Cinlerin gözle görünmeyen gizemli varlıklar olduğuna inanılır. Bu şerli varlıklar, insan gibi özgür iradeye sahiptir. Ve momeratlara göre insan dünyasına etki edebilirler. Cinler hakkında bilgiler nedir? Anadolu’da hala yaygın bir inanç olan cinler hakkında, sözlü ve yazılı kaynaklar ne? Dinsel anlatı ve sözlü folklor nasıl iç içe geçiyor? Cin musallatı nedir?
Cin musallatı gibi fenomenlerin, kültürel sendromlar olduğu iddia ediliyor bugün. Yine de cin inancı ve cin hikayeleri pek çok insan için son derece gerçek. Ve cinler Anadolu’ya özgü korku motiflerinin en önemlilerinden birisi.
Pek çoğumuz ninelerimizden cin hikayelerini heyecanla dinlerdik. Bence bu hikayeler üzerine düşünmek de son derece heyecanlı. Çünkü bunlar yaşayan folklor ve mitoloji ögeleri. Ve bunların içerisinde hala korkularımız, psikolojik zorlantılarımız, zayıflıklarımız gizleniyor. Bu yüzden cin musallatı fenomenini bu blogda pek çok yazıda inceledim. (İlkel şifacılık, şamanizm, beden, psikoloji… vs. gibi bağlamlarda)
Bu yazıda cinler hakkında bilgiler ve cin musallatı hakkında düşünelim. Böylece yerel korku motiflerinin kaynaklarına ve yayılımlarına bir parça daha yaklaşacağız. Memoratlarda neler gizleniyor? Cin külliyatı bize insan hakkında neler söyler?
Cinler hakkında bilgiler
Cinler, insanlar gibi Allah tarafından yaratılmıştır dini anlatıya göre. Onların da iyi ve kötü olanları vardır. Yani ahlaki sorumlulukları vardır. Bu varlıklar akla da sahiptir, fakat önemsiz cin türleri insana göre düşük zekaya ve güce sahiptir. Fakat daha tehlikeli cin türlerinin de bulunduğu iddia edilir.
Dini anlatıya göre cinler ateşten yaratılmıştır ve insanın gözünden saklanmışlardır. Bu varlıkların çoğu ıssız yerlerde ve izbeleliklerde yaşar. Fakat insanların evlerinde yaşayan cin türleri olduğu gibi, Nusaybin cinleri gibi sadece belirli bir yeri sahiplenmiş cinler de vardır.
Mitolojideki Lilith hikayesine bakılırsa, cinlerin insanların gözünden saklanması farklı bir sebebe dayanır. Yahudi gnostisizminde geçen hikayeye göre, Adem’in ilk karısı Lilith, ona isyan ederek kaçmıştı. Ve bunun ardından, Lilith dünyaya inerek çeşitli hayvanlardan çocuklar yapar.
Hikayeye göre, tanrı çocuklarını sorduğunda, Lilith onların sayısından utanır. Bu yüzden sadece bazılarını ona gösterir. Çirkin ve tehlikeli evlatlarını ise gizler. Bu durumu anlayan tanrı, benden gizlediğim çocuklarını bir daha kimse göremesin der. Anlatıya göre işte bu yüzden insanlar cinleri göremez. Başka bir açıklama ise, insan yaratıldıktan ve yeryüzündeki halife yapıldıktan sonra, yaratıcının cinlerin görünmez olmasını istemesidir.
Yaratılış gereği ya da bu hikayelerde anlatıldığı gibi olursa olsun, cinlerin görünmez olması korkutucudur. Bu bağlamda İsa’nın koyduğu yasa önemlidir. Dini anlatıya göre, İsa peygamber cinlerle bir anlaşma yapar. Bu yasaya göre, insanlar cinleri göremediklerinden, onlara bilmeden zarar verdiklerinde suçlu olmayacaklardır.
Fakat bu yasanın bir parçası da, insanların cinler tarafından yapılan uyarıları dikkate almasıdır. Oysa görünmeyen varlıklardan gelen uyarıların yorumlanması hiç de kolay olmayabilir. Cinler, bize uyarıcı sesler, rüyalar, enerji değişimleri ile uyarı yapabilirler.
Fakat tüm bu hikayeler muğlak ve belirsizdir. Cinler hakkında bilgiler, dini anlatı, halk hikayeleri ve okült kaynaklardan gelir. Bu bilgiler son derece karmaşık ve hayal gücü ile dolu.
Cinlerin şekil ve görünüşleri
Dini literatürde cinlerin insanlar tarafından görülebileceği tartışmalıdır. Bazı alimler bunu reddeder. Yine de cinci hocalar cinlerin, ancak manevi yönü güçlü insanların görmeye dayanabileceği asıl görünümleri olduğunu söyler.
