Çünkü bu kişiler, gerçeklikten çok ruhlar aleminde yaşarlar. Cinler kimlere musallat olurlar sorusunun en romantik cevabı, platonik aşıktır. Peki aşıklara 3 harfliler neden musallat olur?

Yoğunlaşan sevgi, çok güçlü bir enerji oluşturur. Cinler insanların enerjisi ile beslendikleri için, karasevdalıya yanaşabilirler. Ayrıca cinler musallat olmak için, vesvese verebilecekleri, psikolojisi kırılgan insanları ararlar. Çünkü bu insanlarım kendilerini savunmaları daha zordur.

Belki de sevdalının cinlere karışması, zihninde ve olumsuz düşüncelerinde çok fazla zaman geçirmesi ile ilgilidir. Bazı anlatılarda, kara sevdalıların cinleri görmeye başlayabilecekleri ve onları görerek onlar üzerde güç kazanabilecekleri anlatılır. Bunun için bazı özel teknikle ve dualar bulunur. Kara sevdalı, bunları kullanarak cinleri kontrol edebilir ya da kovabilir. (Bknz. Mecnun ve cinleri)

Cinlerin kötü insanlara musallat olması

Bir diğer inanış ise, cinlerin kötü insanlara musallat olacağıdır. Çünkü bu kişiler, büyük suçlar işlediklerinden, kötü enerjiye daha açıktırlar. Bu enerji de özellikle kötü cinleri çeker.

Çünkü kafir cinler, şeytanın yoldaşı olduklarından, insanları kendi tanrıları olan şeytana yönlendirmeye çalışırlar. Ahlaki sınır geçildiğinde, kötülük kötülük doğurur. Ve kişi, zaferin doğruluğu değiştirebileceğine inanmaya başlar.

Ama cinler bu durumu farklı yorumlar. Onlar için kötülük yapan, ilkelerini esnettiğinden, kolay etkilenebilecek bir kişidir. Bu yüzden cinler kimlere musallat olurlar sorusunun cevaplarından birisi, kötülük yapan insanlardır. Kafir cinler, bu insanların azgınlığını daha da arttırarak onları kullanır.

Ama konunun bir de vicdanla ilgili boyutu vardır. Kötülük yapan kişi, suçun lekesini bir ömür yanında taşır. Sırf bu leke bile, onun cinleri olarak görülebilir. Bu yüzden cinlerin kötülük yapan insanlara musallat olması, kültürel bir tehdit öğretisi olabilir: Kötülük yaparsan, öyle ya da böyle cezalandırırsın.

Mısır halk inancında şiddet sonucunda ölen bir adam, bir ifrit haline gelir ve öldüğü yere musallat olur. İslam okullarında ise ölümcül bir günahla ölen bir adam Berzah aleminde bir cine dönüşebilir.

Osmanlı’nın Üç Harflileri, s.22, Sariyannis

Cinlerin neden kötü insanlara musallat olduğu ile ilgili yazıma, buradan ulaşabilirsiniz. Cinler ne zaman musallat olurlar sorusunun bir cevabı, kötülük yapılması ve bir suç işlenmesi olabilir.

Cinlerin yalnız insanlara musallat olması

Cin musallatına uğramış insanlar, çoğunlukla geceleri çok fazla yalnız zaman geçiren kişilerdir. Çünkü cinler, bu kişileri çok daha kolay etkiler ve kontrolleri altına alırlar.

Muhammed peygamberin bir hadisinde, hepiniz cemaate devam edin çünkü şeytan yalnız kişi ile birlikte olur demiştir. Tek başına kalan insanın, vesvese, olumsuz düşünceler ve karamsarlığa daha yatkın olduğu söylenebilir.

Bu öneriler belki de yalnızlığa karşı toplumun ve kültürün bur uyarısıdır. Bunun için evrimsel bir temel bile bulabilirz. Ne de olsa tür birlikte hareket etmediğinde zayıflayacak ve daha güçsüz hale gelecektir. Bu yüzden yalnızlık korkutucu hale geliyor olabilir bilinçaltı düzeyde.

Bknz. Cinler neden yalnız insanlara musallat olur?

Cinler ne zaman musallat olur

Bu konuyu, bir de şu şekilde ele alabiliriz. Cinlerin musallatı tam olarak ne zaman yaşanır? Cinler ne zaman gelir?

Halk hikayelerine göre, cinler ve karanlık ruhlar özellikle geceleri sahiplenirler. Bu varlıklar, yatsı ezanından sonra ortaya çıkar ve sabah ezanına kadar ortalıkta dolaşırlar.

Cinlerin ne zaman musallat olduğu sorusu, nerede musallat oldukları ile de ilişkilidir. Cinlerin özellikle ayna karşısında çok uzun zaman geçirildiğinde, banyoda çok uzun zaman geçirildiğinde ve izbelelik gibi ıssız yerlerde çok fazla zaman geçirildiğinde musallat oldukları anlatılır.

Özelikle dere yatakları ve incir ağacının altında çok fazla zaman geçirilmemesi öğütlenir eskiler tarafından. İncir ağacının altında cinlerin toplandığına inanıldığından, özellikle burada gece geç vakitte bulunmamak önerilir.