Bu asıl görünümün, kafir cinlerde korkunç ve çirkin olduğu anlatılır. Bu varlıklar hayvanı görünüşte, boynuzlu, çürüme emaresi gösteren varlıklardır. İyi ve koruyucu cinler ise, çok güzel tasvir edilmiştir. Bunlar uzun boylu, parlak tenli, kusursuz insan görünümündedir.
Bazı cin hikayeleri ve tanıklıklarda ise cinler küçük insanlar olarak anlatılır. (Cin ve perilerin eski püskü kıyafetler giyen küçük insanlar olması anglosakson memoratlarında da görülür.)
Cinlerin şekil değiştirmesi
Bazı memoratlarda cinlerin şekil değiştirerek insan ya da hayvan kılığına girdikleri anlatılır. Cinler insan kılığına girdiğinde, ayaklarının ters olması ya da burunlarını olmaması özelliği görülür. (Adana Memoratları, s.66-67)
Bazı hikayelerde cinler çok güzel peri kızı gibi çekici görünüşlere, bazense insanların tanıdık ya da akrabaları kılığına girer. Peki cinlerin insan kılığına girdiğini nasıl anlarız? Bunun için ayaklarının ters olup olmamasına, görünüşünde başka bir terslik olmamasına ve eğer şüpheleniyorsak dua okunmasından rahatsız olmamasına dikkat edilir.
Bazı kaynaklar ise üç harflilerin siyah köpek, kara yılan, tavşan, kafası görünmeyen ve kürkü yere sürünen keçi, iki köpek yavrusu, ayakları ters üç jandarma, yaşlı adam, uzun sarı yılan gibi formlara girdiğini söyler. Bu memoratlara göre üç harfliler kolayca şekil değiştirip insanları aldatabilir.
Cinler insanlara musallat olur mu?
Musallat, dini anlatı ve eski hikayelerde yer alır. Dini literatüre göre, belirli durumlarda cinler insanlara musallat olabilir. Cinlerin bazı kişilere sık sık görünmelerine ve onunla eğlenmelerine halk arasında “uğrak tutmak” da denir.
Aslında dini bakımdan bu konu tartışmalıdır. Kur’an’da cinlerin insanların taşkınlıklarını artırabileceklerinden (Cin suresi, 6) bahsedilir. Fakat fiziksel bir zarar verip veremeyecekleri açık değildir.
Aslında hakim eğilim, cinlerin insanlara ancak şeytanın verdiği şekilde zarar verebileceğidir. Aynı şeytanın vesveseleri ile insanı kandırması gibi, cinler de insanları aldatabilir. Fakat halk arasında anlatılan hikayeler çok daha gizemli ve korkutucudur. Resmi anlatının aksine halk hikayeleri, cinlerin bedende musallat belirtileri oluşturabileceğine, insanın iradesini ve beynini ele geçirebileceğini iddia eder.
Cinler ve vesveseleri
Anlatılanlara bakılırsa, en zayıf cinler güçsüz olsa da, güçlü cinler gayet aldatıcıdırlar. Şeytanın da bir cin olduğunu düşünürsek konu ciddiyet kazanır. Çünkü şeytan da cinler gibi ateşten yaratılmıştı. (Şeytanın düşmeden önceki ismi Azazil’dir.) Cinler, kendileri de görünmez olduklarından, hem gizliliğin aldatıcılığına sahiptirler, hem de çeşitli şekillere girebildikleri için aldatıcıdırlar.
Cinler hakkında bilgiler den, dini açıdan en güvenilir olanı cinlerin vesvese vermesidir. Çünkü cinlere ilişkin bilgilerin pek çoğu, paganizm ve İslam öncesi inançlarla ilgili. Fakat cinlerin ve şeytanların vesvese vermesi İslam’da Vakıa’dır.
İslam kültüründeki kötü ruh tasavvuru, batı kültüründekinden farklıdır. Hristiyanlıkta şeytan ve kötücül ruhlar çok daha tehlikelidir. Çünkü bu kültürde, Lilith hikayesinde olduğu gibi cinler insanın kadim düşmanıdır.
İslam kültüründe ise şeytanın ve onun soyunun, insanları doğru yoldan çıkarmaya çalışır. Cinci hocaya göre, beyne yerleşen cin belirtileri şunlardır: kişiye sürekli olumsuz, günahkar, başkalarına ya da kendisine zarar verici düşüncelerin gelmesi.
Belki de bu yüzden, İslam kültüründeki cin ve korku hikayeleri daha didaktiktir. Vampir ve kurtadam gibi salt kötücül figürler İslam kültüründe çok daha az görülür.
Dini hikayelerde, cinlerin insan ve hayvan suretlerine girebilecekleri aktarılır. Peygamber, şeytanın sadece kendi kılığına giremeyeceğini tebliğ etmişti. Ancak insan kılığına giren cinleri anlamanın bir yolu olduğu söylenir. İnsan kılığındaki cinler, ters ayaklıdır ve birbirleri ile fark edilecek kadar benzer görünümlüdür. Çünkü cinler kabile halinde yaşayan ve bireysellikleri olmayan varlıklardır.
Cinlerin hayvan kılığına girmesi ise, hikayelerde daha sık görülür. İmam Şibli tüm siyah köpeklerin ve çoğu siyah kedinin cin olduğunu söyler. Bu önerme ne kadar inandırıcı, tartışılır. Ancak farklı mitoloji ve halk hikayelerinde de, ruhların hayvan kılığına girdiklerini görürüz. Özellikle Türk şamanizminde, cinler, iyeler ve ata ruhları sıklıkla hayvan kılığına girer.
Cinler neden musallat olur?
Bu bölümde cinlerin neden musallat olduğunu tartışalım. Cinler musallat oldukları kişiyi nasıl etkiler ? Bunun için halk hikayelerini, cin hikayelerini ve havas kitaplarını inceleyeceğiz.
Cinlere zarar verilmesi
Halk arasındaki görüşlere ve cin hikayelerine göre, cin musallatının ilk sebebi, bir insan tarafından bu varlıklara zarar verilmesidir. Cinler kabile halinde yaşayan ilkel varlıklar olduklarından, hikayelerde sık sık intikam ve kan hakkı talep ederler.
Cin çarpması… bazen de insanoğlunun bilmeyerek onları işkenceye maruz bırakmasından meydana gelir. Üzerlerine bevl etmek, bazılarını katl etmek veyahut üzerine sıcak su dökmek gibi. İnsanlar bunları cinlerin muazzab olacaklarını bilmeden kasıtsız yaparlar. Fakat gel de bunu cinlere anlat.
Cinlerin Esrarı, s.163, İmam-ı Şibli
Bu durum bazen yanlışlıkla bir cinni varlığı yanlışlıkla öldürülmesi şeklinde olur. Bu yüzden gece vakti destur demeden ıssız yerlerde taharetlenmenin tehlikeli bir şey olduğu söylenir. Ayrıca gece vakti dış mekanda sıcak su dökülmesi gibi eylemler de önerilmez.
İnsanoğlu, cinleri incitecek hareketi şayet evinde yaparsa, cinler bilmelidir ki, ev onların evidir. İstediği gibi tasarruf edebilir. Ey cinler! Sizin onların evinde barınmaya hakkınız yoktur. Onlar izin vermeden evlerinde bir saniye bile duramazsınız. Siz ancak kimsesiz evlerde, harabelerde ve bozkırlarda barınabilirsiniz, diye bildirilir kendilerine. (Eğer cinlere yapılan eziyet evin içerisinde yapılmışsa.)
Cinlerin Esrarı, s. 163, İmam Şibli
Büyü ile cinlerin musallat olması
Cin hikayelerinde önemli bir motif de, cinlerin büyü ile kurbanlarına zarar vermesidir. İslam inancında, büyünün insan üzerinde etki gösterebileceğine inanılır. Peygambere büyü yapılması rivayeti de bunun bir göstergesidir.
Anlatılanlara göre, büyü çoğu zaman cinlerin musallat olmasıyla kişiye zarar vermektedir. Büyücü, cinleri kontrol eden hatta istediği kişilere cin musallat edebilen kişidir. Düğümlere üfleyenler işte bunlardır.
Bazı büyüler, bir kişiye güçsüz cinleri musallat eder ve ona rahatsızlık verir. Bu kişi sürekli kulak çınlaması gibi sesler duyar, işleri iyi gitmez. Kurban sinirli bir ruh haline bürünür. Ya da kafası karışık ve kendine güvenemez olur.
Bazı büyüler ise insana daha büyük zarar verebilecek cinleri çağırır. İfrit gibi cinler, insanları çok daha fazla aldatabilirler. Cinlerin, yüksek binalarda bulunan insanları aldatarak, pencereden atlamalarına sebep olduğu anlatılmaktadır.
Bu cinlerle gelen ölüm, insanın intihar etmesi şeklinde olur genellikle. Cinci hocalar, bu gibi durumların beyne yerleşen cin belirtilerinin en ileri noktası olduğunu ve bu durumlarda cinlerin insanların iradesini ele geçirdiğini iddia eder.
Sabun büyüsü gibi güçlü büyülerle musallat olan cinler ise, bizatihi insanı öldürebilecek güçtedir. Bu büyü ilgili kişinin evine yakın bir yere, çeşitli tılsımlarla birlikte yerleştirilen bir sabundan kaynaklanır. Bu sabun tesisat gibi akan suyun olduğu bir yere koyulur.
Sabun büyüsüne göre, büyü yapılan sabun eridiğinde, kişiye musallat olan cinlerin onun kalbine ulaşarak onu öldürebileceklerine inanılır. Bu tehlikeli büyü fark edildiğinde, büyü nesneleri hızlıca bulunup yok edilmelidir bu yüzden. Cinci hocalara göre, cin musallatı belirtileri bu yüzden ciddiye alınmalıdır.
Cin ve insan arasındaki aşk
Cin musallatının bir sebebi de, cinlerin bir insana aşık olmasıdır. Bu durum bazen bir aşk büyüsü neticesinde gerçekleşir. Bazense bir bebeğin banyo, tuvalet, hamam gibi cinlerin bulunduğu yerlerde doğması halinde gelişir. Böyle cinler tarafından sahiplenilen bir yerde doğan bir bebek, bir cin tarafından aşık olunarak sahiplenilebilir. Böyle bir kişi, hayatı boyunca bu cinin musallatından kurtulmaya çalışır.
Yakışıklı, gösterişli, ağırbaşlı delikanlılara dişi cinlerin göz koyduğu, onları tedirgin ettiği, akıllarını başlarından aldığı olur. Dişi cinler böyle delikanlıları çok kıskanır, sevgilileriyle buluşmalarına, konuşmalarına engel olur. Gerdeğe girdikleri gece de başarısız olmalarına yol açarmış.
Cinci Büyüleri ve Yıldızname, s.107, İsmet Zeki Eyüpoğlu
Bu noktada ilgi çekici olan şey, şamanizmde de benzer bir ruhla aşk yaşama fenomeni olmasıdır. Orta Asya şamanizminde şaman evlenmez ve çocuk yapmaz. Çünkü her şamanın karşı cinsiyetten bir koruyucu ruhu olduğuna ve şamanın onunla ilişki yaşadığına inanılırdı. Bu inancın, anadoluda günümüzde görülen cinin insana aşık olması fenomeniyle ilişkisi düşündürücüdür. (Bknz. Şamanizm ve cinci hocalar)
Cinler hakkındaki bilgiler ve kaynakları
Bu noktada başka sorulara değinmek istiyorum. Cinler hakkında bilgiler nerden geliyor? Bu kaynakların ne kadarı dinsel, ne kadarı paganik? Ve bu kaynakların yazılı ve sözlü olanlarının farklı özellikleri ne?
Birinci kaynağımız dinsel kaynaklar. Bunlar arasında en belirli olanı Kur’an ve diğer kutsal kitaplar. Fakat Kur’an’da cinlerle ilgili çok az bilgi var. Ve Kur’an’da ki bilgiler cin hikayelerinin çok az bir bölümünü oluşturuyor.
İkinci dinsel kaynak ise hadistir. Fakat hadisler çok geniş ve güvenilir olmayan çok fazla hadis var. Cinlerle ilgili hadis bilgileri, bence sözlü anlatılar ve paganik kökenlerle ile iç içe.
Havas kitapları ve diğer dinsel kitaplar, cinlerle ilgili çok daha fazla bilgi içeriyor. Bu bilgilerin bir kısmı kutsal kitap ve hadislere dayansa da, daha geniş bir kısmı halk anlatılarına, Arap paganizmine ve Yahudi mistisizmi gibi diğer anlatılara dayanıyor.
Cin anlatılarında iki farklı türde kaynak var bence. Bunların ilki yazılı kaynaklar, ikincisi sözlü anlatılar. Fakat cinlerle ilgili bilgilerin, büyük çoğunluğu halk anlatıları ve sözlü folklore dayanıyor.
Üstelik Kur’an haricindeki tüm kaynaklarda sözlü folklorun etkisi var bence. Hadislerin içindeki güvenilmez bölümlerin çoğu, Arap adetleri, Arap paganizmi ile ilgili zaten.
Sonuç olarak, cinler hakkında bilgilerin pek çok paranormal anlatı gibi, ağırlıklı olarak sözlü anlatılara dayandığı aklımızdan çıkmamalı. Yani burada son derece muğlak, insanın korkuları ve psikolojik zorlantıları ile ilgili, kültürel sendromlara dayanan bir alandan bahsediyoruz.
Fakat cin hikayelerini ve buna benzer hikayeleri hiçbir zaman silip atamayacağız. Çünkü insanın hayal gücü her şeyden daha hızlı. Ve hikaye anlatmak insan için en önemli ihtiyaçlardan birisi. Ve cinlerden neden korkarız sorusu hala geçerli olmayan devam edecek.
Bir Cevap Yazın