Cinlerin musallat olmasının bir diğer sebebi ise, büyü yaptırmak ya da büyü yapılarak zarar görmektir. Çünkü büyü, çoğunlukla cinler aracılığıyla işler. Büyü ile gelen cinlerden, ancak dualar ve ak büyü ile korunulabilir. Ak büyü, muska ya da belirli duaların okunmasından oluşur. Cin musallatından kurtulmak için Ak büyü gibi yöntemler kullanılır.

Bireysellik, öznelerarasılık ve cin musallatı

Bireysellik ile toplumsal alan arasındaki gerilim, kadimdir. Ve paranormal alana da yansır. Toplumsallığın yani öznelerarasılığın bireyin ve kimliğinin önemli bir parçası olduğu muhakkak. Birey, öteki ile birlikte birisi olur, kendini ancak bu şekilde tanır ve tanınır, aynı zamanda öteki ile birlikte ben olur.

Yine de bireyin yalnız kaldığı ve düşlere daldığı alan da yok sayılamaz. Kişi öznelerarası dünya ile tanışır ve burada hayallerini bulur. Ama hayallerin muğlaklığı ve heyecanı yalnızken yaşanır. Yine ne ilginçtir ki cinlerle karşılaşmak gibi paranormal deneyimler, sadece yalnızken yaşanır.

Yalnızlığın depresif yönü yok sayılamaz. Ancak bunu da bir ihtiyaç olarak görebiliriz, depresyondayken kişi kendisine döner ve kendi hayatı üzerine derin şekilde dönüşür. Elbette bu, yeniden harekete geçmek için yapılır. Ama bazen kişi depresyondan tek başına çıkamaz. İşte o zaman, cinler gibi paranormal deneyim ve hikayelere ihtiyaç duyabilir.

Belki de ruhsal bir işlevi vardır yardıma çağrılan cinlerin. Kişi bir vicdan azabını aşamıyorsa, bir mahkeme kurar ve kendisini suçlu çıkarıp cinlerin azabını cezalandırma olarak kabul eder belki de. Bu durum, cezalandırmanın ardından masumluğu ulaşmak için bilinç altı düzeyde kullanılıyor olabilir.

Bu paranormal vicdan mahkemesi öznelerarası alanla ilgili midir? Ben ilgili olduğunu düşünüyorum. Adalet ve cezalandırma her zaman öznelerarasıdır çünkü. Kişi günahını aşıp topluluğa yeniden sağlıklı şekilde katılmak için kendisini cezalandırıyor olabilir.

Yahut başka bir örnekte bu kaçış, toplumdan kaçmanın bahanesi olabilir. Kişi topluluk içine karışmaktan korkup bu korkuyu aşamazsa, bu eksikliğini ve karşılayamadığı sosyalleşme ihtiyacını bastırmak ya da aklileştirmek için cinlere karışabilir. Bu en azından bir hikayedir. Ve her hikaye bir ihtiyacı karşılar.

Paranormal varlıkların kişiye yalnızken yaklaşmasını ve toplumdan uzaklaşan kişilerin cinlere karışabilmesinin, öznelerarası alanın reddine ilişkin bir tehdit olduğunu da düşünebiliriz. Toplumsal alanın terk edilmesinin korkunçlaştırılması, bir yandan da toplumun bir tehditi olabilir. Tam bu noktada, yalnızlık korkusunun da bu işlevi içeriden beslediği düşünülebilir.

Sonuç: Cinler kimlere musallat olurlar ?

Bu yazıda, halk anlatılarında cinlerin musallatı ile ilgili pek çok sebep olduğunu gördük. Buna göre, lohusalar, yeni evliler, kara sevdalılar, suçlular ve çok yalnız insanların; cinlerin saldırısına daha açık görüldükleri söylenebilir.

Ancak bu durumların her birini incelediğimizde, bu durumdaki insanların bazı psikolojik zorlanmalar yaşamalarının doğal olduğunu görürüz. Hamilelik en ilginç fenomenlerden birisi değil mi? Yeni evli yepyeni ve zorlayıcı bir durumun içinde değil mi? aşığın değersizlik hissi onun en büyük hayaleti olmaz mı? Ve suçlu kendi vicdanını susturamazken, yalnız da kendisini değersiz hissetmez mi?

O halde bu cin musallatı vakalarının, psikolojik zorlantı ve travmalarla ilişkili inançlar olduğunu söyleyebiliriz. En azından arada bir korelasyon vardır. O halde cinler kimlere musallat olurlar sorusunun cevabı, psikolojik ve duygusal zorlantıların, cin hikayesi ile ilişkilendirilmesi olabilir.

3 harfliler neden musallat olur?

O halde cinler ne zaman musallat olurlar, cinler ne zaman gelir, cinler kimlere musallat olurlar gibi sorular, insanın psikolojisi ve duygusal yaşamı ile sandığımızdan daha ilişkili. Eski insanlar, bu sorulara verdikleri cevaplarla, kendi dönemlerinin pseudo psikolojisini geliştirmiş olabilir.

Sonuç olarak, cin hikayeleri ve paranormal hikayelerin pek çoğunun, kişi ile toplum arasındaki gerilimle ilişkili olduğu hatta bir kısmının salt bu gerilim sebebiyle doğduğu söylenebilir.

Bir Cevap Yazın

Trending

Alçak kültür sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin